Merhaba çikolatalarım kusura bakmayın tembel yazarınız yeni bölümü anca atabildi:(Bu arada beni vote,yorum ve anlayışıyla sevindiren okuyucularıma kokulu öpücükler bırakıyorum:*Sizi çok ama çok seviyorum:DNeyse yine çenem düştü.Ama bunu söylemem gerek bu bölümün şarkısı İndila love story(orkestra versiyon)dinlemenizi tavsiye ederim.Neyse ben aradan çekiliyorum iyi okumalar...

"Ah küçükkardeşim kaybetti mi yoksa."

"Belki kaybettim ama hala sözümün arkasındayım seni yenebilirim."

"Nasıl olacakmış kardeşim."

"Unutma aynı evde yaşıyoruz."dedim ve Eric'e selam vererek Gardenia ile oradan ayrıldık bir süre bahçede gezdikten sonra tekrar Leydi Arthur'un yanına gittik.

"Rose bütün gazeteler seni yazıyor tatlım."

"İyi mi yoksa kötü mü?"

"Her yerde güzelliğin övülmüş."

"Gardenia sen ne düşünüyorsun bu konuda."dedim ona dönerek.

"Aslında güzelliğin yazılmayacak gibi değil."

"Bence fazla abartıyorlar."

"Bu akşam ki baloya geleceksin değil mi?"

"Evet gideceğim.Sende geliyorsun değil mi?"

"Evet orada olacağım."

"Benim gitmem gerek malum balo için hazırlanacağım."

"Tabi,ama kısa bu ziyaretini tekrarlaman gerek."

"Seni yarın bize bekliyorum."

"Olur değil mi anne?"dedi annesine dönerek.

"Tabi tatlım."

Gardenia beni evin kapısına kadar geçirdi,ağabeyimin yardımıyla arabaya bindim.Eve doğru yol alırken Londra'nın büyüleyici kokusunu içime çektim.Burası benim annemle anılarımın bittiği yer onunla ilgili hiç birşeyi hatırlayamıyorum,kokusunu,gülüşünü,sesini,bakışını hiç birşeyi.Annemden bana tek kalan babam,ağabeyim ve Londra'nın güzel kokan kırmızı gülleriydi.Bu sırada yaşadığım ufak sarsıntıyla eve geldiğimizi anladım.Ağabeyim indi ve bana inmem için yardım etti.

"Bani yenebileceğini söylerken neyi kastediyordun Rose."

"Benim beynim senin ise kasların var ağabeyim işte aramızdaki büyük fark."küçük bir selam vererek odama çıktım.Hizmetçi zilini çaldım.Ve içeri giren hizmetçinin beni hazırlamasına izin verdim.Her zamanki gibi elmalı esansımıda sürdükten sonra tamamen hazırdım.Su yeşili çok süslü olmayan sade ama bir o kadarda asil duruşlu bir elbise seçmiştim bu akşam ki balo için,saçlarımı ise her zaman ki gibi toplatmıştım.Merdivenlerden indiğimde babam ve ağabeyim hazır bir şekilde beni bekliyorlardı.Babama ve ağabeyime selam vererek yanlarına gittim.

"Bu akşamın en şanslı kızı ben olacağım anlaşılan."yüzüme küçük bir gülümseme yerleştirdim.

"Ahh saçmalama asıl bu akşamın en şanslı erkekleri biz olacağız."bu sözler babamın ağzından dökülmüştü.

"Beni şımartıyorsunuz beyler."

"Bu gün bütün gazetelerin dedikodu sayfalarında senin güzelliğinden bahsediyorlardı."

"Ahh fazla abartıyorlar."

"Bence  çok yerinde yazılardı,güzelliğini annenden almışsın."

"Biraz daha burada böyle dikilmeye devam edersek baloya geç kalacağız."konuyu bir şekilde değiştirmem gerekiyordu.Ne zaman biri annemden bahsetse o kapatmaya çalıştığım büyük boşluk tekrar açılıyordu.Arabadayken tek düşündüğüm sabah Simon'a yapacağım süprizdi,biricik ağabeyim sadece kas gücünün savaş kazana bileceğini düşünenlerden.Ben ise kas kadar beyninde gerekli olduğunu düşünenlerdenim.Nasıl kardeş olduğumuzu hala düşünüyorum ama bir türlü bulamıyorum.Bu sırada arbanın sarsılmasıyla düşüncelerimden ayrıldım ve çoktan inmiş ollan ağabeyimin yardımıyla arabadan indim.

GİZLİ TUTKULAR~Yazım hataları olabilir~(Masal Serisi-1-)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!