3.Bölüm

1.3K 121 57

Silahımı kavradım ve itlerden biririni gözüme kestirdim. Ben ilk kurşunu sıktığımda karşımdaki itlerden biri yere serildi. Tam iki kaşının arasından bakmıştı kurşunumun tadına. Ama 1 dakikadan daha fazla duraklamama sebep oldu. Ben ilk kurşunu sıkınca bizimkilerde ateş etmeye başlamıştı. İt sürüsü çok panik olmuş kontrolsüz seri atışlar yapmaya başlamıştı. Bizimkisiler ise tek tek sıkıp her kurşunda birini indiriyordu. Ama ben dönüp kalmış yerimden kıpırdayamıyordum. Kulaklarıma sadece astsubay'ın sesi geliyordu.

"Komutanım ! Komutanım iyi misiniz ? Kendinize gelin !"

Daha önce bir sürü atış eğitimi almıştım, keskin nişancıydım ve bu dalda birinciliklerim vardı. Ama daha önce hiç bir canlıya sıkmamıştım. Çok garip bir duyguydu bu... Evet hain olabilirdi ama insandı sonuçta ve ben Allahın verdiği bir canı almıştım. Daha dağlara çıkalı 2 saat bile olmamışken kolumdaki sızı ile birlikte düşüncelerimi bir kenara bıraktım. Kan kolumdan yavaş yavaş akıyordu yere doğru. Koluma bakınca sadece sıyırmış olduğunu gördüm. Elimde kan olmuştu. Hala transta gibiydim ama aldığım yaradan değildi. Öldürdüğüm bedenin hala gözümün önünde cansız yatıyor oluşuydu. Vücut sıcaklığı muhtemel 1 saat sonra soğuyacak, yüzü mosmor olacak, eğer yandaşları gelip cesedini almazsa zamanla toprağa karışacak... Anlatırken ne kadar kolay geliyor dimi. Ama bu döngüye sebep ben olmuştum ve olmaya da devam edecektim.

"Komutanım ! İyi misiniz ?"

Birden astsubayı yanımda buldum. Sanırım seslenişine karşılık vermediğimden dolayı endişelenip yanıma gelmişti. Dürtüklemesi ile irkilerek kendime geldim. Ben n'apıyorum ya ? Ben cinayet işlemiyorum sadece vatanımı koruyorum ! Bayrağımı, milletimi korumak benim görevim. Bu itler ise o şanlı bayrağımızı indirip kendi paçavra bezlerini takmaya çalışan bir grup yılan sürüsü ! Kendine gel Teğmen Denizhan ! Eğer şimdi kendine gelmezsen bir daha asla gelemezsin zaten ! Sen bir BORDO BERELİSİN ! Bu dağlarda 1.kural neydi ? Sana ne öğrettiler ? Ya ÖL yada ÖLDÜR !!! Başka şansın yok...

Silahımı elime alıp daha iyi bir mevziye geçtim. Tim'den uzaktaydım ama o itleri daha net görebiliyordum. Evet, normal bir silah ile olmuş olsaydım tüm hainler mevzi dışında kalacaktı ama elimde BORA-12 vardı ve bunun hakkını verme zamanı gelmişti. Silahımın üstünü hafif okşayıp "Sana güveniyorum aslanım."dedim. Derince bir nefes alıp verdikten sonra dürbünden bakıp tek tek avlarken it sürüsünü roket atarcı takılmıştı namlumun ucuna. Ben rüzgar hızı hesaplayıp daha iyi bir atış yapmak için nefes alırken o it coktan roket atarı ateşlemişti. Saniyesinde bende tetiğe basıp o leşi yere serdim. Kulaklıktan,

"Ay-Yıldız 1 ve 2 durum bildir." diye emir verdim. Roket karakola isabet etmişti. telsizden konuşan ilk Ay-Yıldız 2 oldu. Hiç bir sorun olmadığını söyledi. Evet dışarda ki tim de sıkıntı yoktu ama ben karakoldakilerden korkuyordum. Roket yemişti sonuçta karakol. Sonunda Ay-Yıldız 1 konuştu. Çok şükür hiç bir sorun yoktu kımseye birşey olamıştı. Tek tek indiriyorduk itleri ama bitmiyordu it sürüsü gibi çoğalıyorlardı sanki.

Kurşunları'da tükenmiyordu ki ? Nerden geliyordu bu bolluk böyle. Çatışma tüm sıcaklığı ile devam ederken birde bixi'ci çıkmıştı ortaya. Bir o eksikti zaten ! Bizimkiler başını kaldıramıyordu mermiden. Ben dürbünüme takılanları indiriyordum ama bixi'ciyi bulamadım. Güzel saklanmıştı it. Gece görüşlü dürbünüm olmasına rağmen bulamıyordum ve Allah belasını versin ki tek kurşunum kalmıştım. O it ölmeden burdan cıkarsam delik deşik olurdum. Hemen kulaklığıma dokundum ve konuşmaya başladım.

"Ay-Yıldız konuşuyor Ay-Yıldız 1 cevap ver. "

Karakoldaki time seslendim. Karşıdan "Ay-Yıldız 1 dinlemede." diye ses alınca aklımdaki planı anlatmaya başladım.

Bir Bordo Bereli Hikayesi  #Wattys2017Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!