|| 18. Bölüm ||

1.8K 201 353

İyi okumalar!

~•~

-Eren evde Isabel ve Mikasa ile yalnız kaldığı sıralarda-

-Levi ve Farlan-

Siyah saçları donuk mavi gözlerinin üstüne doğru dökülen, soluk benizli Alfa siyah arabadan ağır hareketlerle indi ve kapıyı kapatıp, gözlerini boş sokakta gezdirdi. Hava kapalı ve yağışlı olduğundan dolayı herkes evine çekilmişti bu kenar mahallede. Etraftaki pisliklerin üzerinde gözlerini gezdirdi, çöp tenekeleri yere doğru düşürülmüş ve içindeki pislikler caddeye doğru saçılmıştı.

Yerlerde kırık oyuncaklar vardı, hepsi çamura bulanmış ve terk edilmiş. Evlerin hepsinin ışığı kapalıydı, bazılarından ise birkaç kişi dışarı bakıyordu perdenin ardından. Sokaktaki yabancı bu iki öfkeli Alfa'yı merak ediyorlardı haliyle.

Diğer sarı saçlı Alfa da arabadan indikten sonra ıslak saçlarından ellerini geçirip onları geri yatırdı ve ağır adımlarla diğer Alfa'nın yanına gitti. İkisi de donuk mavi gözlerini boş sokakta oyalıyor, etrafı seziyorlardı.

Onlar kadar baskın bir Alfa yoktu etrafta, bu işlerine gelirdi.

"Şu ev olmalı," diyerek iki bina ilerideki müstakil evi işaret etti Levi. "Eren'in varlığı hala sezilebiliyor."

Farlan kafasını sallayıp boynunu esnetti ve parmaklarını kıtlattı, bu konunun Levi için ne kadar ciddi olduğunu iliklerine kadar sezebiliyordu. Her daim soğukkanlılığını koruyan arkadaşı, konu Eren olduğunda her şeyi yok sayıyordu ve dünyayı sadece kan kırmızısı olarak görüyordu. Konu Eren olduğunda Levi için her insan, her canlı, hatta cansız her varlık bile birer tehdit unsuruydu.

"Gidelim o halde," dedi Farlan. Ağır adımlarla binaları geçtiler ve o evin önünde durup verandaya ilerlediler. İçeriden ses gelmiyordu fakat içerideki bir Alfa'nın yaydığı öfke ile Beta'nın korkusu elle tutulur derecedeydi. Evin ne kadar huzursuz ve şiddet dolu olduğu dışarıdan bile hissedilebiliyordu. Bu kenar mahalle gerçekten rezaletti ve Levi Eren'in burada büyüdüğünü düşündükçe kahroluyordu.

Zavallı oğlan, asıl yaşama karşı habersiz kalmıştı bunca zaman. Şehirdeki yaşamı sadece Levi'ın yazdığı hikayelerden öğrenebilmiş, gerçek olduklarına da inanamıştı çoğu zaman. Eren'e göre her şey bu kenar mahallede olduğu gibi hiyerarşik bir düzene sahipti, güçlü güçsüzü ezerdi ve korumazdı.

Ama hayat bundan çok farklıydı.

Levi Eren'e ne olursa olsun bunları öğretecek, onu koruyacaktı.

Kapıya doğru ilerledi ve bir elini cebinden çıkarıp, kapıya vurdu. Bir süre içeriden ses gelmediğinde tekrar tekrar vurdu, varlıkları hissedilmiş olmalıydı ki içeriden tehditkar tınıda hırlamalar geliyordu.

Kapıyı birisi yavaşça araladı.

Karşılarında; kahverengi saçlarının aralarına kırlar serpilmiş, sakalları ile uzun saçları birbirine girmiş, orta yaşlı olmasına rağmen moruğun teki gibi duran bir adam vardı. Leş gibi alkol ve sigara kokuyordu, yeşil gözleri ise ukalalık ile doluydu.

Eren'in o güzel gözlerinin tekinin rengini bu adamdan almış olması büyük bir ironiydi... Eren'in bakışları ruhunun saflığını ve güzelliğini yansıtırken, bu adamın gözleri ruhunun leşliğini yansıtıyordu. Yeşil rengini böylesine kirletiyor oluşu, ne kadar da zavallıcaydı...

"Ne istiyorsunuz?" diye sordu adam tükürürcesine.

Sonrasında Levi'ın üzerinde kendi oğlunun varlığını sezmiş olacak ki, kapıyı ardına kadar açıp karşısına dikildi ve öfkeli bir biçimde onun gözlerine baktı. Bu hali Levi'ı ürkütmek yerine eğlendiriyordu. İstediği an bu adamı etkisiz hale getirip zavallının teki gibi yalvartabileceğini biliyordu.

Dear Diary || RirenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin