Bölüm 31

56 8 13

"Her şey hazır mı?"diye sordu telefonda konuştuğu adama. "Bu iş fazla uzadı. Bugün bitmesini istiyorum."

"Hazırız. Biraz gürültülü olacak fakat bugün her şey bitecek. Geçmiş hesaplardan biri olduğu düşünülecek. Her şey hazır."

"Bir bakıma geçmiş hesaplar zaten."dedi kadın keyifle gülerek. "Beceriksizlik ederseniz-"

"Etmeyeceğiz!"

"Güzel."dedi ve telefonu kapattı. Uzun zamandır ondan kurtulmak istiyordu. Beklediği gün gelmişti. Sandığı kadar kolay olmayacaktı. Adamın da dediği gibi biraz gürültü kopacaktı. Fakat sonunda ondan tamamen kurtulacaktı.

***

Pazar sabahı uyanıp hazırlanmaya başladığında aklında hala geçen akşam The Rice'ta olanlar vardı. O günden beri ne Ron'u görmüş ne de onunla konuşmuştu. Yanlış olduğunu o da biliyordu.

Aynanın karşısına geçti. Estelle Specter'ın davetine eşlik etmek için üstündeki elbise ne kadar uygundu bilmiyordu fakat elindeki en ciddi kıyafet buydu.

Düşük omuzlu, fırfırlı eteği dizine gelen, yaz renkleriyle biraz da cıvıl cıvıl elbisesini süzdü tekrar. Günlük kıyafetle gitmekten daha iyi bir seçenekti. Sonuçta Specter Malikanesi'ne gidiyordu.

Orta topuklu açık ayakkabılarını da giydiğinde çıkmaya hazırdı. Ön tarafa bakan pencereden kapının önünü kontrol etti. Byron gelmişti. Keşke limuzin yerine daha normal bir arabayla gelseydi diye düşündü.

Çantasını da alıp aşağı indi. Annesi kalkmıştı. Specterlarla bu kopmayan bağı hala anlamsız buluyordu. Kızının öyle bir aileyle içli dışlı olmasını istemiyordu. Estelle denen kadının, kızıyla ne gibi bir işi olabileceği ise aklını kurcalıyordu.

"Dikkatli ol."dedi yine de.

"Merak etme anne, Specter Malikanesi Seal Town'daki en güvenli yerlerden biri."diye yanıtladı onu Emma bıkkınlıkla.

"Sen yine de dikkatli ol. Bir şey olursa hemen bizi aramanı istiyorum."

"Bir şey olmayacak."dedi ve evden çıktı. Limuzine bindi. Seal Town'un çıkışına kadar gittiler. 'Seal Town'a Hoşgeldiniz' ve 'Hoşçakalın' sınır tabelalarını geçtiler ve ilk sağa saptılar. Buraya son geldiğinde dikkat etmediği her şeye dikkat ediyordu şimdi.

Kıvrımlı yol boyunca gördüğü gösterişli köşkleri inceledi. Her biri başka bir zengin ailenindi. Kaç kuşak oralardan geçmişti bilmiyordu ancak sayının büyük olduğunu tahmin ediyordu. Restorasyonlara rağmen geçmişe ait izler bir şekilde kendini hissettiriyordu.

Evler bittiğinde bir ön girişe geldiler. Henüz Specter Malikanesi görünmüyordu. Bu girişten sonra uzun bir ağaçlık alandan geçerek yukarı ilerlediler. Son düzlüğe çıktıklarında bütün ihtişamıyla koca yapı karşısında duruyordu.

Ana girişten de girdiklerinde yüksek kapının önünde durdular. Emma arabadan indi. Kapıya yaklaştı. Zile bastı.

Bir zamanlar yankılanarak çalan geleneksel zil, bu defa kısa ve tok bir şekilde çınladı. Kapıyı daha önce görmediği bir kadın açtı.

"Demek Estelle'in özel misafiri sensin."dedi. Ses tonu mesafeli, bakışları küçümserdi.

"Siz de?"diye sordu aynı mesafeli tonu vurgulayarak.

"Resmi olarak tanışmadık tabi. Ben Elsa Specter. Johan'ın annesi."

"Son duyduğumda hala McFisher'dınız."diye cevabını verdi. İlk defa gördüğü birine bu kadar görgüsüz davranan birine başka nasıl davranabilirdi bilmiyordu.

R.E.S - Mazideki KusurBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!