•Kalbin Ritmi •

3.2K 245 681

Multimedia:Sufle-İçinde Aşk Var.🎶🎶

•••Alıntıdır.
"İnsan işte, özlüyor bazen. Yani ara sıra. Tamam genelde. Evet her zaman."
•••

Bulanık bir beyinin yapmaya meyilli olduğu hatalar, içimdeki karmaşık duygularla harmanlanınca ortaya çıkarttığı sonuç zincirleme yanlışlardan başka bir şey değildi. Bedenim gibi zihnimin de kontrolünü yitirdiği kısa bir an içinde yaptığım aptalca şeyin şuan üzerimdeki tek etkisi pişmanlıktı.

Karşımda dikilen bedene bakışlarımı çevirdiğimde gözlerim yüzünü incelemeye başladı. Yüzüne düşen sarı saçlar, yeşil gözler burun kemerindeki beyaz bant, kemikli yüz hatları, alttakine oranla daha ince üst dudak ve beyaz bir ten. Son derece temiz yüzlü birine benzese de kendimde olduğumda asla ilgimi bile çekmeyecek bu çocuk şuan karşımda şaşkınlıkla bana bakıyordu. Pek biçimli sayılmayan kaşlarının hafif çatığı, verdiğim tepkilere olan kızgınlığını belli ederken, bakışlarımı yüzünden çekip elimle saçımı kaşıdım. Derin bir nefes aldıktan sonra dudaklarımı birbirine bastırıp, nefesi geri salmak için dudaklarımı tekrar araladım.

"Ee. Şey, evet ben..." Dediğimde mantıklı bir cümle kurmama engel olan kuşkusuz ne diyeceğimi kestiremememdi.

"Ben Hazel." Diyerek elimi uzattım. Ona bir özür borçluydum. Kıvanç kaşlarını kaldırıp yüzüme baktıktan sonra uzattığım elimi tuttu.

"Kıvanç Bulut." Dedikten sonra elini çektiğinde, bende elimi indirip parmağımın kenarıyla oynamaya başladım.

"Şey... Geçen gece için sana bir özür borçluyum, böyle olsun istemezdim ama inan fazla sarhoştum." Dedim mahcup bir tavırla.

Kıvanç'ın yüzündeki gergin ifade yerini korurken Mirza'nın sırıtan yüzündeki bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum.

"Keşke bu kadar basit olsaydı yavru kuş." Dediğinde anlamadığımı belirterek tek kaşımı kaldırdım. Bedenini hafif geri çevirip eliyle arkasındaki grubu gösterdikten sonra tekrar bana döndü.

"Herifin teki gelip burnumu kırdı, çıkan kargaşa yüzünden patronda beni kovdu. Ve benim bu işe ihtiyacım vardı." Dedi her kelimesine sesindeki gerginlik yansırken.

O an içimi kaplayan pişmanlık büyüdü, büyüdü ve göğsümün ortasına yerleşti. Kesit kesit görüntüler zihnimin duvarlarına çarparken, beynimde yaşadığım ufak sarsıntıyı henüz idrak edemeden, Kıvanç'ın sol omzunun üzerinde beliren bedenle bütün bedenim elektirik verilmişcesine gerildi.

Ares ateş saçan gözlerini bana dikmiş ve öldürecekmiş gibi bakıyordu. Seslice yutkunduktan sonra hızla Kıvanç'a döndüm.

"Hatamı telafi etmek için seni arayacağım, şimdi gitmeliyim. Tekrar özür dilerim." Dedim bir çırpıda ve bize doğru harekete geçen Ares'i görmemle, Mirza'nın koluna yapışıp çekiştirmeye başladım. Mirza homudanmaya başlamıştı ki Ares'i görünce oda hızlandı.

Ares'in yanına ulaştığımda, arkamda kalan Kıvanç'a doğru yönelmişti. Mirza'nın kolundan kurtardığım ellerimi Ares'in koluna koyduğumda bana omzunun üzerinden bakmaya başladı.

"Ares gidelim." Dedim gerginliğim sesime yansırken. Ares kolunu kendine doğru çekip çatık kaşlarıyla yüzümde bakışlarını gezdirdi.

"Ne konuşuyordunuz?" Dedi dişlerinin arasından.

"Seni ilgilendirmediğini, bildiğini umuyorum." Dedim kollarımı iki yanıma salarken. Ares'in kaşları biraz daha çatılırken yönünü tekrar Kıvanç'a çevirdi.

DAĞILMIŞ (Tamamlandı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!