Sınav sonuçları öğrenmemin üzerinden üç gün geçmişti. Artık ilk gün ki kadar üzülmüyordum. Zayn, annem, babam, Alexis, Gwen.. hepsi bana destek olmak için buradaydı.

Alexis'de kazanamadı. Sanırım kaderimizde yokmuş. Ama Alexis üniversiteye gidebilecek, benim aksime. Hep üniversite de okumanın, o ortamın hayalini kurmuştum. Görünen o ki, hayallerim gerçekleşemeyecek kadar önemsiz. Ama kendi başımı kendim yaktığımı da biliyorum.

Çalışmadım. Bunun farkındayım.

Oturduğum banktan kalkarak, birikmiş olan göz yaşlarımı elimin tersiyle sildim. Alexis elinde iki tane buzlu içecekle geldi. Gülümsedim ve elindeki içeceklerden birini aldım.

"New York turuna hazır mısın, bebeğim ?" dedi sevinçle.

"Hadi, New York'u yerle bir edelim !" dedim ve sevinçle kahkaha attım.

Yavaş adımlarla, geniş yürüyüş yolunda ilerledik. Başka bir şehir, başka bir ülke havası çok iyi gelmişti. Önceden benim de New York'ta yaşadığımı düşününce -sadece birkaç ay- , burayı ne kadar da özlemiş olduğum kelimelere sığmıyordu.

Ah, New York ah...

"New York, alışverişi yapacağız, değil mi ?" diye sordum. Bana anlamsızca bakarak, cevapladı

"New York'tayız, alışveriş yapmadan gidemeyiz ki" Sevinçle gülümsedim.

Geniş yürüyüş yolundan çıkarak, şu meşhur New York taksilerinden birine bindik.

"Otele mi gidiyoruz yoksa yurt evine mi ?" diye sordum.

"Diyorum ki, ilk başta şöyle güzel bir gezelim. Sonra okulu ve yurdu görmeye gideriz ?"

"Peki, o zaman nereye gidiyoruz ?" dedim. Alexis'in "bilmiyorum" şeklindeki bakışları beni hayal kırıklığına uğrattı. Bunu yüzüme yansıtmadan, şoförün bölümüne bağlı olan çerçeveyi açtım. Daha hiçbir şey söylemeden

Şoför, "Size New York'un en güzel yerlerine götürmek benim için bir zevktir, arkanıza yaslanın ve bir sonraki durağa kadar, New York caddelerinin tadını çıkarın" Dedi. Adam uzun, zayıf, hafif kel ve iyi giyinimli biriydi. Turuncu saçları ve hafif çilleri vardı. Sıcak gülümsemesiyle aralanan ağzından, beyaz, bakımlı dişleri gözüküyordu. Gülümsemesi, çok nadir rastlanan gerçek gülümsemelerden biriydi.

Bende ona sıcacık bir gülümseme yolladım ve samimi bir şekilde teşekkür ettim.

Alexis, bu duruma hem memnun kalmıştı hem de şüpheyle yaklaşıyordu. Fısıldayarak, "Sence bu güvenli mi ?" dedi. "Ne ?" dedim "Ne güvenli mi ?" Alnı endişeyle kırıştı, "Taksicilere güvenmemiz !" Sinsice gülümsedim. "Adam çok şirin birşey, paranoyaklaşma."

Gözlerini büyülterek, "Ya seri katil falansa ?" dedi.

Umursamadan, "Biraz daha ekşın yaşarız" dedim. Cümlemi bitirir bitirmez, "Sanki hiç yokta" diye mırıldandı.

Pencere tarafına döndüm. Pencere birden, kabusumda gördüğüm pencere şeklini aldı. Çığlık atarak kendimi Alexis'e doğru çektim. Zavallı şoför, aniden firene basmış ve bize doğru dönmüştü. Gözlerim dolmuştu. Zavallığıma ağlıyordum. Dudağımın iç tarafını ısırarak toparlandım. Alexis, "Devam edelim" dedi şoföre. Şoför kendi bölümüne geçince, beni kendine çevirdi.

"Ne oldu ?" Birşey söylemedim. "Pencere, değil mi ?" Olumsuz anlamda kafa sallıyordum. Ama Alexis anlamıştı bile.

"Annemin arkadaşı bir psikolog var, burada. Oraya gidiyoruz." dedi otoriter bir tonda. Tekrar olumsuz anlamda kafa salladım.

Mrs. Malik (Zayn Malik Fan Fiction)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!