35 "Düğün"

113K 4.9K 831

ASYA

Yavaşça arkama döndüm.

"Önemli, öyle mi?" Dedim göz devirerek.

"Asya, lütfen dinle beni." Dedi ve adımlarını bana doğru hızlandırdı.

"Ya dinlemek istemiyorsam?" Dedim alayla.

"Bak, o adam sana kim bilir neler anlattı-" Sözünü kestim.

"Evet, anlattı tabii." Gülümsedim yavaşça. "Bana para karşılığında evinizi açtığınızı öğrendim. Bende salak gibi sizi ailem olarak görmüştüm." Pamuk teyzenin yüz ifadesi değişti.

"Bak, inan ki çok üzgünüm. İlk başlarda öyleydi ama sonradan para almak istemedik. Seni kendi kızım gibi görüyorum. Senin çocukluğunu bilirim ben!" Kahkaha attım.

"Neden para aldın o zaman, neden?!" Dedim.

"Hatalıyım biliyorum ama Yiğit denen adam çok iyi bir teklif yapmıştı reddedemedik." Dedi ve bakışlarını kaçırdı. "Bırakalım bunları lütfen, sana çok önemli bir şey diyeceğim." Selma yavaşça kolumdan tuttu.

"Biz gidelim artık teyzeciğim, Asya'nın düğünü var malum." Dedi, Pamuk teyze sert bir sesle konuştu.

"Hiçbir yere gitmeyecek, bu düğün olmayacak!" Dedi. "O adam yalnızca seni üzecek, bırak da anlatayım işte!" Sinirle bağırdım.

"O adam diye bahsettiğin kişi benim kocam, ona bu şekilde laf söyletmem!" Dedim.

"Bırak bunları Asya, seni üzecek diyorum sana! Üzülmene değmez, evlenme onunla!" Dedi. "Sana anlatacağım önemli şeyler var diyorum, yalnız konuşsak iyi olur." Alayla güldüm ve elimi sus dercesine kaldırdım.

"Benim yetişmem gereken bir düğünüm var. Bir daha karşıma çıkmazsan sevinirim, benden de, kocamdan da uzak dur." Dedim ve hızlı adımlarla düğün salonuna girdim. Selma peşimden gelirken Pamuk teyze arkamdan bir şeyler bağırmıştı. Duymak istemiyordum, bilmek istemiyordum. Onu görmekte istemiyordum! Mümkünse karşıma bir daha çıkmasa iyi olurdu!

"Kızım dur!" Selma'yı dinlemeden merdivenleri çıktım. Büyük bir hışımla çıktığım merdivenler sonunda en üst kata ulaşmıştı. Biraz ilerlediğim de damat odası olduğunu bildiğim kapı çıktı karşıma, rahat bir nefes verdim.

Kapıyı çalmadan direkt açtım.

"Yiğit?!" Dedim

"Asya?" Dedi.

Yavaşça ilerlerken onu damatlığın içinde görmüştüm, nutkum tutulmuştu adeta. Saçları, gözleri, burnu... Her şeyi o kadar güzeldi ki, o kadar uyumluydu ki... Damatlık nasıl da yakışmıştı üstüne, ne kadar yakışıklı olmuştu böyle...

"Güzelim ağzının suyu aktı, tamam yakışıklıyım biliyorum ama bu kadar abartmasan mı?" Alaylı sesini duyduğum da kendime geldim.

"Y-Yiğit." Diye mırıldandım, sesim ağlamaklı çıkmıştı.

"Hayda, ağlayacak mısın gerçekten?" Dediğinde dayanamadım ve üstüne atladım. Yiğit bir an şaşırsa da yavaşça beni kollarıyla sardı. "Ne oldu bebeğim, canını bir şey mi sıktı senin?" Dedi, tekrar ağlamaklı bir ses çıkarttım istemsizce. "Tamam tamam, gel haydi." Elimi tuttu ve koltuğa oturdu, beni kucağına çektiğinde başımı boynuna gömdüm. "Anlat artık, ne oldu?" Eli sırtımı sıvazladı, burnumu çektim yavaşça.

"Benden ne saklıyorsun?" Dedim, Yiğit bir an durdu.

"Anlamadım?" Dedi.

"Benden ne saklıyorsan lütfen söyle, başka birinden duymak istemiyorum!" Dedim.

Serseri Patronum Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!