14.Bölüm

2.6K 168 13

Mrb! Yeni bölümü beğenmeniz dileğimle. Oy ve yorumlarinizi bekliyorum. İyi okumalar;))

Kapının açılırken çıkardığı iğrenç gıcırtıyla uyandım. Hâlâ revirdeydim ve geceyi aptal hastane yatağında uyuyarak geçirdiğim için her yerim ağrıyordu. Hafifçe yatakta doğrulurken Marcus'un homurtularını duydum.

"Kim dedi de gece yarısı kalkıp antrenman yaparsın ki?!"

Marcus eliyle saçlarını çekiştirdi.

"Ah, bu kız beni çıldırtacak."

Gözlerimi devirdim. Ardından da boğuk çıkan sesimle homurdandım.

"Uyanığım ve seni duyuyorum."

Marcus'un arkasından odaya  giren Seth'in kahkasını duyunca yüzümde oluşan muzip sırıtışa engel olamamıştım.

Seth elindeki elmadan son bir ıssırık alarak kapının önündeki çöp kovasına attı.

"Küçük Alex yine ters tarafından kalkmış."

Seth'e bakıp sırıtışımı daha da çok yüzüme yaydım.

"Kucak tavşanı da bu gün pek bir keyifli. Akşam seni antrenmanda yıkınca o keyfin yerle bir olacak."

Seth odadaki sessizliği yarıp geçen bir kahaha daha patlattı.

"Sanırım ben bu meydan okumaları  yıllardan beri duyuyorum."

Yüzümü buruşturup ona
'çok biliyorsun'  der gibi baktım.

Marcus ise oturduğu sandalyeden offlayarak kalktı ve,

"Kesin artık." diye azarladı bizi.

"Sen benim babam değilsin. Ben 29 yaşındayım."

Marcus Seth'e ölümcül bir bakış atınca Seth yüzünü buruşturarak anlayamadığım bir dilde birşeyler mırıldandı ve sustu...

Marcus'un bakışları tekrar bana dönünce biraz daha  yumuşadı. Üstünde oturduğum yatağa yaklaşınca panikle saçlarımı geriye atarak iblis damgasının görünmediğinden emin olmaya çalışıyordum.

Marcus yüzümü avuçlarının içine aldı ve yanağıma bir öpücük kondurdu.

"Şimdi daha iyisin öyle değil mi?"

Gözlerimi kaçırıp usulca başımı salladım. Kahretsin! Ona yalan söylemekten nefret ediyorum. Ama eğer Akit'ten kaçtığımı söylersem de bir çuval inciri berbat ederdim. Hayır bunu yapmayacaktım.

Marcus biraz uzaklaşıp nefes almama izin verince zıplayarak sedyeden atladım. Adelelerim ne kadar sızlasada ağrıları önemsemiyordum.

Ağır adımlarla soğuk revirin betonunda çıplak ayak yürüyerek Seth'in bacaklarını yayarak oturduğu koltuğa gittim. Seth'e muhtemelen normal bir insan olsa boğulacak kadar sıkı sarıldım.

Seth boğulur gibi bir kaç ses çıkarırken kollarımı tutup vücudundan uzaklaştırmaya çalışıyordu. İyice kıpkırmızı olunca onu serbest bıraktım.

Seth derince bir nefes aldı.

"Sen manyak mısın yahu?! "

Eliyle bozduğum saçlarını karıştırarak düzeltti.

"Bu kız cidden beni öldürmek istiyor."

Kıkırdayarak hızlıca Marcus'un da yanağına öpücük kondurup hızlıca yerdeki spor ayakkabılarımı ayağıma geçirdim.
Kendimi şimdi daha iyi hissediyordum. Ve revirden gitmeye hazırdım.

Melezin GölgesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!