HALÜSİNASYON

Telefonun sesine uyandı Jimmie. Maia'da homurdanıyordu.

Efendim Peter?

Jimmie, ne yaptınız, mesajını aldım. Handora'ya ulaşmaya çalışıyorum, Vallerie'ye rica ettim. Kaldığı metruk yere bir erkek hemşire yolladı. Yalnız tÜm olanları anlatmak zorunda kaldım.

Sorun değil, herhangi bir sakınca yok anlatmanda. Biz de Maia'nın evindeyiz. Sizden haber almadan çıkmayalım, dedik. Sende yeni haberler var mı?

Herhangi bir şey olmadı, sizin yolculuk nasıldı? Herhangi bir şey yaşadınız mı?

Hayır, şükür, herhangi bir şey olmadı? Rahat geldik denebilir. Yalnız, bu evde çalışanlar ölmüş sanırım. Araştırma şansımız olmadı ama geldiğimizde polis kordonu çekilmişti kapıya. Kimsecikler de yoktu.

Maia uyanmıştı. Patlak gözlerle Jimmie'ye bakıyordu.

Bir saniye Jimmie, kapı açılıyor sanırım Handora geldi. Evet Handora'ymış.

Tamam konuş anlat olanları biz hazırlanıyoruz ve senden haber bekliyoruz.

Tamam, diyerek kapattı telefonu Peter.

Ne oldu canım, ne yapmışlar?

Herhangi bir sıkıntı yok, bizim gölge tembel sanırım bu aralar.

Bırak öyle kalsın, Amy'yi ve Dorothy'yi arayacak mısın?

Evet saat 4'e gelmiş. Arayayım. Sen de ne hazırlık yapacaksak bir liste yap.

Listeye gerek yok, müştemilatta hazır çantalardan iki tane kaptık mı tamamdır.

İyi tamam o zaman, hazırlan çıkmaya hazır ol.

Tamam da karnım acıktı, bir şeyler atıştıralım dışarıda. Hazır vaziyette bekliyor oluruz.

Peki canım, demişti, Jimmie telefonu çevirirken.

Jimmie, Amy'le hasret giderdikten sonra telefona Dorothy'yi almış ve ona Jeronimo'yu tarif etmişti. Amy'nin kolunda ki bilekliği Peter White'a ulaştırmasını ve orada kalmalarını rica etmişti.

Gize pazarındalardı. Jimmie hayran hayran etrafı izliyordu. Bir sürü seyyar satıcı ve pazar tezgahı vardı. Küçük lokantalar göze çarpıyordu.

Biliyor musun demişti, Maia. Burada ikinci el ayran var.

Ayran ne demişti Jimmie.

Yoğurt ve su karışımı bir içecek.

Saçmalama Maia, içeceğin ikinci eli nasıl oluyor ki?

Kahkahalarla gülmüştü Maia. İnan bana oluyor. Kalan yarımları birleştirerek yapılan ayrandan içersen 10 kuruş, diğerinin bardağı 20 kuruş.

Olur mu öyle şey, dedi, Jimmie.

Oluyor ciddi. Şaka yapmıyorum.

Dudak bükmüştü Jimmie, bakalım neler göreceğiz buralarda, demişti. Çok lüks olmayan, salaş bir restauranta oturdular. Çantaları sırtlarındaydı. Arabayı pazarın girişinde bulunan bir değnekçiye emanet etmişlerdi. Burada arabanızı koyacak bir yer bulun yeterdi. Çekici falan hak getire, demişti Maia.

Ne yiyeceğiz, dedi Jimmie merakla.

Sana çok güzel bir kebap ısmarlayacağım. Yanında da çok güzel birer kadeh içeriz, ne dersin?

Peki madem, tur rehberimiz sensin.

Menüye gerek yok, dedi geleneksel Mısır kıyafetleri içinde gelen garsona, Maia.

Akhenaton (Amenofis)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!