Ancak birden iblisin dişleri enseme gömüldükleri yerden çıktılar ve iblisin üzerimdeki ağırlığı da kayboldu.

Nefes alamıyordum. Sanki üzerimden otobüs geçmiş gibi her bir adelem titriyor ve ağrıyordu.

Elim istemsizce enseme gitti ve bunu yaptığıma anında pişman oldum.

Cayır cayır yanıyordu. Böyle bir acıyı ilk kez yaşıyordum. Ve ölüme ilk kez bu kadar yaklaşmıştım.

Kendimi zorlayarak yattağım yerde zorlukla doğruldum. En sonunda tamamen ayağa kalktığımda bacaklarımı hissetmiyordum. Bir adım attım ve neredeyse tekrar yeri boyluyordum. Son anda kendimi bir ağacın gövdesine yaslayabildim.

Acıdan sımsıkı yumduğum gözlerimi açtığımda Carter ve endişe dolu bakışlarıyla karşılaştım.

Yanıma geldi ve ayakta durmam için destek oldu.

"Sen iyi misin?"

Kendimde ona cevap verecek gücü bile bulamıyordum.

Etrafıma baktığımda şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım neredeyse.

Etrafımız mavi ışıl ışıl tozlarla kaplıydı. Bu toz iblisler öldüğünde onlardan arta kalan tek şeydi. Yani iblislerin cesedi olarak ta sayılabilirdi.

Ben bir taneyle başa çıkamazken o dördünü birden haklamıştı. Kendimden utanıyordum. Birde yarı Apollyon'dum.

Carter bir elini belime dolayarak beni ağaçtan ayırdı ve ağırlığımı üstlendi.

Zorlukla yutkundum.

"Ben....yürüyebilirim."

Diğer elinide bacaklarıma doladı. Ve gözümü kırpıp tekrar açtığımda havadaydım. Carter'ın kucağında.

Şu an bu kadar bitkin ve berbat hissetmeseydim kesinlikle heyecandan ölürdüm. Ama gözümü bile açık tutmakta zorlanıyordum. Carter'ın beni bu kadar rahat taşıyabilmesine şaşırıyordum. O kadar kolay taşıyordu ki sanki kucağında benle kilometrelerce koşabilirmiş gibi.

Daha fazla ona direnip beni yere indirmesi için ısrar etmedim ve kollarımı boynuna doladım. Kafamı ise sert ama aynı zamanda rahat göğüsüne yasladım. Onun kokusunu içime çektiğim anda o deniz kokusu tüm ciğerimi doldurdu. Beynimi Carter'la kurduğum bir sürü hayal ve keşke doldururken göz kapaklarımı daha fazla tutamadım. Her şey kararırken aklımda olan tek şey Carter'dı. Sanırım o öpücükten sonra ondan uzak durmaya yüreğim dayanmazdı.

************

Gözlerimi kırpıştırarak açtığımda, beyaz bir tavana bakıyordum. Görüş alanıma birden giren bulanık bir kadın suratıyla irkildim. Kadının yüzündeki her organ ayrı ayrı yerlere gidip geliyordu. Kadın konuştu.

"Uyan."

Ses kafamın içinde iki üç kere yankılandı.Gözlerim tekar kendiliğinden kapandığında yine bir ses duydum. Bu sefer ki başka birine aitti.

"Aç gözlerini, Mia."

Ah, tanrılar aşkına! Tanıyordum bu sesi. Hemde öyle iyi tanıyordum ki...

Nasıl unutabilirdim? Bu hayatımın, herşeyimin, benliğimin sesiydi. Bu Carter'ın sesiydi.

Gözlerimi tekrar kırpıştırırken

"Carter." diye fısıldamayı başardım.

Görüş alanıma tekrar Carter girdiğinde yine içim kıpır kıpır oldu.

Carter'ın elini elimin üzerinde hissettiğimdeyse neredeyse kalp krizi geçiriyordum.

"Hadi uyan artık, Αυτο μοu."

Melezin GölgesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!