BÖLÜM 2

60.7K 1.8K 108

Kalabalık davetler... Sahte ilişkiler... Güç gösterileri...

Şimdiye dek içinde bulunduğum ortamlar yalnızca bundan ibaretti. Ne istediğini bilen adamlar ve onlara istediklerini veren kadınlardan oluşan bu çevre, her zaman hoşuma gitmişti. Onlardan biri olduğumu unutmamış, şuh ve davetkâr olmayı bilen o kadınların verdiklerini almaktan çekinmemiştim. Oysa en yakın dostumun yaşadıklarından sonra, önlerine gelen her güçlü adama kendilerini teslim etmeye hazır o kadınlardan iğrenir hale gelmiştim. Ama yine de onları, kendimi rahatlatmak için kullanmaktan bir an bile tereddüt etmemiştim.

Kolumda içlerinden biriyle katıldığım bu davette, gözlerimle etrafı tarıyordum. Yanımda durup bana sokulan, kulağıma bir şeyler fısıldayıp gülen kadınsı kokunun kaynağını ise umursamıyordum. Bana neler vadettiğinin farkındaydım ve bir süredir rahatlayamayan bedenimin neyi arzuladığını biliyordum.

Kulağa hoş gelen aksanıyla, "Bu geceyi erken bitirelim," dedi ve koyulaşmış bakışlarını gözlerime sabitledi. Orada gördüklerimden etkilenmemi istediği belliydi.

Dudaklarım arsızca kıvrıldı. "Bu kadar sabırsızlandığını bilmiyordum," dediğimde, gülümsedi ve elini gizlice göğsümde dolaştırdı.

"Seni nasıl istediğimi belli ettiğimi sanıyordum."

"Tanışmamızın üzerinden bu kadar kısa bir zaman geçmişken mi?"

"Zamanın ne önemi var? İnsan arzularına boyun eğebilmeli."

"Arzularınla yaşadığına sevindim. Bir ortak noktamız var demek ki..." diye fısıldadım ve kimsenin göremeyeceği bir kuytuda olmamızı fırsat bilerek dudaklarımı kulağına değdirdim. Tenini hafifçe dişlerken, inleyişini duymuş ve aldığım hazla gülümsemiştim.

Tam o sırada salonda kopan alkışla dikkatimi sahneye çevirdim. Cannes'daki lüks bir otelde düzenlenen, belli ülkelerden başarılı iş adamlarının bulunduğu bu davette, neredeyse herkesi tanıyordum. Farklı ülkelerle iş yapıyor olmam beni daha geniş bir çevreye ait kılıyor, yalnızca aileden gelen bir zenginliği değil, kendi ellerimle kurduğum kocaman bir şirketi yönetiyordum.

Sahneye çıkan yaşlı adama dikkatle baktım ve herkesin saygıyla onu izlediğini görünce gülümsedim. Yıllar önce tanıştığım bu adamı anımsamış, onun hâlâ insanları bu denli etkilemesini takdir etmiştim.

"Tanıyor musun?" diye soran kadına baktım ve başımı hafifçe salladım.

"Evet... Uzun bir süre önce tanışmıştım."

"Karun kadar zengin olduğu söyleniyor. Armatörlerin bu kadar para kazandıklarını tahmin etmezdim."

Gözlerinde açgözlü parıltılarla söyledikleri ağzımda çirkin bir tat bırakırken, cevap vermeye tenezzül etmedim. Onun gibi kadınların, zengin adamlara köle olmaya meraklı olduklarını biliyordum. Armatörlük aile mesleğimiz olduğu halde, bunu dile getirmemenin en doğrusu olacağını düşündüm.

Saatler geçmiş, gece ilerlemişti. Birkaç iş adamıyla ayaküstü sohbetin ardından, yeniden geniş balo salonunun saklı bir köşesinde duruyordum. Dün otele gelir gelmez tanıştığım Camille, kulağıma her türlü tutkulu sözcüğü fısıldayıp beni tahrik etmeye çalışırken, iyi vakit geçirdiği belli olan insanları izliyordum. Burada olmayacağını tahmin ettiğim kişiyi hâlâ bulamadığımı aklıma getirmiyor, ilerleyen saatlerde Camille'in derinliklerinde zevk dolu birkaç saat geçireceğimi düşünüyordum.

AŞK HER ŞEYİ AFFEDER Mİ? - Sonsuza Kadar Serisi 1 (KİTAP OLDU)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin