MULTİMEDYA / NEHİR - KEREM

* * *

--- KEREM ---

* * *

"Abi nerde kaldın ya?" diyen Murat'a ters bir bakış atarak karşısına oturdum.

"Sorma lan! Kız sülük gibi yapıştı zor kurtuldum elinden," dedim derin bir nefes alırken.

Ortamda gerginliğim fark edildiği için kimse bir şey dememişti bu konu hakkında. Zaten canım burnumdaydı. Bir de bunların takılmalarını çekemezdim. Masaya oturmamla Mert'in olmadığını fark ettim.

"Mert gelmedi mi daha?" dediğimde, Arda cevap verdi.

"Yoldaymış abi. Ama ben onu bekleyemeyeceğim; zira fena halde acıktım. Verelim şu siparişleri de bakalım işimize."

Başımı olumlu anlamda salladıktan sonra garsona siparişleri verip yemeklerimizi beklerken, sohbet etmemeye başlamıştık.

"Kerem, adamı sıkı takibe aldık. Girdiğimiz ihalelerden uzak duruyor. Üstüne gidiyoruz ama adam eski gücü bulamıyor herhalde kendinde," diyen Koray'a dönüp,

"Alacağını aldı zamanın da o it," diyordum ki; masanın başından gelen sesle kafamı çevirip, duyduklarımın ömrümün sonuna kadar beni hayata tutunduracak dalın dudaklarının arasından çıktığını o an anlayamamıştım.

"Az önce buraya gelen 34 KRM 34 plakalı arabanın sahibi kim?"

Sesinde nedenini anlayamadığım bir öfke ve sinir vardı. Üzerinde göz gezdirdiğimde resmen başından aşağıya çamurlu suya batmış bir hal içinde, masanın başında dikiliyordu. Bu haline gülmemek için kendimi kastığımı fark ettim. Yüzündeki o ifade avına yaklaşan kaplan edasıyla, avını bekliyordu sanki.

Kahve gözleriyle uyumlu kahve saçları, yüzünün ince hatlarıyla uyumlu dolgun dudakları, sanki özenle çizilmiş eşsiz bir heykel gibiydi. Kendimi bu duygulardan arındırıp cevap vermem lazımdı ama Murat, benim kahkaha atmama sebep olan o soruyu sordu.

"Hayırdır hanımefendi. Ceza mı keseceksiniz? Polis misiniz yoksa?"

Kız bu sözler karşısında daha da hiddetlenip; öfke saçınca konuşmam gerektiğini anladım.

"Kendinize daha sonra dalga geçecek başka bir oyuncak bulursunuz. Şimdi bana arabanın sahibi lazım."

"Benim. Problem mi var?" dedim sakin bir ses tonuyla.

Kız bir an da bana dönünce, yüzümdeki sırıtma söndü. Kızın aksime daha fazla gerilen yüz hatlarından ve gözlerinden çıkan ateşe, daha da dikkatli kenetlendim.

"Evet. Bir problem var!"

Öfkeyle bağırınca herkes bize dönüp bakmıştı. Kısa bir an etrafta göz gezdirdikten sonra; bu kızın ne yapmaya çalıştığına, anlam vermeye çalıştım. Amacı neydi? Bu yüzü daha önce hiç görmemiştim. Görseydim kesinlikle unutamazdım! Beni de tanımadığı belliydi; ama derdi neydi bu ufaklığın.

"Haklısın problemli olduğun kesin," dedim, sakin çıkmasını umduğum bir ses tonuyla. Zira fena halde sinirlenmeye başlamıştım.

Gözlerimizi bir an olsun birbirinden ayırmıyor, sözlü savaşın haricinde bir de gözlerimizle birbirimize savaş ilan etmiştik sanki.

Gözlerinden çıkan ateşten, bir an üzerime atlayacakmış gibi bir hava sezmiştim. Zor tutuyordu kendini, belliydi; halinden. Söylediğim karşısında biraz daha öfkeli konuşmaya devam etti.

GÜZ SONRASI | KADER OYUNU I (Düzenleniyor...)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!