Merhabalaaar Obeyist'im. Ben geldiiiim. Sınav haftama girmiş bulunmaktayım bu yüzden bölümler geç gelecek . Bölümü o kadar zorlanarak yazdım ki, kaç saattir uğraştığımı bilmiyorum. Bayağı bir çabaladım yazabilmek için ama bir türlü açılamadım. Böyle bir bölüm ortaya çıktı.

23. bölüme yapılan oy ve yorumlarınız için çok teşekkürler! Umarım bölümü beğenirsiniz. Bol bol oy ve yorum! İyi okumalar Xx

--

Gözlerinin içerisine doğrudan bakarken, dolu gözlerinden süzülmeye ramak kalan gözyaşlarını önleyebilmek adına bakışlarını tavana yükseltti. Bir müddet sessiz kaldım ve sadece onun tavana diktiği bakışlarını seyrettim. Bu süre zarfında artan soluklarım eski haline dönmüş ve şimdi daha iyiydim. Yaptığımın her ne kadar deli saçması bir şey olmasına rağmen beni bunu yaptığıma pişman edebildiğine inanabilmek mümkün değildi. Çok tuhaftı ve ben sırf onu incittiğim düşüncesiyle içimin burkulduğunu hissediyordum. 

Ona tanıdığım süreç boyunca bakışlarını tavandan ayırmamıştı. Hızla kendime gelip artık bir şeyler söylemem gerektiğinin farkına vardım ve boğazımı temizleyip kuruyan dudaklarımı birbirinden ayırdım. Bacağımı, diğerinin altına çekip ona döndüm ve ellerini avuçlarımın arasına aldım. Bunu yapınca, ilgisini çekmeyi başarabilmiş ve böylelikle bakışlarını üzerime düşürmesini sağlayabilmiştim. Yumuşacık, pamuğumsu ellerini yavaşça dudaklarıma ilerlettim. Dudağımı sarkıtıp ellerinin üzerine narin öpücükler bıraktım. Ellerini kucağımın üzerine bıraktım . Bunu yaparken gözlerim onun iri yeşillerinden bir an olsun ayrılmamıştı.

"Özür dilerim." Sesim oldukça cılız çıkmıştı. "Bir daha bunu tekrarlamayacağım." diyerek ona garanti verdim. Cevap vermedi. Oflayarak; "Bebeğim, ben gerçekten seni incitmek istemedim." dedim. Tek kelime etmiyor oluşu canımı sıkmaya başlamıştı. Sadece gözlerimin içerisine, kirpiklerini titreterek bakıyordu.

Kucağımdaki ellerinin varlığını unuttuğumu anladığımda onları yeniden dudaklarıma değdirdim. Dudaklarımın yerini parmaklarım aldılar ve narin cildine görünmez şekiller çizmeye başladılar. Parmak uçlarımı , parmak aralarındaki derilere dokundurarak usulca okşadım. Daha sonra, tereddüt etmeyi bir kenara bırakıp üzerine eğilerek dudaklarımı onunkilere sıkıca bastırdım. Neden tereddüt ettiğimi bile algılayamamıştım. Benim döngümü ve dengemi şaşırtabilecek güce sahip tek insan gözlerimin önündeydi.

Dudaklarının tadı doyunulması zor olacak raddede olağanüstü güzellikteydi. Bu etkisi de içimde onu sürekli öpme isteği uyandırıyordu. Dudaklarına sulu ve uzun bir öpücük bıraktıktan hemen sonra başımı geriye çekip dudaklarımızı ayırdım.

Vücudum onun temaslarına karşı tepki veriyordu. Tıpkı onunda benim dokunuşlarıma verdiği tepki gibi. Bu iyi hissettiriyordu. Daha önceden yaşamadığım için fazlasıyla yabancı geliyordu. Alışması zordu ama onunla alışacağımı biliyordum. Ve onunda öğrenmesi gereken bir çok şey vardı. Hepsini yavaş yavaş ona öğretecektim. Masumluğunu elinden almadan, onun saflığını vücudundan arındırmadan ona tüm her şeyi öğretecektim; Gerçek bir öpüşmeyi, bir erkeğe nasıl dokunacağını, sevişmeyi.. Hepsini..

Onun bu denli masum tavırları, bazen beni zorluyordu. Tıpkı bugün olduğu gibi.. "Geçti mi?" Sessizliği bozan taraf yeniden ben olmuştum. İçimden, geçtiğine dair umutlar uyanırken, başını belli belirsiz sallayınca tuttuğum nefesi geri verdim. Gözlerime sabitlediği bakışları, duyduklarımın üzerine ağzımın kenarının yukarıya kıvrılmasıyla dudaklarıma indi.

Ona genişçe gülümserken o da benim bu içten gülüşümün karşılığında tebessüm etti. Yüzüne uzun süredir takındığı ve taviz vermekten kaçındığı düz ifadeyi az da olsa silebilmişliğinin mutluluğuyla dudaklarımı yeniden onun dolgun kiraz dudaklarına mühürledim.

Obey MeBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!