AŞKMAF/5

22.9K 1K 127

İyi okumalar. 

( İlham verin bana. Ne olmasını istersiniz?)

            Annemin eve gelmesinin ardından Rüzgar beni bir anlık hareketle bıraktı ve popo üstü yere düşmüş bulundum. Kağan ayağa kalkmaya çalışırken ayakları birbirine dolandı ve yüz üstü yere düştü. Bende ayağa kalkmaya çalışırken elimi vazonun kırık parçasının üzerine koyduğum için elim kesildi. Rüzgar ve diğerleri bizim halimizi izlerken bense olaydan nasıl yırtarım diye düşünüyordum.

Elimin acısı umurumda değildi. Ama sadece benim değil olmalı ki Rüzgar kolumdan tutup zorlanmadan beni ayağa kaldırdı ve elimle ilgilenmeye başladı. Kağan'ı da annem yerden kaldırdı. Diğerleri ise olacakları merakla bekliyordu. Rüzgar elimi tuttuğu için annem kıskançlık krizine girip beni kendine çekmişti ve Rüzgar'a güzel bir tehdit savurmuştu. Rüzgar ise ' annedir' diye mırıldanıp onun sözünü dinlemişti.

Annem kıskançlığı bitince rotayı bana çevirip vazoyu kırdığım için bir güzel azarladı. Hiç kimsede çıkıp demedi ki ' onun suçu değil yanlışlıkla oldu' diye. Herkes kendi kıçını kurtardı çil yavrusu gibi dağıldılar. Bense annemin uzun süren azarından sonra elime yara bandı yapıştırmış ve ortalıkta ki vazo kırıklarını toplamış. Daha sonra ise içimden bir güzel Kağan ve Rüzgar'a sövmüştüm.  Eğer Kağan öyle ayıp ayıp söylemeseydi ve Rüzgar beni kucağına almasaydı o vazo düşmeyecekti. Rüzgar'a daha çok sinirlenmiştim. Annemi görür görmez hemen kucağından attı ya. Popom acımıştı 5 dakika boyunca.

Bir de bana derdi canını acıtacak bir şey yapmam diye. Popomun hesabını ondan çıkaracağım. Benim güzel, tontiş, az anneden şaplak yemiş cici popom hak etmemişti o acıyı. Canım benim. Merak etme acının hıncını alacağım. 

Şimdi ise annemin vazoyu kırdığım için sadece bana değil kızlara da verdiği cezayı eğlenceli bir hale getirmiş  uyguluyorduk. Birimizin cezasını hepimiz çekerdik zaten. Lise de bile aynıydı bu. Ben çocuk dövüp müdürün yanına gittiğimde diğerleri de yalancı şahit tutup bizde kavgadaydık diyerek 5 dakika olmadan yanıma gelirlerdi.

Şimdi de aynı. Hem böyle ceza başka yerde bulunmazdı. Cezamız akşam ki yemek için arka bahçeyi güzel bir şekilde hazırlamaktı. Bundan kolay ve eğlenceli ne vardı. Tek başıma olsam sıkılırdım ama kızlar olunca eğlenceli oluyordu. Büyük masayı güç birliği ile dışarı çıkarmış havuzdan biraz uzak ama bir o kadar da yakın bir mesafeye koymuştuk.

Led aydınlatmayı kullanarak bahçenin etrafını sarmıştık. Sabah olduğu için fazla önem göstermedik led ışığa ama akşam kontrol edecektik. Ecem ve İrem masayı kurma görevini üstlenmişti. Bizde Emine ile yemekten sonra gençlerin oturabileceği bir yer yapmaya karar vermiştik. 

Yukarı katta ki depo gibi kullandığımız odadan iki tane minder almış merdivenlere ilerlerken eğlenceme eğlence katarak kayarak inmeye karar verdim.

Korkuluğa oturup kayarken buraya doğru gelen Emine'ye minderin tekini attım. O minderi hava da yakalarken elinde tabaklarla Ecem ve İrem mutfaktan çıkıyordu. Sona geldiğimde merdivenden atlayarak indim ve bahçeye ilerlemeye başladık. Büyük masanın uzağında duvar kenarına doğru gençler için hazırladığımız yere minderleri koyduk. Birkaç tane daha minder getirmem gerekiyordu.

Kızlara baktığımda masayı kurmaya başlamışlardı. Güzel olacaktı her şey. Çünkü biz yapıyorduk. 

Kısa süre sonra bahçeyi kurma işlemimiz biterken hava da kararmıştı. Büyük masaya son kez hepimiz gözden geçirdik. Emine bardağın tekini düzeltirken gülümsedim. Her şey kusursuz olmak zorunda. Ve bir şeyleri görmezden gelmeyi sevmez.

İLK AŞK {TELEFON SAPIĞIM} Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin