•Örselenmiş Ruh•

2.4K 265 475

•••Alıntıdır..

"Umut bitti, limanı değil gezegeni verin ateşe.."
•••

Zihnin karmaşası beynimin bütün odacıklarında çığlık çığlığa kalırken, hissettiğim tek şey kaburgalarımın altındaki yaşamımı devam ettirmemi sağlayan organın kan değil acı pompaladığıydı. Çünkü yalnızlık hiç bu kadar gürültülü olmamıştı oluk oluk kanayan yıkımımda.

Güneş ışığının aydınlattığı beyaz tavanda kımıldayan kelebekten çekemedim gözlerimi. Siyahına turuncu sıçramış iri kanatlarıyla o beyaz soluk duvara o kadar yabancı duruyor ve yakışmıyordu ki uzanıp dokunmak istedim örselenmiş ruhumdan izler taşıyan kanatlarına.

Uzandığım yatakta hafifçe doğrulup dizlerimi yatağa yasladım ve mümkün olduğunca sessiz olmaya çalıştım ürküp kaçmaması için. Uzansam dokunabilirmişim gibiydi.. Elimi hafifçe kaldırıp tavana doğru uzattığımda ince bir sızı yerini hatırlattı.

Başımı eğip yüzümü acıyla buruştururken "Lanet serum." Diye homurdandım ağzımın içinde. Acının izleriyle çatılan kaşlarımı bu kez görüş alanıma giren çehreyle biraz daha çattım.

"Uyanmışşın." Dedi tok bir sesle pekte aşinası olmadığım cüssenin sahibi. Sıkıntılı bir nefes verip karşımdaki tekli koltuğa oturduğunda bakışlarım üzerinde turluyordu elindeki poşetleri koltuğun kenarına yere bırakırken.

"Sana giyecek bir şeyler aldım." Dedi daha sakin bir sesle. Dudakları düz bir şekil alırken elini ensesine atıp hafifçe kaşıdı ve dikkatle yüzümü inceledi.

İfadesizliğin her tonunu taşıdığıma emin olduğum yüzümle boş boş bakmaya devam ettim. Ensesindeki elini dizinin üzerine bırakırken sıkıntılı bir nefes daha aldığını işittim. Bakışlarını gözlerime odaklamıyor beyaz hastane duvarlarının üzerinde kaçamakça gezdiriyordu.

"Benimle konuşmayacakmısın?" Diye sordu bıkkınlığının dile getirdiği sesiyle. Tek kaşım hafifçe yukarı kalkarken dilimle alt dudağımı ıslattım.

"Anlat." Sesimdeki tınının soğukluğu bir sis bulutu gibi karşımdaki yapılı adamın üzerine çöktü. Hafifçe kısılan gözlerini üzerime çevirdiğinde dudakları milimetrik bir haraketle kıvrılsada, kısa sürede toparlanıp başını ağır ağır salladı.

"Evi ben ateşe verdim." Dedi hafif cızırtılı bir sesle. "Ama yemin ederim evde olduğunuzu bilmiyordum." Diye ekledi kelimelere döktüğü pişmanlığı sesine hafifçe yansırken.

Kaburgalarımın altına sıkışan yumru genişleyerek göğsümü daraltırken yerimde kıpırdanıp ayaklarımı yataktan aşşağı sarkıttım. Zemine değen parmak uçlarım tenime ürperti sinyalleri yollarken bakışlarımı tam gözlerinin içine diktim.

"Duygusuz et yığınları." Dedim kısık bir sesle. Gözleri hafifçe aralanırken dudakları birbirine değdi ama uzun bir soluk dışında tek kelime dökemedi.

"Sizi zihnimde böyle adlandırmıştım." Diye devam ettim gecenin ayazına meydan okumaya yetecek kadar soğuk bir sesle.

"Yanılmamışım." Son kelimemle gözleri biraz daha irileşti ve ayağa kalktı. Elini bel boşluğuna yerleştirken diğer eliyle yüzünü sıvazladı.

"Bilmiyordum!" Diye bağırdı gür bir sesle.

"Amaç sadece maddi ve manevi zarardı!" Diye gürledi bu kez yüzüme doğru.

Huzursuzluk siyah bir yılan olup derimin altından göğsüme doğru ilerlediğinde kaşlarım bariz bir belirginlikle çatıldı. Manevi zarardan kastı ne olabilirdi? Zeminle buluşan ayaklarımın üzerine basarak ayağa kalktım.

DAĞILMIŞ (Tamamlandı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!