Sönük ötesi bir bölümdü. Özür dilerim :( Multimediada Beria var :)

Iyi okumala!

"Ya kızım az dursuna zaten sırılsıklam olduk..." Devrim'in bıkkın ve biraz da komik ifadesine kıkırdayarak baktım. Ikimizde de ıslaklığı üst seviyeye taşıyacak kadar ıslaktık. Bu cümlenin mantıksızlığına bakmıyorum bile.

Yarım saat boyunca suyun altında koşturmanın getirileri diyelim. Gerçekten çok eğlenmiştim ve onun da eğlendiği ortadaydı.

"Ne var be... Hem çok yakıştı sana bak demedi deme" Sırıtma sırası ondaydı.

"Öyle mi küçük bayan?"

"Öyle koca bebek!"

Dediğimi umursamadan bana sarıldı ve soğuk bir kez daha içime işledi.

"Yapma ya ...brrr..soğuk!" Bilerek yaptığını biliyordum. Yalancı bir kızgınlıkla suratına baktım. Tamam kabul beceremiyorum.

"Iç çamaşırlarıma kadar ıslandım ben ya.."

Hareket ettikçe daha da rahatsız ediyordu ve hemen üzerimi degistirmezsem bir serum beni kurtarmayacaktı.

"Şikayet etme hakkına sahip olduğunu da nerden çıkardın, koşarken iyiydi ama."

"Offf Üşüyorum, şu Lanet çeneni kapa da araba nerde onu söyle...hemen üzerimizi degistirmezsek hastalıkla yakın ilişkiler kuracağız." Bunları söylerken bile çenem titriyordu. Soğuğu severim tamam ama ıslak olmak hoş değildi. Altıma yapmış gibi hissediyordum.

"Kim sana yağmurda koştur dedi ki?"

"Icimdeki lanet ses dedi canım! Hem beni kovalarken iyiydi ama" onun sesini taklit ederek repliğini değiştirmiştim.

"Bu arada bu halde seni arabayla evine götüreceğimi sanıyorsan beni tanıyamamışsın güzelim" zaten seni tanımıyorum ki.

Ters ters ona baktığımda 'küçük dünyaları ben yarattım' ifadesinin suratına yerleşmiş olduğunu gördüm. Bunun altından hayırlı şeyler çıkmaz söylemedi demeyin.

"O zaman anahtarları ver kendim giderim"

"Çık cik ...arabamı sana emanet etmek mi? Asla! Benim daha iyi bir fikrim var"

Bana öyle sırıtarak bakmayı kes seni zevzek!

"Bu gece bizde kalırsın"

"Başka seçeneğim var mı? Mesela direkt uçurumdan atlasam falan?"

"Yeri geldiğinde seni zevkle atarım o meşhur uçurumdan ama ben soru sormadım. Bizde kalıyorsun!"

"Beni yapacak ödevlerim var çok sevgili Devrim(!). Ödevimi yazmazsam sınıfta kalırım. Yazık olur sonra. Hadi götür beni evime!"

Hiçbir işe yaramayan ödevleri bahane edeceğim aklıma gelmezdi ama ne demişler? Asla, asla deme!

"Ya ben de salağım yedim di mi?" Yemedin di mi? Doğru ya hiçbir işe yaramayan ödevler yine bir b*ka yaramadı.

"Salaksın tabi. Beni zorla mi tutacaksın?"

"Tabi ki hayır. Sen özgür bir bireysin(!)" Dedikten sonra yürümeye başladı. Ne yapmaya çalışıyordu. Beni yıldırmaksa eğer amacı bu oyunun iki kişilik olduğunu bilmeli.

En azından yağmur durmuş yerine bulutların arkasından seyrek ışıklarını yollayan güneşe bırakmıştı. Dolayısıyla da gökkuşağına...

Sen Gittiğinde(Askıya Alındı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!