For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

BÖLÜM 2

31 5 1

            Tavandaki parlak ışığa bakarken gözlerim yanıyordu. Sırtımda belli belirsiz bir ağrı vardı, beni çok rahatsız etmiyordu. Hala aynı odada olsam da, etraf bana fazlasıyla yabancı geliyordu.  Beni bayılttıklarını anlamıştım, peki niye öldürmemişlerdi? Aklımda binlerce şey kuruyordum, beni uyuşturmuşlardı. Kafamı yana yatırınca konuşan insanlar gördüm, ama görüntü vardı- ses yoktu. Sağır olmuştum galiba. Herhalde bazı olayları kaçırdım, ha.. Yo, sadece aklımı kaçırdım.

             'Neden direk Deney'e götürmüyoruz? Böylece boşuna onunla uğraşmayız.' Sinir bozucu bir kadın, hayatımı tehlikeye atmak için elinden geleni yapacağa benziyordu. Başka bir kadın onu geri çevirdi. 'Büyük Merkez'den haber bekliyoruz, şimdilik ne yapacağımızı onlar bildirecek.' En azından hayatımdan birkaç saniye kurtarmıştı. ''Önce öğrenelim. Sonra gerekeni yaparız.'' Yavaş yavaş duyularım açılıyordu. Veya hayal görüyordum. 'Sistemi çalıştırın' Hoparlörlerden çıkan bu sesi gerçekten duymuştum, ama duymamayı tercih ederdim. Kol ve bacaklarım üzerinde yattığım sedyeye bağlıydı. Başımda bir sürü mikroçip olduğunu hissediyordum, canımı yakıyorlardı.

        Derken beynimin içinde bir zonklama hissettim. Patlayacaktı sanki, kıvranıyordum. Omurgamdan yukarıya doğru dehşet verici bir acı oluştu, vücudumun her tarafında hissediyordum. Sanki zehirlenmiştim, daha önce hiç bu kadar acı çekmemiştim. Ölmek istiyordum, bu acıdan kurtulacaksam değerdi. Ellerimi hareket ettiremiyor, çığlık atamiyordum; bir güç beni engelliyor gibiydi. Sonra yavaş yavaş sakinleştim, bir anda her şey bitti.

         Eva Scarlett, 16 yaşında - Bağışıklığı var.Annesinin ülke dışına çıkma suçuyla ölümüne karar verildi. Bu sırada da kendisi UKBM'ye getirildi. Babas.......

         Biri bunu duyar duymaz aniden sistemi kapattı. ''Bizlik bir şey yok.''

        ''Ne yaptığını sanıyorsun!'' Tartışma çıkmış gibiydi. ''O bilgiler artık geri gelmeyecek, öğrenemeyeceğiz. Eğer ihbar edilmek istemiyorsan-''

         ''Bu kadar yeter! Büyük Merkez böyle işlerle uğraşmak istemez.''

          Zaten yeteri kadar kafayı yemiştim, bir de bu ahmakların bağrışmalarını dinleyecek halim yoktu. Gözlerimi kapayıp kendimi huzur dolu rüya alemine attım.

     ■■■■■■■■■■■■■◆■■■■■■■■■■■■◆■■■■■■■■■■■◆■■■■■■■■■◆■■■■■■■■■

         "Sonunda, uyandın mı? Hey!" Yerde yatar vaziyetteydim, bir denek odasındaydım.  Ancak bu oda diğer tipik, modern ve lüks dizayn edilmiş denek odalarına benzemiyordu. Daha özensiz dekore edilmiş, duvarları boyanmamış bir denek odasıydı. Herhalde eski ve muhtemelen Deney'de ölmüş olan bir deneğin odasıydı. Birisi benimle konuşuyordu, ama ben hala uyku sersemiydim. Yaşadığım korkunç olayı zihnimden silmeye çalışıyordum. "Oda 5089, değil mi? Saol ya." Sesi odada yankılanırken ben halâ ne yapacağımı düşünüyordum.

         Bu da kimdi böyle? Sanki daha önceden gördüğüm, bildiğim biriydi. Benim yaşlarımda, hafif bronz tenli, gözleri -muhafızların lenslerinin aksine- doğal görünüşlü ve masmaviydi. Bakışlarında bir tuhaflık vardı, ama kesin tanıyordum bu deneği.

         "Yaşıyor musun?" Hiçbir şey söylemiyorudum, sadece onun kim olduğunu çıkartmaya çalışıyordum. Hayır - gerçekten bu yüzü hatırlıyordum. Sonra yakasındaki kırmızı broşu gördüm. Yenilerden biri.

         "Sen?" Ağzımdan çıkan tek sözcük bu oldu. Bir şey söyleme ihtiyacı duymuyordum ama içimde belli belirsiz bir merak vardı. Neden buradaydık ki?

         "Ben ya. Sayende yakayı ele verdim. Of, bendeki de ne şanssızlık!" Ne diyordu şimdi? "Neyse, umarım ölmeyiz."

         "Oda-" Cümlemi tamamlayamadan lafımı böldü.

         "Oda 9004. Kaçmaya çalıştığım için burada tutuluyorum, neyse unut gitsin." Eyvah, bu yakalandığımda yanımda açık olan kameradaki denekti. Tüylerim ürpermişti, sonuçta bu denek benim yüzümden tutsak ediliyordu.

           "Merak etme, bir keresinde yemek çalmıştım - ki bu büyük bir suç - ama bana sadece uyarı verdiler. Kurallar şöyle ; 10 uyarı alırsan, tutsak olursun. 20 uyarı alırsan; öldürürler. Bununla beraber toplam 2 uyarım olacak, bu bir şey değil." ona güven vermeye çalışıyordum.  "Seninkisi sanırım 1 oldu."

          "İyiymiş." Gözlerini odada gezdirirken bana cevap yetiştirmeye çalışıyordu. "Ne zamandır UKBM'desin? Yakalandığında kaç yaşındaydın?"

          Hiç tereddüt etmeden yanıtladım, bu denek bir ajan olamazdı herhalde. "Kendimi bildim bileli buradaydım. 2 yaşımdayken annem Uriel'den kaömak isteyince onu öldürme kararı almışlar. Bu sırada da Bağışıklığım olduğunu anlayıp beni bu yere getirmişler, ah burdan nefret ediyorum." Ben de aynı soruyu sordum. "Peki sen nezamandır burdasın?"

         Kollarını kavuşturup tek kaşını havaya kaldırdı. "Yaklaşık 1 ay. Tişörtümdeki bu komik kırmızı şeyi de bu yüzden taktılar." Neden bana iyimser davranıyordu ki? Hem benim yüzümden yakalanmıştı, hem de benim yüzümden tutsaktı. Bana kızmamış gibiydi, ancak yine de sorsam iyi olurdu.

        "Kızgın mısın, adını bilmediğim denek?" Deneğin adını sormak ve kızgınlık derecesini öğrenmek için iyi bir yol mu, bilmem. Ancak işe yarıyor gibiydi.

         Bu sırada yanıma yaklaştı. " Ben Avia. Aptal-ismimle Xavier. " gerçek ismi çok daha iyiydi.

         "Eva. Aptal-ismimle Xenia." Bunu duyunca yüzünde bir gülümseme oluştu, ben de onu böyle görünce içim ısındı ve mutluluk duydum. İlk defa bir denekle bu kadar fazla konuşuyordum. Tuhaf bir histi, sanki biri bana değer veriyormuş gibi.

         "Kızgın mısın?" Tekrar ettim. "Avia?"

         "Hayır, en sonunda zaten yakalanacaktım. Belki de böylesi daha iyidir." İçimden bir yük kalkmıştı, suçluluk duygusu en nefret ettiğim histi. Suçluluk hep kalbinizde kalır, unutmaya çalışsanız de gitmez.

         "Bir şey soracağım, yani tabii cevap vermek sana kalmış. Aslında, bunu hep merak ettim. Herkes bana farklı şeyler söyled-" Sözümü böldü.

         "Tabii ki sana cevap veririm." Ben de çekinerek sordum.

         "Dışarısı, nasıl bir yer?" Bunu daha önce yenilerden birine sormayı denememiştim. UKBM'de hiç cam yoktu, bunun yerine duvarlara monte edilmiş hologram cihazları vardı.

         Avia derin iç çekti. "İnsanları saymazsak harika, herkes parasız ve aç. Burada zengin ailelerin çocukları için - benim gibi - çok lüks bir ortam var, ancak esaret ve korku var. Ama dışarda tertemiz hava var. Kuşlar, ağaçlar..." Kuş mu? Ağaç mı? bunlar gerçekten Dışarıda var mıydı? onların hep uydurmaca olduğunu düşünmüştüm. Kuş nasıl bir şey, ağaç ne, bilmiyordum. "Yine kaçmayı deneyeceğim."

         Ben de buradan kurtulmak istiyordum.  Her yıl Seçme Günü'nde  korku yaşıyordum. Ölüm vardı, evet ancak burada genç denekleri öldürüyorlardı. Keşke bir şansım olsaydı. En azından bir tane.

         "Sen kaçmayı ister miydin?" Sanki Avia zihnimden geçenleri okuyordu.

          Cevabımı sabırsızca yapıştırdım. "Keşke yapabilseydim." Uzun uzun tavana baktığım için Avia beni garipsiyormuydu acaba?

HaykırışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!