MISRA

Yüzümde hissettiğim parlaklıkla mırıldanarak sol tarafa döndüm. Ama parlaklık geçmiyordu. Ah lanet olsun! Zaten dün gece ağlamaktan uyuyamamıştım, şu perdeleri kim açtı da uykumu mahvediyor böyle? Küfrede küfrede gözlerimi açtığımda onaylamaz gözlerle bana bakan ailemle karşılaştım. Çok güzel hem uyandırılıyorum hem de küfürlerim kabul edilmiyor. Ben terbiyeli bir kız değilim ki.. Hatta pek çok erkekten daha bozuk bir ağzım olduğunu söyleyebilirim. Arkadaş çevresi gerçekten çok etkiliyormuş ha. 

Sabah sabah zehir gibi çalışan aklıma gözlerimi devirdim ve yataktan huzursuzca kıpırdanarak kalktım. Annem ile babam hala tepemdeydi ve tebessüm ederek bana bakıyorlardı.

"Hey cumartesi uykumu böldünüz zaten, daha ne dikiliyorsunuz başımda?!" Sitem edercesine çıkıştığımda gülümsemeleri büyüdü ve abartmıyorum 32 dişlerini birden gördüm ikisininde.

"DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN!" İkisi bir anda bağırınca neye uğradığımı şaşırdım. Bugün doğum günüm müymüş? Hiç farkında değilim. Heyecanlarını tersleyerek çürütmekte olmaz. Ama hunharca uyandırılmama tepkisiz kalmam da beklenemez tabi ki.

"Teşekkürler sevgili uyku bozan ailem. Hadi gidinde bir kendime geleyim, ben gelirim yanınıza." 

Bunları söyleyip yataktan kalktım ve banyoya yöneldim. Banyoya girip yüzümü yıkadım ve kurulama gereksinimi duymadan banyodan çıktım. Annemle babam hala odamdaydı. 

"Hey gençler! Çıkmayı düşünmüyor musunuz?" Annem tıpkı küçük bir çocuk edasıyla kafasını sağa sola salladı ve muzip bir gülüşle bana yaklaşmaya başladı. Of hayır bu gülüşü en son gördüğümde buraya taşınma kararlarını paylaşmışlardı. Şimdi ne olacak kim bilir? 

"Gözünü kapat." 

"Hayır." 

"Hadi Mısra kapa şu gözlerini!" Annem isyankar bir tavırla bağırdığında babam arkadan bizim atışmamıza kahkahalarla gülüyordu. Ağzımın içinde bir kaç küfür mırıldandım ve ne kadar istemesemde annemle kapışmanın yersiz olduğunu bildiğimden gözlerimi kapadım.

"Şimdi kollarını uzat." Napmaya çalıştıklarını bilmiyorum ama tırsmaya başladım sanki.

Kollarımda tüylü birşey hissedince çığlık attım ve tam fırlatıcakken gözlerimi açınca karşımda tüylü bir yaratık olduğunu farkettim. Bir köpek... 

Küçüklükten beri bir köpek isterdim ama alerjim olduğu için almazlardı. Şimdi kollarımda dünya sevimlisi bir golden yavrusu duruyordu ve bebek gibi mıyışmış kısık gözleriyle bana bakıyordu. Tüylerinin rengi tıpkı nescafe gibiydi ne kahverengi ne beyaz ortalarında sütlü bir renk.. Ben kucağımdaki bu yaratığa şaşkın gözlerle bakarken annem konuşmaya başladı.

"Doğum günün kutlu olsun hayatım, hediyene merhaba de." Duyduklarıma inanmakta güçlük çektim. Bir köpek, sadık bir dost. Fındık burnu ve minik gözleriyle bana bakan bir dost. 

"Merhaba fındık burunlu. Senin adın Kahve olsun mu? Tıpkı nescafe gibi tüylerin var. Bence bu ad sana çok yakıştı. Ha, ne dersin?" Kahve bu soruma bana daha fazla sırnaşarak cevap verince bunun evet olduğunu düşündüm.

"Çok teşekkür ederim gerçekten beni çok sevindirdiniz." Önemli değil dercesine kafalarını sallayıp beni Kahve ile yalnız bırakmak amacıyla odamdan çıktılar..

..

Kahvaltımı yapıp bir duş aldıktan sonra üstüme salaş bir sweat ve bir pantolon geçirip Kahve'yi de aldım ve yürüyüşe çıktım. Kahve ile sohbet ede ede yürüyorduk. Kahve birine doğru koşunca tasmasını tutan ben el mahkum peşinden koştum. Kahve çocuğa sürtündü ve kucağına atladı. Onun bu hallerini gülümseyerek, ilk defa içten gülümseyerek, izlerken çocuğun yüzünü gördüm. Ve gülümsemem anında soldu. Rüzgar.. Kahve bula bula buna mı sırnaştın? Rüzgar beni fark etmemiş gibi Kahve'yi seviyordu ki oda beni görünce gülümsemesi silindi. Yüzüne dikkatlice bakınca gerçekten berbar bir halde olduğunu farkettm. Dün pansumanını ben yapmıştım evet ama akşam karanlığında oda ışığı pekte aydınlatmıyordu. Şimdi güneş ışığında bakınca yüzünde beyaz bir yer olmadığını farkettim. Her yeri mosmordu. Rüzgar yavaşça eğilerek Kahve'yi yere bıraktı ve eğilirken inlemesinden kaburgalarınada darbe aldığını anladım. Ama yine de tepki vermedim ve yerden kalkana kadarda bakışlarımı ondan çekmedim. Dayak yemesine rağmen öyle çekici bir duruşu vardı ki bu düşünce kafamı yere çarpma isteği uyandırdı bende. Rüzgar tam olarak doğrulduğunda bakışlarımı ondan çektim ve yerdeki sevimli yaratığa bakmaya başladım. 

KayıpBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!