38 "Hasta"

123K 5.1K 1.2K

ASYA

"Dinlemek istemiyorum!" Dediğimde bıkkınca yüzüme baktı.

"Dinleyeceksin." Hızla Yiğit'i ittim.

"Konuşma!" Dedim sinirle, bakışlarımı yüzünden çektim.

"Asya!" Diye gürlemesiyle yüzüne baktım. "Delirtme lan beni, sana dinleyeceksin dedim!" Gözyaşlarım yanağımdan düşerken derin bir nefes aldım.

"İ-İstemiyorum!" Yiğit parmağıyla gözyaşlarımı silecekken hızla geri çekildim.

"Ulan beni sinirlendirme diyorum sana!" Diye bağırdı, bir de utanmadan bağırıyordu!

"Aptal!" Dedim sinirle, hızla elimi göğsüne koyup ittirmeye çalıştım. Yiğit güldü ve elimi alıp dudaklarına götürdü.

"Zorluk çıkarma bana kadın. Anlattığımda emin ol bana hak vereceksin." Dedi.

Hızla elimi dudaklarından çektim.

"Dengesiz pislik, anlatma hiçbir şey! Sesini bile duymak istemiyorum, anlıyor musun? Şimdi bırak beni!" Gözüm boynunda ki damara takıldı, demek ki gerçekten sinirlenmişti!

Sertçe kolumu tuttu.

"Bak güzelim, canını yakmak istemedikçe üstüme gelmemeyi öğreneceksin." Diye tısladığında sinirle bağırdım.

"Ne oldu, eski Yiğit geri mi geldi? Tabii, her şey sevişene kadardı!" Yiğit yatağın başlığına sert bir yumruk attı, yerimden sıçrarken gözlerime baktı. Gözleri adeta ateş saçıyordu, zorlukla yutkundum.

"Sen ne saçmalıyorsun lan?" Dedi, kolum artık acımaya başlamıştı.

"Lanlı konuşmalarda başladı!" Dedim alayla, Yiğit kolumu daha fazla sıkarken yüzümü buruşturdum.

"Siktir." Diye mırıldandı ve kolumu bıraktı. Kolumun kızardığını görünce dudaklarını koluma bastırdı. "Üzgünüm, ne halt yaptığımın farkında değildim." Dedi, hızla kolumu çektim.

"Bırak beni!" Dedim bağırarak, gözümde ki yaşları elimin tersiyle sildim.

"Asya, üstüme gelme!" Dedi ve beni daha sıkı sardı. "Kalbini kırmak istemiyorum, zaten yeterince sinirliyim." Saçımı öptüğünde hızla göğsüne vurdum.

"Sinirlisin öyle mi? Ciddi olamazsın!" Dedim ve tekrar vurdum göğsüne. "Bana yalan söyledin, ben sana güvendim!" Acıyla güldüm. "Ama sonunda yine ben üzüldüm!" Yumruklarımı göğsüne vururken bağırdım. "Şimdi bırak beni!" Yiğit tek eliyle iki elimi de tuttu.

"Bırakırsam ne yapacaksın?" Diye sordu.

"Sana ne, çok mu umrunda?" Yiğit yavaşça gözümden düşen yaşları sildi.

"Umrumda, hem de deli gibi umrumda." Yaklaşıp dudağıma küçük bir öpücük kondurdu. "Anlatacağım sarışın, emin ol bana hak vereceksin." Dedi.

"Ellerimi bırak!" Yiğit yavaşça ellerimi bıraktı.

"Küsme bana ama lütfen dinle beni Asya, sana nasıl değer verdiğimi biliyorsun. Her şey senin iyiliğin için güzelim." Alayla güldüm.

"İş sadece değer vermekle bitmiyormuş demek ki, değil mi? Güven vermekte gerekiyormuş, yalan söylememek gerekiyormuş." Yiğit başını olumlu anlamda salladı.

"Doğru söylüyorsun ama işin aslını bilmiyorsun. İnatlaşmayı keste anlatayım." Göz devirdim.

"Beni daha ne kadar zorlayacaksın?" Dediğimde yavaşça beni bıraktı. Hızla ayağa kalktım, Yiğit kaşlarını çatmış bana bakıyordu.

Serseri Patronum Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!