Maskeli Balo Canavarı

141 8 2

Bu bolumu melisime bitaneme çılgınıma tontiğime minik yazarıma komiğime beni en çok anlayan insanlardan olan herbişeyime ithaf ediyorum. Seni çoook seviyorum melosum iyi ki varsın askım!! <3 <3

Bu bolumde Barıştan da bir kısım var asdfgsdasg :D

#MİRA KARATAŞ#

"Arkadaşlar bu yıl tema hakkında bir önerisi olan var mı?"

Nehir Hanım, her zamanki gibi toplantıyı susturmaya çabalamaları ve telaşlı hareketleriyle bu yılki öğrenci birliği balosunu organize etmeye çalışıyordu.

"Bence temamız hayatın renkleri olsun."

"Hayır ya, çok çocukça.."

"Hollywood'a ne dersiniz?"

"Yok ya, daha yaratıcı olmalı..."

"Kostümlü balo?"

"Olmaz bence, çok klasik."

Fikirlerini tartışan bir grup öğrenci, ses tonlarıyla birbiriyle savaşıyordu. Basit bir olay bu kadar büyüyordu.

"Gizeme ne dersiniz?" diye sordum. Tüm gözler üzerimdeydi. "Gizem, bir sistir hayattaki. Bazen gözümüzün önündekini görmememizi, bazen de görmeyi en çok istediğimizi göremememizi başarır bu güçlü sis. Maskeli balo gibi olsun, bence. Kimin kim olduğu anlaşılmayacak, sonunda balonun kral ve kraliçesi seçilirken herkes maskesini çıkaracak."

"Güzel fikir."

"Bende sevdim."

"Aaa bak bu iyiymiş."

Nehir Hanım gururla gözlerle bana baktıktan sonra önündeki boş kağıda bir şeyler karalayıp bana verdi.

"Madem fikir senin, geceyi tasarla ve afişleri hazırla Mira'cığım. Kolay gelsin hayatım."

Zilin kulak tırmalıyıcı sesiyle irkildikten sonra, sınıfa emin ve hızlı adımlarla koşmaya başladım. Önüme bakmadığım için şiddetli bir şekilde bir şeye tosladım. Yere baktığımda, siyah çizmeli bir gencin önüne düştüğünü gördüm kitaplarımın.

Ah yine mi?!

"Bu iki oldu tatlı şey. Affetmem bir daha bak."

Barış'tı bu. Onu şişe çevirmeceden itibaren görmemiştim. Aslında onunla konuşmaya korkuyordum. Bana kızgın olabilir. Ne de olsa onu yaraladım.

"Şey... Tamam."

Sesim yine titriyordu, boğazım düğümlenmiş, ellerim buz kesilmişti.

Bunu yapmasa olmuyordu zaten!

"Sen iyi misin? Yüzüme bak."

Minik çenemi büyük elleriyle kavradığı gibi yukarı doğru kaldırdı ve beni onun derin mavi gözlerine bakmak zorunda bıraktı.

"İyiyim. Gerçekten iyiyim. Ben, ben sadece... Bana kızdın mı? Yani yaptığımdan dolayı?"

"Saçmalama. Acı duymadığımı söylemiştim sana. Uzun zamandır duymadığımı. Bunun için mi böyle tuhaf davranıyorsun? Bunun gibi küçük şeyleri dert edinme. İntikam tatlı yenen bir yemektir, değil mi?"

Tuhaf davranmıyordum!

Gözlerinden gözlerimi alıp yüzünde gezdirdim. Gülümsüyordu. Artık vicdan azabı duymadığından mutluydu. Bense fazlasıyla duyuyordum.

Ama haklıydı, intikam tatlı yenen bir yemektir ve o bunu yemeyi fazlasıyla haketmişti.

Elimdeki kağıda gözü ilişti bu sefer. Elini uzattı ve elimi kavradı, sonra beyaz ve buruşmuş kağıdımı sıcacık elleriyle tuttu ve kendine çekti.

Kar BeyazBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!