71 - Beyaz Melek (V)

55 34 5

Yer yer yeşil bitkilerin ve kuraklığa uyum sağlamayı bir şekilde başarmış ince yapraklı ilginç ağaçların nadiren görüldüğü geniş bozkır, çok uzaklarda tıpkı bir kalenin surlarını andıran engin kanyonlara kadar uzanıyordu. Birkaç yırtıcı kuş, açık mavi gökyüzünde havalanıyor, karınlarını doldurmak için av arıyordu. Evin yakınından geçen nehir oturdukları yerden görülmüyordu, fakat evin arka cephesinden gelen şırıltıları duyulabiliyordu Yneron. Snain, evini güzel bir yere inşa etmişti; görmeye değer bir manzarası ve huzur dolu bir sessizliği vardı.

General, beyaz gömleğinin ön cebinden kısa saplı bir pipo ve çakmak çıkardı. Sonra çakmağını dik bir şekilde tutarak içindeki tütünü ateşledi. Ardından dumanını ağzına çekerek havaya bıraktı.

"Teşekkür ederim, Yneron. Açıkçası gelmene sevindim. Benim gibi yalnız ve yaşlı bir ihtiyarı sevindirmiş oldun." dedi Snain.

"Umarım yanımda bir şeyler getiremediğim için gücenmemişsindir. Ne yazık ki cebim yok."

"Konforlu bir mekikte sırtını koltuğa yaslayarak yolculuk yapmak varken, siz Lirgo binicilerini bunu neden yaparsınız, anlayamıyorum."

"Bu da benim yalnızlığım ihtiyar."

"Peki, tuvaletin geldiğinde ne yapıyorsun? Karşına çıkan ilk meteorun üzerine konup bamyanla uzayı mı suluyorsun?"

"Öncelikle, o bir bamya değil. Buna emin olabilirsin. Ayrıca bunu bana hatırlattığın için sana bir teşekkür borçluyum. Müsaadenle..." dedi Yneron ve sandalyesinden kalkarak evin içine girdi.

Piposunu keyifle içmekte olan Snain ise arkasından:

"Tuvalet kâğıdı kamıştan dolabın içinde!" diye bağırdı.

Geçen kısa bir sürenin ardından Yneron tekrar geri geldi. Zırhı hala üzerindeydi. Muzurlukla gülümseyen Snain:

"Yanlış anlama da prens, hep merak etmişimdir. Lirgo ile nasıl sıçıyorsun? Beline kadar açılma özelliği var mı?"

"Eğer çok merak ediyorsan ihtiyar, bir daha ki sefere beni izleyebilirsin." diye cevap verdi Yneron.

"Hiç sanmıyorum. Sıçan bir prensi izlemeye yaşlı kalbim dayanamaz."

Bir süre sessiz bozkırı seyre daldılar. Ardından Yneron, Snain'e dönerek:

"Söylesene general; yıllardır neden burada yalnız başına yaşıyorsun?" diye sordu.

"Nedenini biliyorsun, Yneron. Hatırladığım kadarıyla bunu senle daha önce konuşmuştuk." diye cevap verdi Snain.

"Sen aileni kurtarmak için elinden geleni yaptın, general. Artık bu konuda kendini suçlamayı bırakmalısın." dedi Yneron ve işaret parmağı ile gökyüzünü göstererek konuşmasına devam etti: "Orada, yukarıda uygarlıklar var ve Verralyihorn'da korunması gereken birçok aile daha var. Ve davamızda yönetmen gereken bir milyonluk ordu... Beyaz Melek'in evin burası değil. Senin evin orası."

"Burada günler uzun sürüyor Yneron. İnan bunları düşünmek için yeterince zamanım oluyor. Bu gezegende koca bir uyku bile bir gecenin tek seferde bitmesi için yeterli değil. Ne yaparsam yapayım, işte tam buraya söz geçiremiyorum evlat." dedi Snain, kalbine dokunarak.

"Aileni nasıl kaybettiğini hatırlıyorsun değil mi?"

"Yneron, şimdi bunları tekrar konuş..."

"Savaş yüzünden öldü General. Savaş! Onlar ve onlar gibi birçok aile... Gizlice ve alçakça bir saldırı sonucunda öldüler."

"Lera Da Vileo İstilası..."

"Evet, General. Henüz barış halinde olduğumuz Dolevila İmparatorluğu'na bağlı, sınırlarına en uzak asi gezegen Gerbutluların istilası... Belki unutmuşsundur diye söylüyorum. O günden beri Verralyihorn'un kanayan yarasıdır, ama biz savaşıyoruz. Ardı arkası bitmek bilmeyen Gerbutlulara rağmen hala savaşıyoruz."

"Onlar hamam böcekleri gibi, Yneron. Ne kadar öldürürsen öldür yenisi gelecektir."

"Bu sefer öyle olmayacak General. Yuvalarına gireceğiz."

Bunu duyan Snain ağzından piposunu çekerek Yneron'a dikkatle baktı.

"Ne diyorsun sen Yneron?" diye sordu. Oldukça şaşkın görünüyordu.

"Doğru duydun ihtiyar. Tekrar ediyorum: Yuvalarına gireceğiz. Enselerine çökeceğiz. Milyonlar olarak..."

"Peki, Dolevila Barış Antlaşması? Ya Gerbut Lideri Hroggen'le yapılan sözleşme ne olacak? Dolle aşkına Yneron! Gerbut'un nasıl bir cehennem olduğunu hepimiz biliyoruz. Resmiyette orası Batı sınırımızın hemen ötesinde. Orduyu Gerbutlu teröristlerin üzerine kimin izni ile süreceksin?"

"Baş Meclis'in izni, babam Zukhaan'ın onayı ile... Ve askerlerimin başına geçmesi gereken, canımdan çok güvendiğim bir general ile..."

Snain oturduğu yerden ayağa kalkarak veranda korkuluğunun yanına kadar yürüdü ve uzaklara baktı.

"Yüce Dolle adına! Hükümdarlık'ta neler oluyor böyle?" dedi. Bir hayli şaşkın ve düşünceliydi.

"Asileri kontrol altına alamıyorsa bu sahtekâr Gerbut lideri Hroggen'in sorunu. Bunu o iktidarsız herif yerine biz yapacağız General. İyi düşün. Bu senin için savaştan da öte. İntikam ihtiyar... İntikam... Yıllardır sustun, bu küçük evinde kendini unutturdun. Şimdi ise sıran geldi. Ruhların savaş çığlıkları seni çağırıyor! "

Snain hala düşünüyordu. Cevap vermedi. Ardından yüzünü Yneron'a döndü:

"Sana göstermem gereken bir şey var." dedi.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!