TELMAF/26

27.8K 1.1K 176


(Düzenlendi)

Hastaneden çıkmama az kalmıştı yarım saat kadar filan. Kağan'ı hala bulamamıştım hastanede. Belki de arabası buradaydı da kendisi yoktu. Ama giderken arabasını da götürmüştü. Hastane bilmem kaç katlıydı ve ben her kata her odaya bakmıştım sadece erkekler tuvaleti ve morg hariç. Oralara ölsem girmezdim. Yani morga ölünce gireceğim orası doğru ama yaşarken girmezdim. Korkunç bir havası vardı ve ben ölülerden birazcık korkuyorum.     
 

Küçüklükten gelen bir şey olmalıydı. Erkekler tuvaletine girecek kadar da yürek yemedim. Korumaları sokmaya çalışmıştım aslında ama hiç biri girmemişti. Girmediklerine sinirlendiğim için hepsine ' kız mısınız acaba ' diye bağırmıştım. Bazıları dediğime az da olsa sinirlenirken hiçte aldırmadım onları. Neden girmiyorlar sanki. Altı üstü tuvalete girip Kağan orada mı diye bakacaklar. Hayır yani Kağan da hava aydınlandı bu saate kadar tuvalette duramaz her halde.

Acaba hastaneden anons mu yaptırsam. Tam bir saçmalık olur ayrıca rezil olmak istemiyorum. Ne diyeceğim ' Kağan ağabey her neredeysen çık ortaya ' falan mı. Belki doktor Kağan diye anons ettirebilirdim ama bu saate kadar yoksa bana ne.      

Uykum vardı zaten. Çok yorulmuştum. Birde yetmezmiş gibi ameliyata girmiş ve izlemiştim. Neden böyle bir şey yaptığımı bende bilmiyorum ama sanırım kafamı dağıtmanın yolunu arıyordum. Bir de kafamı dağıtmaya çalışırken aklıma şu bana bir ara mesaj atan gizli kişi gelmişti. 

Sahi ona ne olmuştu. Hayatım gizli insanlar tarafından yönetiliyor gibi hissediyordum. İlk Rüzgar sonra gelen mesaj şimdi kağıt. Ne yaşıyorum bilmiyorum ki. O atılan mesajdan sonra mesaj gelmemişti.

Acaba bu kağıdı gönderenle bir ilgisi var mıydı yoksa yine benim bilmediğim kağıtta ki kişilerin bildiği ve kağıdı gönderenin bildiği şeyi bilen başka biri mi var.( bu cümleyi yazarken beynim yandı) Sonuçta o mesajın üzerinden uzun zaman geçti ve kim olduğu belli değil. İstediği zaman gönül rahatlığı ile mesaj atabilir sonuçta ben gizli numaralara alışığım.            


Namı değer dedikodu odasına girdim ve dolabımın yanına gittim. Kapağını açtıktan sonra üzerimde ki önlüğü çıkardım ve askısına astım. Kolumda ki morarmış olan yer dikkatimi çekerken dudak büktüm. Biraz geçmişti sadece. 1 haftaya kalmaz geçerdi belki. Yine de bu moraran yeri görmek istemiyordum. Gördükçe aklıma Rüzgar geliyordu sonra Kağan geliyordu sonra Kağan'ın hastaneden koşarak çıkışı geliyordu sonra ise hiç birinin telefonuma bakmadığı ve aynı hastanenin içinde olduğumuza tam olarak emin olmasam da Kağan'ı bulamadığım geliyor.

Sonra ise bunlara sebebiyet olan kişinin ben olduğum geliyor ve sinirleniyorum. Beynimde kurduğum ve istesem dünyanın başlangıcına kadar bağdaştırabileceğim bu cümlenin devamının gelmemesi için derin bir nefes alıp verdim.                         

Dolabımı kapattım ve kilitledim. Anahtar zaten üzerinde duracaktı ama olsun. Telefonu elime aldığımda mesai saatimin çoktan bitmiş olduğunu görünce bir rahatlama geldi üzerime. Şimdi eve gidip akşama kadar uyuyacaktım. O adamın yanına 4-5 gün sonra Hakan geldiğinde gidecektim zaten.

Ondan kurtulmuştum kısa süreliğine.

Şuan tek sorun Kağan ve Rüzgar. Namı değer dedikodu odasından çıkarken karşımda Kağan'ı görünce şaşırdım. Kapının karşısında ki duvara yaslanmış elleri cebinde yere bakıyordu fakat benim çıktığımı görünce kafasını kaldırmıştı. Bense direk sağında solunda bir şey var mı diye gözlerimi hızlı bir şekilde üzerinde gezdirdim. Ama her hangi bir şey yoktu.

İLK AŞK {TELEFON SAPIĞIM} Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin