69 - Beyaz Melek (III)

60 33 0

General Snain çukurun içinden usulca çıkan Yneron'u görünce hemen tanıdı ve dudağının kenarında, belanın tam ortasındayken karşısında eski bir dostu görmenin tebessümü belirdi. Yalnız Yneron'a 'merhaba' demek için kötü bir zamandı. Snain sağ gözünü tüfeğinin büyük dürbününe götürerek yaklaşan zergriyarlara ateş etmeye devam etti. Tetiğe her basışında uzun namludan çıkan, -gözle görünmeyen- mikro titreşim dalgaları isabet ettiği her zergriyarı zerrelerine ayırıyordu; buna rağmen hayvanlar bahçe kapısının önünde giderek çoğalmaya devam ediyorlardı.

Yneron, eş zamanlı olarak, General Snain'e uzaktan destek olmaya başladı. Dostuna nazaran onu korkutan herhangi bir durum yoktu; hayvanların pençeleri veya dişleri zırhının üzerine çentik dahi atamazdı. Onun için tek sorun zergriyarların ağırlığıydı. Yneron hızlı yumruklarını kafalarının tam üstüne geçiriyor olsa da yere düşen her zergriyar bu sefer daha sinirli kalkıyor, öfkesini katlayarak saldırıyordu. Yneron'un niyeti onların tamamını biçerek henüz yeni geldiği gezegende zergriyar katliamı yapmak değildi, fakat sürünün geri kalanını korkutup kaçırmak için bir kısmını feda etmek zorundaydı; yoksa eski dostunun canlı canlı bir zergriyar pençeleri arasında parçalanışını izlemek zorunda kalacaktı.

Onu dişlemekte olan bir zergriyarın çenesine yükselttiği hızlı bir aparkat ile kurtuldu, ardından müthiş bir hıza ulaşıp önüne çıkan her hayvanı devirerek ve arkasında suni bir fırtına oluşturarak Snain'in bahçesinin kapısına kadar koştu. Bu hamle sürünün içinde uzun bir yol oluşturmuştu. İstemeden de olsa yarattığı küçük çaplı fırtına, bütün toprağı ve tozu Snain'in verandasına taşıdı.

"Ah, Yneron! Baş belası! Daha yeni süpürmüştüm!" diye bağırdı Snain, öfkeyle. Aynı zamanda yüzüne çarpan kumları elinin tersiyle temizlemeye çalışıyordu.

"O zaman tüfeğini bırak ihtiyar ve eline süpürgeyi tekrar al. Müsaadenle hayatını kurtarmam gerekiyor. Birazdan zergriyarlara uçma dersi vereceğim." diye seslendi Yneron aşağıdan.

Zırhının alt katmanı siyan mavisi ışıltı ile parladı. Eve yaklaşan zergriyarlara döndü ve sağ avuç içini – tıpkı yumruk atarmış gibi – önüne doğru savurdu. Bu hamleyle birlikte avuçlarının içinden çıkan mavi ışık hüzmeleriyle birlikte bir şok dalgası, onlarca zergriyarı havalandırdı ve yükselen hayvanlar diğerlerinin üzerlerine düştü. Yneron ara vermedi. Bu sefer diğer avuç içini savurdu. Havaya kalkıp geriye savrulan dev cüsseli zergriyarlar arkada bekleyenlerin üzerine yağmur gibi yağarak diğerlerini ezmeye devam ediyorlardı. Yneron buna defalarca tekrarladı. Toz, duman ve havada uçuşan hayvanlardan başka hiçbir şey görünmese de birçoğu hala evin önüne gelmeye devam ediyordu. Yneron zırhına son bir kez daha güç topladı. Kısa bir duraklamanın ardından bu sefer iki elini birden aynı şekilde öne doğru savurdu. Böylece kuvvetli bir itiş gücü ortaya çıktı ve yere düşüp henüz doğrulmayı becerememiş hayvanlarla birlikte sürünün neredeyse yarısı havaya kalktı. Nihayet zergriyarlar eve yaklaşamayacaklarını anlamış olacaklar ki pes edip birden panikle dağılmaya başladılar. Her biri cırtlak ve yırtık sesleriyle kükrüyordu. Kısa bir sürenin ardından evin önünde yerde toz ile örtülmüş onlarca hayvan leşlerinden başka bir şey kalmamıştı. Kaosun ardından bozkır eski sessizliğine tekrar kavuşmuştu.

Yneron güvende olduğunu anlar anlamaz başını açtı ve General Snain'in iyi olup olmadığını görmek için arkasına baktı; verandada kimse yoktu.

Yneron, birkaç dikenli ağaç dalının birbirine çivi ile tutturulmasıyla yapılmış bahçe kapısına yöneldi ve bahçeye girdi. Önüne çıkan ahşap basamaklarını kullanarak verandaya çıktı. Verandanın diğer tarafında Snain'in beslediği sebze bahçesi ve birkaç meyve ağacı Yneron'un bulunduğu yerden görülebiliyordu. Giriş kapısının sol tarafında; yüzülmüş, kurutulmuş ve tütsülenmiş et salkımları asılı olan birkaç tel ip bulunuyordu. Anlaşılan Snain, böyle ıssız bir yerde nasıl hayatta kalacağını iyi biliyordu. Sağ tarafında başlayan veranda üzerine konulmuş bir bank ve hemen önünde beyaz bir masa vardı. Snain'in neden bu kadar kızdığını anladı Yneron: Her yer toz ve toprak içerisindeydi.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!