Genç adam kendini denizin kokusuna ve rüzgârın tazeleyen havasına bıraktı. Üç gündür baş büyücünün ona verdiği ve yararı olabileceğini söylediği kitapları araştırarak geçirmişti. Şimdi açık hava almak oldukça iyi gelmişti doğrusu.

Rhys, ellerini geminin güvertesine dayadı ve derin bir nefes aldı. Günler sonunda ilk defa kendisini çok iyi hissediyordu. Kılıcı her zaman olduğu gibi kınında duruyordu. O geceki olaydan sonra bir daha kınından çıkmamıştı. Rhys, mümkün mertebe ona dokunmamaya özen gösteriyordu.

Genç adam elindeki eldivenleri çıkardı ve artık iyice uzamış olan sakallarına dokundu. Tıraş olması gerekiyordu. Bu gemide bir prens olarak iyi hizmet görse de kalesindeki lüks yoktu. Doğrusu Rhys'de bunu çok önemsemiyordu. Bütün o protokoller ve yapmacıklık zaman zaman onu boğuyordu.

Gerçi şikâyet etmeye hakkı yoktu. Sonuçta bu konularda en çok başı yanan kişi Helen'di. Küçük kardeşini düşünmek Rhys'in gülümsemesine neden oldu. Henüz yeni yürümeyi öğrenmiş bir çocukken bile Helen çok yaramazdı. Çıplak ayakla koşmayı, ağaçlara tırmanmayı, ağabeyleriyle yaramazlık yapmayı çok severdi.

Ne yazık ki bunlar o korselerin içine tıkılmadan çok önceydi...

"L-Lor-Lordum"

Rhys, daldığı düşüncelerden uzaklaşıp hemen arkasında duran bir tayfaya döndü. Kendisinden çok daha genç bir adamdı. Muhtemelen on altı ya da on yedi yaşlarında olması gerekiyordu. Elindeki paspastan anlaşılan henüz bir miço olduğuydu. Rhys, tırabzanlara dayandı ve genç adama baktı.

Sarışın kirli saçları biraz fazla uzamıştı çocuğun. Oldukça da zayıftı. Yeteri kadar iyi beslenemediği her halinden belliydi. Üzerindeki pis kıyafetlerde ondan çok daha geniş kalıptaki birine uygun olduğu belli olacak şekilde üstünden sarkıyordu.

Çocuk zorlukla yutkundu ve cesaretini toplamak için derin bir nefes aldı. "Si-sizin" diye başladı cümlesine ve durdu. Sanki söylerse başına korkunç bir şey geleceğinden korkuyordu. Ancak yine de kendini zorladı. "Bir ş-şey-şeytan olduğunuzu söylüyorlar" dedi ve hemen gözlerini sımsıkı kapadı ve başını yana eğdi.

Rhys gülse mi kızsa mı bilemeyerek bir süre çocuğa baktı. Ancak durum o kadar komikti ki kendine engel olmadan kıkırdadı. Çocuğun beklediği darbe gelmeyince ve efendisinin gülme sesini duyunca şaşkınlıkla başını kaldırıp baktı. Rhys, başını yana eğdi. "Sana bir şeytan gibi mi görünüyorum?" diye sordu neşeyle.

Genç miço hızla başını iki yana salladı. "Hayır, efendim" dedi hemen. "Bana çok sıradan bir insan gibi görünüyorsunuz" dedi ve sonra hakaret ettiğini düşünerek hızla devam etti. "Yani yanlış anlamayın siz bizim haşmetli lordumuz ve ülkemizin değerli-"

Çocuğun sözleri Rhys'in kahkahasının üzerine kesildi. Genç prens artık karnını tutuyordu gülmekten. Rhys doğruldu ve gözündeki yaşları sildi. "Adın ne çocuk?" diye sordu.

"C-Colin, efendim"

Rhys, uzun zamandır bu kadar güldüğünü hatırlamıyordu doğrusu. Doğruldu ve elini uzatıp çocuğu yanına çağırdı. Çocuk tereddütlü bir şekilde ona doğru yaklaştı. Rhys, kolunu çocuğun omzuna dolayıp yanına çekti ve bir sır verir gibi ona eğildi. "Ben bir şeytan değildim, Colin" dedi sakince. "Ama sana tavsiyem eğer bir şeytan görürsen onunla konuşmaya çalışma. Koşabildiğin kadar hızlı koş ve uzaklaş oradan"

Colin'i bıraktı ve arkasını dönüp kamarasına doğru yürümeye başladı. Yanından geçerken tayfaların şaşkınlıkla ona baktığını görebiliyordu. Merdivenleri tırmanırken genç Colin'in sesi arkasından geldi.

"Tavsiyeniz için teşekkür ederim, Lordum" diye bağırdı genç miço. "Uymaya özen göstereceğim"

Rhys, gemiye bindiğinden beri ilk kez halinden memnundu.


ALINTI:

Fırtına beşinci günlerinde onları yakalamıştı. Kaptan Marcus'un söylediğine göre Şeytan Geçidi'ne yaklaşık bir günlük yolları kalmıştı ve o geçide her yaklaştıkları an tehlikeler daha da büyüyordu. Marcus, onun güvenliği açısından kamarada kalmasını söylemişti.

Rhys, küçük penceresinden dışarı baktı. Yağmur o kadar kötü bir haldeydi ki en ufak bir şeyi bile göremiyordu. Ancak çok tehlikeli bir durumda olduklarını anlayabilecek haldeydi.

Büyük bir şimşek çaktı ve Rhys bir anlığına görüntüsünün cama yansıdığını gördü. Anında geri korkuyla geri uzaklaştı.

Camelot PrensiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!