Bölüm 40

313 21 10

Tony'yi bahçede tek bırakıp birlikte Profesör Hagrid'in dersine gidiyorlardı isteksizce. Dersin başlamasına daha vardı, yine de biraz Profesörle vakit geçirip onunla beraber çay içmenin kafa dağıtmaya yardımcı olabileceğini tahmin edebiliyorlardı. Rose onların en başında yürüyordu ve kuzeniyle birlikte yanyana yürüttüğü Scorpius hakkında ne düşüneceğini de bilemiyordu. Laflarına kulak asmıştı. Harita hala Scorpius'taydı. Albus ise babasının öğrenmemesi için paniklerken, aldığı cevap genelde geçiştirici sözler oluyordu. Tek dert haritanın Scorpius Malfoy'da olması olsaydı keşke. Nedeni sadece masum gözetlemelerdir diye umdu kendi içinden.

"Scor. Annen için gerçekten çok üzgünüm ve... umarım kısa sürede eski sağlığına yeniden kavuşur. O güçlü bir kadın ben bundan eminim." dediğini duydu Albus'un çekinerek.

"Biliyorum, Albus. Çok konuşuyorsun."

"Eski sağlığına kavuştuğun şimdiden belli oluyor."

Scorpius yanıtlarını kelimelere dökmek yerine oflamıştı bıkkınlıkla, bu çenesini kapaması gerektiğinin anlamına geliyordu. Yine sessizliğe bürünmüş halde yürüyorlardı ağır adımlarla. Hogwarts ise sanki hiç böylesine soğuk ve sessiz olmamıştı. Etrafta bir yas havası dönüp dolaşıyordu. Ne kahkaha, ne gülme, ne de bir neşe izi... sadece sessizlik hükmediyordu günü.

Şüphelerini ne ortaya dökerdi bilemiyordu fakat saklıca ufak da olsa adım atması gerektiğini düşündü. Konuşmaya istekleri olup olmadığı belirsiz oğlanlara döndü ve biraz yalnız kalmak istediğini, derse yetişeceğini söyledi. Bu yalan da sayılmazdı aslında, gerçi derslerini son zamanlarda aksattığı söylenebilirdi. Ne kadar da çok annesine çekmiş olsa dahi, babasının genlerine hala sahipti. Arada bir Ron Weasley'nin kızı olduğunu göstermenin kimseye zararı dokunmazdı. Yine de annesinin kızı olup derse yetişmeyi düşünmüyor değildi. Kafasında saçma cümleler arasında boğuşmayı bırakıp önüne baktı.

Hızlı adımlarla gece en son durdukları süpürge dolabına gitti. Bulacağı kanıt olacaksa da bu dolapta saklı olacağını düşündü. Adımları geriye varıyordu sanki içindeki kötü histen dolayı. Eğer Scorpius'u suçlu duruma düşürecek şeyler bulacaksa bunları ne yapacağını da bilemiyordu. Tabii ki gidip ele vermek en doğrusu olacaktı ama sevdiği bir insanı daha kaybetmek? Evet, ihanet kabul edilemez durumların içerisinde başta yer alıyordu ama bu çok kafa karıştırıcı bir durumdu. Kendinden neden böylesine emin olduğunu bilmiyordu, Scorpius'un böyle bir karaktere bürüneceğini de düşünemiyordu belki de bunu kafasından geçirmek istemiyordu.

Dolaba girince etrafa sinmiş ıslaklık kokusu vardı. Bölme ufak olduğundan bu ıslaklık kokusu burna keskin şekilde çarpıyordu ve Rose ise gece böyle bir kokuyu duymadığından adı gibi emindi. Çevresine baktığında yerde birikmiş ufak su birikintisinin duvara asılmış yağmurluktan damladığını fark edince gitti o tarafa. Üzerini iyice incelerken yeni yıkandığını gördü. Yanında ise ıslak saplı, onun da yıkandığı belli olan duvara dayalı tırmık da dikkat çekiyordu. Yıkandığı belliydi çünkü sapı da ıslanmış vaziyetteydi. Kafası bulanırken etrafın da dün gece karanlığında fark edilen hafif topluluk gitmiş, biraz dağılmıştı, özellikle de raflar. Göze çarpan defteri aldı. Üzerinde temizlik yapılan zamanların işareti bulunuyordu. Rose, defterin yapraklarını gözden geçirirken yırtılmış iki yaprak buldu. Pekala, bunlar belki de temizlik yapımında oluşmuş şeylerdir diye düşündü ama içerideki kokudan belli oluyordu ki, olayın üzerinden saatler geçmişti.

Rose başını sağa sola silkeleyip saçmalamayı kesmeyi gerektiğine ikna etti kendini. Henüz öğrenciydi ve seherbazlık işi kendine göre sayılmazdı. Elindeki defteri geri rafa bıraktı. Koyarken elinin çarptığı kalemi almak için yere eğildiğinde lanet ederken gözüne buruşmuş, beyaz ve ufak bir kağıt parçası ilişti. Buruşturulup atılan kağıt dolabın gölgesinde gözden kayboluyordu biraz. Rose, kalemle beraber bu kağıt parçasını da aldı, kalemi ait olduğu yere yeniden bırakınca elindeki şeyi açıp okumaya cesaret aradı bir an.

İçinden Scorpius'la alakalı yazılar olmaması için dualar ederken kalbi resmen kulaklarında atmaya başlamıştı. Heyecandan kulaklarının kızardığını hissederken kağıdı soğuk parmaklarıyla yırtmamaya özen göstererek açtı.

''Sevgili Marcus Liver,

Sizinle konuşabilmeyi gözlediğim her saniyeyi cesaretsizliğim yüzünden geri çevirmek zorunda kaldım. Lütfen. Sizinle konuşmam gereken meseleyi dikkate alırsanız memnun kalırım. Lütfen tek başınıza gelin.

Nora di Antinio.''

Rose bir kaç saniye beyninin donduğunu hissetti. Tekrar tekrar sayamadığı kadar fazla okudu yazıyo. Bu kesinlikle Nora'nın yazısı değildi. Belki de öyleydi, emin değildi. Yazının getirdiği şoktan dolayı şüpheleri artmış, korkudan yaşadığı heyecan ona resmen Scorpius'un el yazısını unutturmuştu. Zorlukla yutkunarak kağıdı ufak hale gelecek şekilde katladıktan sonra cübbesinin güvenli olduğuna inandığı cebine sakladı bu notu. Derse yetişmek için dışarı fırladı, hala bomboş olan koridordan ders işleyecekleri yere ilerlemeye başlıyordu. Donduramadığı düşüncelerini ikna etmek için hem Nora'nın, hem de Scorpius'un el yazısını görüp notla karşılaştırmaya ihtiyacı vardı.

****

Durumun Sihir Bakanlığı'na ulaşması o kadar kısa sürmüştü ki, hemen Seherbaz Başkanı bizzat kendisi Hogwarts'a gelmişti. Bay Rexhepi, kökeni Arnavutluk olmasına rağmen İngiltere'de doğmuş, zamanında bu okulda eğitim almıştı. Yüksek başarılarının ardından Seherbaz Başkanlığı onun ünvanı haline gelmişti. Biraz disiplinli olması açısından, Harry işinin biraz zorlaşacağının farkına varmaya başlamıştı. İçinde bulunduğu stres onu kendine çekerken hazırladığı raporları başkanına gösterdi.

İnceleme sırasında gördüğü şeyleri rapor olarak tutmuştu ve tahmin yürüttükleri diğer şeyleriyse karalama gibi ayrı bir parşömene işlemişti.

Kurbanın boynundaki morluklar boğuşmaya işaretti. Vücudu keskin bir aletle (tahmini çok dişli veya sıralı kesim) gövdede kan akıtılmak için yaralar açılmış. Tuvalette yere damlayan su izleri koridorun yarısına kadar devam ettikten sonra kesilmiş durumdaydı. Yani, işini yapan her kimse "temiz" çalışmaya gayet özen göstermişti. Yazının yerden uzaklığına bakılırsa tahminen ortalama erkek boylarına ulaşıyordu. Ginny'nin zamanında yazdığı yazı daha alçaktaydı. Ayrıca, tuvaletten sonra yerde oluşan hafif ayak çamurları da gayet büyüktü. Çıplak ayakla gelerek yaptığı bu çılgınlık sayesinde erkek olduğu şüphesini biraz daha arttırmıştı. Bir kıza göre ayaklar gayet iriydi.

Bay Rexhepi, raporları dikkatle okurken gözlüğünü çıkarıp geriye yaslandı be Harry'ye baktı.

"Bay Potter, zekanızla öylesine gurur duyuyorum ki, gerçekten bundan sonra yerime geçecek biri varsa o da sizsiniz. Basilisk şüpheleri doğruymuş. Varisin geri gelmesinin imkansız olduğunu düşünürsek eğer, bunu yapan kimse eğer Çatal Dili'ni taklit edip içeri sızmış olma ihtimali yüksek. Fakat tuhaf bir konuya dikkat çekmek isterim ki, oradaki basiliski bizzat kendiniz öldürmüştünüz. Bu nasıl mümkün olabilir?"

"İşte biz de bunu merak ediyoruz, Sayın Başkan. Şüphe işaret eden pek kimse yok. Zamanında biçim değştirmek için yılana dönüşmeye çalışan bir öğrenci ciddi kararla uzaklaştırılıp büyük sorguya çekilmişti biliyorsunuz. Bundan başka da pek bir düşüncem olduğu söylenemez. Elimizde konuşabileceğinden şüphe duyduğumuz tek kişi uyur vaziyette Hastane Kanadında. Daniel isminde bir öğrencimiz. Tedavisi sürüyor. Yine de sizlere bilgi edinmek için öğrencilerle ve diğer profesörlerle konuşmanızda sakınca olmadığını söylemek isterim. Gerekeni yapacağınızdan eminim." dedi Profesör McGonagall endişeli ifadesiyle.

Tüm okul için endişelenen bu kadın, eski kabusları yeniden yaşayıp bu masum çocukların görmesinden öylesine korkuyordu ki, en başta olan Emma olayını saklama kararına varmıştı. Kimseyi korkutmadan çözmeye çalışmışlardı fakat rastlayabildikleri pek bir ipucu olmamıştı ne yazık ki. Harry büyük söz vermişti eski Profesörüne bu olayı halledeceğine dair. Eski okulu, büyücülük dünyasının kalbi, çocuklarının hayatı ve gelecek nesillerin öğrenim alanını kurtarmayı kendine yeniden görev edinmeye asla çekinmiyordu.

Son raporlarını toparladıktan sonra ilk önce kurbanın sınıf arkadaşlarından başlamak istedi. Öğrenci yılını da öğrenmişti ve hemen ders programını istemişti Marcus'un öğrenci yılının. Teker teker sınıftan yakınlarını çağırıp konuşmak için dersliklerini aramaya koyuldu Hogwarts koridorlarında.

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!