Sevilmeyen evlat

3.8K 127 22

Medya: Arel ve Rüzgar

Arkadaşlar yanımızda olan herkese çok teşekkür ederim. İyi k varsınızzz

Keyifli okumalar:):):):))))

Rüzgar'dan

Babamın dönüşünden beri benimle konuşma çabaları göz yaşartıcıydı (!) ama artık umrumda değil. Ben onun intikamını almak için kendimi tehlikeye atarken o ise annemin hamile olduğunu öğrendiği için geldi. Kardeşim için dönmesine bir şey demiyordum ama sırf onun için dönmesi, ben yokmuşum gibi davranması canımı çok yakmıştı. Yıllarca hep bunun eksikliğiyle yaşadım. Erkek beklerlerken ben doğmuştum. Onları anlıyordum ama alışamıyordum. Bu çok üzücüydü. Hele hele olayın içinde Arel'in de olması iyice çökmemi sağlamıştı.

Ona ne zaman güvensem bir şekilde güvenimi boşa çıkarıyordu. Yine tamir edip yine kırabiliyordu. Ama bundan sonra hayatımda hiçbir erkeğe yer yok. Zaten babamdan ve Arel'den başka hayatımda değer verdiğim kimse yoktu. Dedem... Dedemse o da erkek olmadığım için yıllarca benden uzak durdu. Vebalıymışım gibi! Bir şeyi artık net olarak biliyordum: Ben sevilmeyen evlattım.

_______________________

Evden çıktığımda direkt okula gittim. Kızlar zaten okuldaydı. Arabadan inip merdivenlerden çıkmaya başladım. Okuldan içeri girince kimseyi göremedim. Sanırım herkes dersteydi. Ben de yalı kazığı gibi durmayı kesip sınıfa doğru yol aldım. İçeriden Arel'in sesi geliyordu. Kapıyı çalmadan içeri girdim. O ona karşı göstereceğim saygının hiçbir zerresini haketmiyordu!

Konuşmayı kesip bana baktı. Hemen göz temasını kesip sırama yöneldim. Şu an görmesem de kaşlarını çatmış beni izlediğini gördüm. Kapıyı bile kapatmamıştım. Halâ açıktı. Çantamı sıranın altına koyup Gamze'nin yanına oturdum.

" Geç kaldığın yetmiyormuş gibi bir de özür dilemiyorsun. Kapıyı çalmıyorsun ve açtığın kapıyı kapatmıyorsun. Yaptığın bu terbiyesizlikler yüzünden özür dile." dedi Arel. Ciddi bir ifade takındım ve

" Hayatımda hiçbir önemi olmayan ayrıca nefret birsinden ölcecek bile olsam asla özür dilemem hocam! Şimdi derse devam edin!" dedim ve geriye yaslandım.

Sinirlendiğini anlamak zor değildi elbette. Ben de bundan müthiş zevk alıyordum. Bu sefer sırıtmaya başladım. Derin derin nefes almaya başladı. Sınıf suspus olmuş bize bakıyordu. Oh olsun sana! Bana bulaşırsan böyle rezil olursun işte!

Hışımla gelip kolumdan tuttu ve tahtanın önüne sürükledi.

" Şimdi söylediğin ve yaptığın terbiyesizlikler için özür dile! Bir daha demeyeceğim!" diye uyardı. Hah! Bir daha demeyecekmiş

" Hadi ya? Cidden hayal gücünüz fazla kuvvetliymiş. Ama maalesef hayal dünyasında değiliz. " dedim. O da

" Ya şimdi özür dilersin ya da disipline gidersin!" içimden şu hallerine güldüm. Çekinmeden hayatımı mahvedebileceğini söylüyordu. Tamam, sert çıktım ama içimdeki fırtınayı bilseydi o neler yapardı kim bilir? Ama hayır bunları, duygularımı dışa vurmayacaktım. Zaten başıma ne getirdiyse bu duygularım getirmedi mi? O yüzden açık olan kapıya doğru yürüdüm ve sınıftan çıkarken sertçe kapadım. Şu yaşadıklarımdan sonra sicilimin karalanması umrumda bile değildi.

Arkamdaki ayak sesleriyle Arel'in geldiğini anladım. Tam müdürün odasına girecektim ki kolumdan tutulmasıyla başka bir yere sürüklenmeye başladım. Kolumu ondan kurtarmaya çalışırken daha da sıktı. Dikişliydi kolum. Sıktığı için canım fazlaca yanıyordu. Evet! Şu andan itibaren kanamaya başladı. Bunu hissediyordum. Sanırım Arel de bunu farketmiş olacak ki elini kolumdan çekti ve hemen okul kazağımı sıyırdı.

SEVGİLİ ÖĞRETMENİMBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!