17. bölüm

606 27 31

Merhabalar. Mutlu ben en sonunda, yanında aşırı gecikmiş bir bölüm ile geri döndü. Sizden bunun için gerçekten özür dilerim, annem bilgisayara el koymadı ancak beni saat 11 e kadar sınavlara çalıştırdı. Gene DPYBS{ Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı} ye giremiyorum. Sınav haziranda, annem beni " ama elinde sonunda hayatını değiştirecek bir sınava gireceksin" diyerek -ve haklı olarak- SBS ye çalıştırıyor, arkadaşlarım okulda bilmem şu Kamuran dan, bilmem med cezir den bahsediyor. Ardından sınavdan düşük aldıklarında" biz neden böyle aldık diye düşünüyorlar". Ne kadar sinir olduğumu tahmin edersiniz umarım. Konuyu uzun uzadıya uzattım. Kısaca bu kadar geç bölüm yazdığım için sizden çok özür dilerim.

Her neyse, Hadi özür kısmını bitirip teşekkür kısmına geçelim; wattpad sayesinde harika arkadaşlar edindim. Bazılarıyla sanki yıllardır arkadaşmış gibi hissediyorum. Ve bence böyle arkadaşlar gerçekten elmaslar ve paha(ne anlama gelir?) biçilemez hazineler gibidir. Ve yorum atan, voteleyen, okuyan herkes benim en değerli arkadaşlarımdandır. Wattpad in içinde ne kadar fazla zaman geçirir, daha doğrusu derinine inersem o kadar fazla arkadaş buluyorum, dünyanın en değerli hazineleriyle vakit geçiriyorum{ her ne kadar arada annemden azar işitsem de-" ne yapıyorsun" diyor annem. Ben " kitap yazıyorum anne" diyorum. Annem bunu ilk başlarda taktir ediyor ancak tepesi attığında- ki bu pekte nadir değil-" Sen yazar değilsin" demekten kendini alamıyor-}. Her neyse dil döktüğüm onca şeyden ve bir sayfa tutacak kadar yazdığım ilk yazıdan sonra umarım konuyu anlamışsınızdır: teşekkür ederim. ve bu kadar yazıdan sonra en sonunda yeni bölümü başlatalım değilmi? Haydi yeni bölüm başlasın...{ Ha bu arada- vıdı vıdımdan bıktınız ancak sizden ir şeyi boş vermenizi rica edecek ve sebebini söyleyeceğim- kuzenim- not daha 1. sınıfta- ona oyun açtığım bilgisayarımda açmış bir *.txt kafasına eseni yazmışta yazmış, hata mata hiç umurunda olmamış. Kırmızı yanlış çizgilerinden hoşlanmamış olacak ki bütün yanlışları sözlüğe eklemiş. Ve karşınızda bilgisayarım hiö bir yanlış alarmı vermeksizin yazıyorun. Bu durumda yazıda bazı yanlışlar 9luyor. Ancak ben bunları fark etmiyorum tabi. Daha yeni uyandım duruma. Sözlükten nasıl çıkarılacağını da bilmiyorum kelimelerin öyle oluca aldım başıma belayı. Kısaca lütfen yanlışlarımı mazur görün. İyi okumalar...}

Esper

Sabah uyandığımda biri hariç herkes uyuyordu. Zaten genelde en erken kalkanlardan biriyimdir. Kısa bir duş aldım, giyindim ve dışarı çıktım. Zoé ile konuşmak istiyordum çünkü. Zoé yatağında olmadığına göre sadece dışarıda olabilirdi.

Yarım saat onu aradıktan sonra, kumsalda, her nedense 2. bakışımda onu buldum. Yanında Safir ve Hedwig vardı. Hedwig i okşadığı sırada Hedwig başını ters çevirdi ve Zoé kıkırdadı. Kulübeye doğru yürümeye başladı. Arkasından koşup ona yetiştim." Hey Zoé- bana döndü- seninle biraz konuşmak istiyorum olur mu?" gülümsedi" sana da günaydın, ve tabii ki, neden konuşmayalım ki?". Yanıma doğru yürümeye başladı.

Bende yanıma geldikten sonra ormana doğru yürümeye başladım. O da peşimden geldi.

Ormanın yakınındaki kuytu bir köşede ona döndüm." Hakkında bir kehanet var" neden konuya dank diye girdiğimi düşünebilirsiniz. Ancak bunu nasıl alıştıra alıştıra söyleyeceğimi de bilmediğimden direk konuya dalmıştım. Oldukça haklı olarak şaşırdı ve" nasıl? Daha Rachael ablaya gitmedim ki?" dedi. Omuz silktim ve" nadirde olsa Delphi kahini kimse ona sormadan kehanette bulunmuştur" başını evet der gibi salladı" Zoé Gecegölgesi nin ayağına kadar gelen kahini elbette biliyorum" başımı salladım. Biraz kıskanırdı bunu pek çok kişi. Çünkü bazen kahine soru sorup ta kehanet alamayan bile oluyordu." Peki benim kehanetim olduğundan nasıl emin olabiliyorsun? Ben buradayken bile yapılmadı kehanet" doğru bir konunun üzerine ayak basmıştı" aslında sadece ben değil, kampın çoğunluğu sen buraya tekrar geldiğinden beri benimle aynı fikirde. Kehanet şöyle:

Zoé Jackson(Daughter of Percy Jackson) ASKIDA DEĞİL!!! Koşullu askıda!Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!