Kalpkıran

144 7 1

Bu bölümü oz_yıldırıma ithaf ediyorum. Yabancı tek kelimeyle muhteşem. Okulumdaki herkes bunu konuşuyor. Bu bölüm için baya ugrastım Umarım begenirsinizz <3

Playliste başlıyorum!

Bölüm şarkısı : Heartbreaker - Justin Bieber

"Seni seviyorum Mira."

Beynim acıyla çınlarken, kafamda yankılanan ve giderek büyüyen bu sesle vüdumu yakan tatlı bir duygu hissettim. Gözlerindeki okyanusa düşmüştüm, kurtulmak için bağırıyordum. Kimse beni duymuyordu. Pasifik'in ortasında öylece kalmıştım, yalnızdım. Kalbimin bir an göğüs kafesimden fırlayacak gibi olduğunda derin bir nefes aldım.

"Mira! Hadi, gidiyoruz."

Annemdi seslenen. Cok ciddiydi sesi. Keskin gözlerle bizi keserken içimdeki tüm hisleri bastırarak oradan uzaklaştım. Arabaya güçlükle bindim. Yol boyunca kimse konuşmadı. Rahatsız edici sessizlik, eve geldiğimizde bittince, kendimi rahat yatağımın güvenli kollarına bıraktım.

...

Uyurken tüm her şeyin geçtiğini sanmak, bir yalan. "İyiyim" kelimesi kadar büyük bir yalan olmasa da, yalan yalandır. İstediğe renge bürünmüş olsun, istediği isme takılmış olsun. Uyandığında bütün sorunların geri geldiğini hatırlamak da, en kötüsü. Uyku, bir aneztezi adeta, etkisi bitince tüm acıların geri dönüyor.

Tüm gece en fazla 2 saat uyuduğumdan, gözlerim şişmiş ve kızarmıştı. Bu sefer sadece ellerim değil, parmak uçlarıma kadar tüm bedenim koyu bir soğukluğa bürünmüştü. Yataktan doğrularak yeni bir okul günü için hazırlanmaya koyuldum.

Bu kadar üzgün olmamalıydım belki. "Aşk, seçmek; aşık olmak seçilmektir." derdi büyükannem. "Öyle bir duygudur ki, özgürlüğünü özgür kılar, kalbinde yanıp tutuşan tüm umudu alevlendirir."

Böyle de hissediyordum. Tam da böyle hissetmek istiyordum zaten. Mutluluk vermedi gerekiyordu bunun, ama vermiyordu. Bana bunları hissettirdiği için ondan nefret ediyorum. Fakat kendime sormam göreken önemli bir soru olduğunu biliyorum:

Bende ona aşık mıyım?

Evet. Evet öyleyim. Bunu üzün süredir düşünüyordum. Artık kendime doğru söylemek iyi bir duygu.

Çantamı hazırlayıp birkaç lokma bir şeyler yiyerek okul otobüsüne koştum.

Okula geldiğimizde, ilk iş dolabıma yürüdüm. Dolabımın kilidini açtım ve eşyalarını yerleştirdim. Dolabımı kapattığımda yanımda duran gölgeyi farkedip kafamı çevirdiğimde tüm bedenime adrenalin hormonu hızla yayılmaya başladı.

Barış.

"Biraz, konuşalım mı, Mira?" minik, kemikli burnuyla ve keskin yüz hatlarıyla bezenmiş, kırmızının en güzel tonunu almış yanakları iyice belirginleşmişti.

"Neyi konuşacağız?"

Sesim sertti, fazlasıyla. Ama onunla artık görüşemezdim ve bu işin 'kaçak aşk' a dönüşmesini istemiyordum.

"Sence?"

"Tamam, haklısın saçma bir soruydu. Sana bir sorum var."

"Sor bakalım."

"Öncelikle ne zamadır böyle hissediyorsun?"

"Birkaç haftadır."

"Tamam."

Bu sefer sesim daha bi sertti ama içimdeki yanma hissi artmış ve kalbimdeki güvercinler çoktan havalanmıştı.

"Şey, benim sana söylemek istediğim bir şey var. Daha doğrusu sormak."

Kar BeyazBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!