|| 16. Bölüm ||

2K 207 418

İyi okumalar!

~•~

Elimde tutuyor olduğum sıcak kupayı camın kenarındaki mermere bıraktım ve ıslanmış dudaklarımı elimin tersiyle silip, oturuyor olduğum ufak koltukta kıpırdanarak dizlerimi kendime çektim. Dışarıda yoğun bir ayaz hakimdi, ara sıra yağmur atıştırıyor ve sokaktan bir iki insan koşuşturarak evlerine ya da sığınacak bir yere gidiyorlardı. Yoldan geçen arabalar, çukurlarda birikmiş olan çamurlu suları kenardaki yeşillik ve çiçeklere sıçratıyor, onları ıslatıyordu. Etrafı sarmış olan yoğun sisin arasında farları, korku filminden fırlamış bir canavarın gözlerini andırıyordu.

Hayal gücümün gülünç ürünleri ile sıkıcı vakitler geçirdiğim sıralarda, Mikasa ile Isabel önlerine aldıkları abur cuburlar ile film izliyorlardı. Ben film izlemeyi pek sevmezdim, bu konuda oldukça seçiciydim ve seçtikleri filmi beğenmemiştim. Bu yüzden bir süre sonra sıkılıp Levi gelene kadar camdan dışarı bakmaya karar vermiştim. Her yürüyen insanda ya da evin önüne yaklaşan arabada Levi'ı görmeye çalışıyordum, bu da istemsizce heyecanlanmama sebep oluyordu. Neden heyecanlandığım konusunda ise, pek bir fikrim yoktu açıkçası. Ama büyük ihtimalle, yıllardır konuştuğum Ravioli'nin artık yanımda olmasıydı.

Boynumdaki tasmadan kurtulabildiğim için artık üzerimde büyük bir rahatlık vardı, o tasma boynumda olduğu sürece babamın nasırlı ve büyük ellerini boynumda gibi hissediyor; boğuluyordum. Bir elimi, boynumun sızlayan derisine değdirdim ve oralarda gezdirdim. Tasmanın değdiği her yer morarmıştı, o tasmayla ne kadar boğuştuğumu düşünürsek morarmaması garip olurdu. Elim morluklara değdikçe vücuduma ufak bir karıncalanma yayılıyordu, hoşnutlukla gözlerimi kapadım.

Birkaç saniye sonra, Mikasa'nın sesi ilişti kulağıma.

"Eren? Uykun mu geldi?"

Gözlerimi aralayarak ona baktım ve kafamı iki yana salladım, "Yok, sadece düşünüyordum," dedim. Bir bandana ile saçlarını arkaya tutturmuştu ve ağzının her yeri çikolataydı. Bu görüntü karşısında kıkırdamadan edemedim. O da kıkırtıma kocaman bir gülümseme ile karşılık verdi ve Isabel'e döndü.

"Büyük ihtimalle Eren filmi beğenmediği için izlemiyor. Demedi deme."

Isabel gözlerini irileştirerek bana dönüp bir süre ağzını açıp kapadı.

"Neden daha önce söylemedin? Oysaki senin istediğin bir şeyi izleyecektik!"

Yanaklarıma hücum eden alevi hissedebiliyordum. Kim olduğumu bildiği halde beni bu kadar önemseyen ilk insanlardı onlar. Hatta benimle, ben bir çöpmüşüm gibi değil, tıpkı onlar gibiymişim gibi konuşuyorlardı. Ben, onlar gibi miydim? Değer verilebilecek bir birey miydim?

Isabel de bir Omega idi ve oldukça mutluydu, onun bu halini gördükçe içimdeki umut tanecikleri yeşeriyordu. Lâkin hemen sonra aklıma babam, annem geliyor ve beni bulduklarında yapacaklarını düşünüyor, boğuluyor gibi oluyordum. Levi beni her şeyden koruyabilir miydi?

"Eren?" Isabel'in merakla bana bakıp adımı söylemesi üzerine başımı hafifçe salladım ve ona baktım.

"Benim istediğim bir şeyi mi izleyeceğiz?"

"Evet!" Isabel heyecanla ellerini çırptı. "Yeni dostumuzun zevklerini öğrenelim!"

Dostumuz...

Suratımda kocaman bir gülümseme oluşurken, zaten az izlemiş olduğum filmleri ve en çok hangisini beğendiğimi düşündüm.

"Bob the Street Cat," dedim. "Belki daha önce izlemişsinizdir. Onun çok etkisinde kalmıştım."

Dear Diary || RirenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin