Merhaba jahshsdh

Okuduğunuz için teşekkür ederiim ve oylarınız için de :3

Sadece yorum yapabilmek için vaktiniz varsa,okumak çok istiyorum cidden.Ne düşündüğünüzü feci merak ediyorum çünkü

Keyifli okumalaar ^^

***

Brooklyn'den...

Değdiğini görebileceğim bir şeyler...

Belki de tek bir şey...

Buraya geldiğime değdiğini gösteren bir şey ararken karşımdaki tablonun desenlerini inceliyordum.Birbiri içine girmiş ince çizgilerin, seyrekçe dağılmış halini izliyordum.

Benim gibiydiler.Düşüncelerim belki birbirini tamamlıyordu ve herbiri birbiriyle farklı bir noktada kesişiyordu fakat o kadar birbirinden bağımsızlardı ki bir yerde de.Fazla geniş bir alana yayılmışlardı.Kendimi toplayamıyordum ki bu asla isteyeceğim bir şeyde değildi zaten.

Binbir şeyin içinden özgürlüğü seçmiştim çünkü.Ama bunun getirdiği ya da buna değdiğini gösterecek tek bir şey yoktu etrafımda.Belki bu fazla ilginçti ama özgürlüğe koşayım derken bundan kaçtığımı haykıran bir yanım vardı ve bu hiç susmuyordu.Onu susturmak istiyordum.Bunun üzerine her dakika düşündüğüm şeyi bulmak istiyordum.

Daha yeni gelmiştim ve yine fazla heyecanlı davranıyordum.Bunu biliyordum ama bu konu hakkında fazla hareketli olan yanım değdiği bir şeylerin olması hakkında sabırsızdı ve her an beni ilk kez pişmanlığa itecek,bana bunu düşündürecek bir mekanizmaya sahipti.

Ben hiç pişman olmamıştım,değil mi?

İçeriden gelen bağırışla oturduğum ve bana ait olmayan koltuktan kalkıp içeriye yürüdüm.Matt'in ne hakkında bağırdığını kesinlikle merak etmiyordum.Sadece kendime heyecan aramakla meşguldüm.Belki bağırdığı her neyse bu beni biraz meşgul ederdi.

"Ne demek mümkün değil?"

"Hayır orayı istiyordum!"

"Bunu konuşmuştuk!"

Kapıyı aralayıp içeriye girdiğimde Matt duvara yaslı olan yumruğunu indirdi ve bana baktı.Yanına gitmemi bekleyen bakışlarını hissettiğimde,ona doğru yürüdüm.Koltuğa vardığında hemen hemen ben de yanına ulaşmıştım.Dirseğimden tutup beni yanına oturttuğunda elini omzuma koydu.Bir yandan karşı tarafı dinleyip "Bunu halletmen gerek."derken bir yandan omzumdaki eliyle tişörtümün sağ tarafını hafifçe indirdi.Elini çıplak omzumda hissederken indirdiği kumaşın elinin üzerine örtündüğünü farkettim.

"Bu işi ciddiye al Dan."

"Halletmeye çalış!"diye son kez Dan'e bağırdıktan sonra telefonu kapatıp bana döndü.Sağ elini saçlarının arasından stresle geçirdikten sonra derin bir nefes alıp bana döndü.

"Sorun ne Matt?"dediğimde omzumu okşayan eli bir an durdu fakat daha sonra tekrar hareket etmeye başladı.

"Sorun yok."dediğinde kalkmaya yeltendim ama diğer elini bacaklarıma koyarak bunu engelledi.Sadece bana birkaç cümle kurması gerekiyordu.Bu kadar zor olmamalıydı!

Beni kucağına çekerken "Paramı istemiyorsun."diye konuştuğunda sorunun cidden bu olup olmadığını merak edip ona döndüm."Bende bunun hakkında bir yer satın almaya çalışıyordum."

Kafamı ona çevirdiğimde "Neyle satın alıyorsun?"diye çıkıştığımda neden bahsettiğini çoktan anlamıştım.Omzumdaki elini dışarı çıkarıp belime koyarken sinirle inledi.

When The Day Is Over [Justin Bieber Fan Fiction]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!