Bölüm 41

776 27 37

Merhaba arkadaşlar! Bu bölümle birlikte yeni başladığım kitabın birinci bölümünü Son Varis'le birlikte yayımladım. İlginizi çekecek daha farklı Scorose hikayesi okumak isterseniz Muggler'dan Saklı adlı kitabıma bakabilirsiniz :) Keyifli okumalar


Hagrid'in ne hakkında bahsettiğine dikkat toplayamayan Rose göz ucuyla Nora'nın yazısına bakıp duruyordu. Aslında pek fazla başka birinden bakarak yazmaya ihtiyacı olmadığından Rose'un bu davranışı Albus'un oldukça dikkatini çekmiş olmalıydı ki, sorarcasına baş salladı kuzenine.

"Geri kalmış olamaz mıyım?" diye fısıldadı yanıt olarak.

Scorpius, bakışlarını profesörden ayırmadan "Rose Weasley ve geri kalmak." dediğinde yanlarından alakasız şekilde gülenler olmuştu.

Belli ki olaylara karşılık hala gülebilecek olanlar vardı. Bu durum Rose'un canını oldukça sıksa da sesini çıkarmadı. Nasıl olsa dinlemeyeceklerdi bile, kendini yormanın gereği yoktu.

Kendi üzerinden dikkatleri dağıttıktan sonra cebindeki katlanmış notu saklıca çıkartıp hızlıca karşılaştırdı. Yazıların uzaktan yakından alakası yoktu. Nottaki yazı biraz daha eski harflere benzeyen dağınık bir el yazıydı, Nora'nın yazısı ise öylesine düzgündü ki, sanki daktilo ile yazılmış gibiydi. Kafası karışınca notu tekraren katlayıp cebine yerleştirdi. O gün Slytherin'le başka ortak dersleri yoktu ama Scorpius'un yazısını görmek zorundaydı. İçini doldurup taşıran sabırsızlık yüzünden ne yapacağını bilemedi. Kalkıp yanına oturmaya cesareti vardı, gerçi bu dikkat çekmesine yol açardı. Albus'un saçmalıklarını yeniden dinlemek istemiyordu.

"Bu cümle bana biraz mantıksız geldi, Nora. Yazdığına bakabilir miyim, Scorpius?"

Rose'un sorsunu ters bakışlarla yanıtlayan Malfoy, "Not tutmuyorum, aklım yetiyor." dedi.

Cevap vermemek için dişlerini sıktı kız ve yeniden önüne döndü. Oturduğu taş zaten kalçasına batıyordu ve ayağı yeterince uyuşmuştu. Gerekirse onu sabaha kadar takip edip o gün yazısını görecekti. Eğer tutmazsa Harry Potter'a gidecek, notu tesadüf üzeri bulduğunu söyleyecekti. Bahane olarak yalnız başına ağlama olayını göstermek mantıksız olmazdı gerçi.


Geçmek bilmeyen ders sona erdiğinde Scorpius hızla ayaklandı ve tek başına ilerlerken onu takip etmek istedi. Fakat Albus Severus Potter hakkında kendini ilişkiler polisi sanan kuzeni yeniden bir bariyer gibi hayaliyle dikilmişti önüne. Nora ise Sırlar Odası'nın İtalya'daki ününü anlatmaya başlamıştı.

Merlin.

Kim umursar şimdi bunu? Mecbur kalmıştı artık, zorla dinliyordu. Yine de gözleri hala fazla uzaklaşmamış Scorpius'un üzerindeydi. 

Aklına ilk gelen "yalnız kalmak istiyorum" sözüyle yanlarından uzaklaştı. Binaya girmeden bahçenin açık alanında Scorpius'u görünce sevinerek yanına ilerledi ama çocuk tek değildi. Yanında kumral, yapılı biriyle konuşuyordu. Gryffindor altıncı senesinden biri olduğunu biliyordu sadece. Yaklaştıkça siması tanıdık geliyordu, yine de konuşmaları tam olarak anlayabilecek mesafede değildi ki Scorpius'un yakasına yapışıp onu tutarken etrafına bağırarak konuştu.

"Babanın ve ailesinin Voldemort'a zamanında verdikleri desteği bilmiyoruz sanki! Kendinizi kabul ettirmek için söylediğiniz yalanları yutmayız artık. Drew haklıydı, değil mi? Korkaksınız siz, bu yüzden kimi güçlü sandıysanız ona sığındınız."

"Johnny! Saçmalama." diyerek yetişti James.

Şimdi hatırlamıştı işte. Johnny, takımın oyuncularındandı. Slytherin'den kesinlikle hoşlanmadığını bilmeyen yoktu, özellikle o binayla olan maçlarında ayrı bir kabalaşıyordu.

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!