Aynadan kendime bakıp gülümsedim ama bu gülüş benim değildi. Ruj her şeyi mahvediyor. İrem'e baktım ve

"Ruju silelim bari" dedim. Hiç hoşlanmamıştım ki rujdan. Benim kendi dudaklarımın rengi de güzel. Hem parlatıcı sürsek yeterdi sadece. İrem

"Amma naz yaptın sende Ezgi. Ne güzel oldun işte" dediğinde derin bir nefes alıp verdim. Tekrar alışmak için aynaya baktığımda yüzüm düştü. Güzel değil!

"Yok böyle olmaz" dedim ve ani hareketle sandalyeden kalktım. Elime peçete alıp dudağımda ki ruju silecekken İrem elimi tuttu ve

"Olmaz!" Dedi. Elimi ondan kurtarıp

"Bal gibi de olur" dedim ve peçeteyi dudaklarıma yapıştırdım. İrem engel olmaya çalışırken bende silmeye çalışıyordum. Biz böyle kavga ede ede nereye varacağımız belli değilken odanın kapısı açıldı. İkimizde kollarımız birbirine dolanmış benim ağzımda peçete dururken annem

"Hala daha hazır değil misin kızım? Gelirler birazdan" dedi heyecanla. Kollarımızı birbirinden ayırdıktan sonra ağzımda ki peçeteyi alıp

"İrem yüzünden. Ruj sürdü sildirtmiyor" dedim. Annem yüzümü inceledi ve

"Gül bakayım" dedi. Sıkıntı ile gülümsedim bende. Annem

"Sil gitsin boş ver" dediğinde

"Oh be" dedim ve aynanın karşısına geçip rujumu sildim. Yine de kırmızılığı az bir şey kalırken geçmediği için öyle bıraktım. En azından az önce ki kadar belirgin değil. İrem oflayıp

"Aman be" dedi. Bende kocaman gülümsedim. İşte bu gülümseme benim. Kapı zili çaldığında heyecandan kalbim öküz gibi atmaya başladı.

"Ayh geldiler" diyen Ecem'in heyecanlı sesi beni daha da heyecana sokarken annem

"Hadi aşağı hadi" dedi ve bizden önce gitti. Bende aynadan kendime son kez baktım ve gülümseyip kızlara destek almak istercesine baktım. Derin bir nefes alıp verdim ve odadan çıktım. Merdivenlerden aşağı inip kapıya doğru ilerlediğim de annem kapıyı açtı. Bayılacağım!!

Karşımıza direk 40 yaşlarında genç duran bir bayan çıkarken annem

"Hoşgeldiniz" dedi. Ben biraz geride durduğum için fark edilmiyordum. Bu kadının kim olduğunu ise şu an acayip merak ediyordum. Kadın naif bir sesle kibarca

"Hoşbulduk" dedi ve içeri girdi. Ardından Eser girip sonra da Rüzgar girdiğinde bir an nefesim kesilecek sandım. Bu onu ilk defa takım elbise ile gördüğüm an değildi ama şu an ki durum farklıydı ve o, o inanılmaz yakışıklıydı. Gözlerimi ondan alıp annemlere çevirdiğimde o kadın anneme elini uzatıp

"Ben Rüzgar'ın annesi, Cemre" dediğinde şaşkınlıkla gözlerim büyürken kadına baktım. Yok artık. Şu an karşımda duran kadın Rüzgar'ın annesi miydi? Ailemden biri demişti zaten ama bu güne kadar tanışmamışken şu an tanışmamız biraz garip ve şaşırtıcı oldu.

Bakışlarım yavaş yavaş Rüzgar'a dönerken onunda bana gülümseyerek baktığını fark ettim. Bende hafif bir tebessüm ederken hala daha şaşkındım.

Annem Rüzgar'ın annesinin elini sıkıp

"Bende Şermin, kızımızın annesi" dedi gülerek. İkisi bir gülüşürken anneminde şaşkınlığı bariz belliydi. Rüzgar'ın annesi yan yana durmuş 4 kıza yani sırayla bana ve kızlara bakarken hangimiz olduğunu anlamaya çalışıyordu sanırım. Ben şaşkınlıktan kendimi belli etmek adına her hangi bir hamlede bulunamazken

"Kızımız hangisi?" Diye sorduğunda kızlar beni arkamdan itti. Kadına doğru bir kaç adım atarken gülümsedim. Annem

"Kızımız bu" dediğinde öyle bir heyecan kapladı ki içimi anlatamam. Kalbim her yerde atıyordu resmen. Bu anı unutamayacağım. Kadın bana bakıp gözlerini kısarak beni inceledi inceledi inceledi ve bu inceleme nedense hiç bitmedi. Ay yeter dememek için kendimi tutarken kadın kocaman gülümseyerek gözlerime bakıp

İLK AŞK {TELEFON SAPIĞIM} Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin