64 - Kızıl İblis (II)

64 33 5


"Korrarinee de neresi?" dedi Aeron.

"Talkorra'nın başşehri."

" Yani Talkorra bir ülke mi?"

Torga gülümseyerek sağına baktı ve sonra tekrar Aeron'a döndü.

"Biz de ülkeler yok Aeron. Biz de şehirler var. Sizin ülke dediklerinizden daha büyük şehirler."

"Ülkeler olmadan şehirler nasıl var olabilir Bay Torga?"

"Ülkeler, şehirler, beldeler... Bunlar sadece birer basit kavram. "

"Yani yaşadığınız dünyayı tek bir ülkenin yönettiğini mi söylemek istiyorsunuz? Devasa şehirlere bölünmüş bir ülke."

"Evet, Aeron. Söylemeye çalıştığım şey tam da bu. Dünyanın tek bir ülkeden oluştuğunu ve o ülkeyi sadece bir liderin yönettiğini düşün. Biz böyle gezegenlere Elit Uygarlıklar diyoruz."

"Koca dünyayı bir lider nasıl yönetir? Bunun imkânı var mı?"

"Liderler sadece asil kandan gelen soylu aileler arasından hükümdar tarafından seçiliyorlar; fakat bir gezegeni yönetmeyi başaran güç liderin kendisinden değil, o gezegende yaşayan bireylerden doğar, Aeron. Eğer varoluş, sınırlarının dışına çıkabilirse, bu mümkün olabiliyor."

"Hükümdar dediğinizi duydum, Bay Torga? Mutlak bir monarşiden bahsediyorsunuz."

"Hükümdar gezegenleri, her gezegeni ise Ghan'lar yönetiyor. Buna tam olarak monarşi diyemeyiz Aeron. Nereye gelmeye çalıştığını anlıyorum. Baş Meclis var ve hükümdarın yetkileri bu meclisin üst düzey senatosu tarafından kısıtlanıyor. Anlayacağın devlet iki meclisten oluşuyor ve hükümdarlık adına verilen kararları Baş Meclis alıyor."

"O zaman bu bir parlamenter monarşi."

"Biz buna Dollenizm diyoruz."

"Dollenizm mi?"

"İsmini, kâinatı ve var olan her şeyi yaratan Dolle'den alıyor."

"Dolle tanrınız mı?"

"Evet, Aeron tanrımız; lakin sadece benim değil, senin de tanrın."

"Ama benim tanrımın adı Dolle değil Bay Torga."

"Eğer var olan her şeyi yaratandan bahsediyorsak adının bir önemi var mı?"

"Dollenizm adını tanrıdan alıyor ise dine dayalı bir yönetim şekli mi olduğunu söylüyorsunuz?"

"Anlaşılan her detayı öğrenmeyi kafana koymuşsun, çocuk. Evet, bütün sistem Dolle'ye hizmet eder, kanunlar ve yasalar Dolle'nin hükümlerine uygun şekilde düzenlenir. Tabi bu senin Dünya'nda tecrübe ettiğin bir dini yönetim şekli değil."

"Peki, nasıl bir yönetim şekli?"

"Bizde din, sadece tanrının varlığından haberdar olmaktan ibaret, Aeron. Kısıtlamalar ve cezalar yok; sadece yaşamak ve üretmek var."

"Bay Torga, geldiğiniz yerde herkes Dolle'ye mi inanıyor?"

"Sadece Hükümdarlık içinde trilyonları bulan bir nüfustan söz ediyorum Aeron. Seçkin uygarlıklara ev sahipliği yapan gezegenlerin aksine, ilkel ve gelişmekte olan uygarlıklar da bulunuyor ve onlar genellikle yeni bir tanrıyı kabullenmekte zorluk çekiyorlar. 'Uyananlar' ise Dolle'ye kendi yöntemleri ile itaat etmeyi tercih ediyor. Böylece ortaya birçok din ve inanış şekli çıkıyor. Böylesine renkli bir ortamda herkesin aynı yöntemle itaat etmesini beklemek çılgınlık olur. Dediğim gibi: Kısıtlamalar ve cezalar yok. Her birey özgür ve özgün kararlarını uygular."

"Gezegenler dediniz Bay Torga."

"Evet Aeron. Gezegenler... Kimileri seçkin uygarlıklar tarafından yaşam bulurken, kimileri ise ilkel gruplara ev sahipliği yapan dünyalar... Kimileri ise sadece sessiz ve ıssız.

"Doğanın olduğu, fakat insanın olmadığı gezegenler..."

"Evet Aeron. İnsansız gezegenlere uygarlık ekme süreci epey zaman, çaba ve bütçe istediğinden dolayı yaygın değildir. Bu yüzden bu gezegenlerin doğal kaynak olarak kullanılması tercih edilir. 123 elit uygarlığın varlığının sürdürülmesi için bu kirlenmemiş saf ve doğal kaynaklar oldukça hayati bir önem arz eder."

"123 mü?"

"Evet Aeron. Tam 123 seçkin dünya. Üzerinde tıpkı senin gibi milyarlarca insanların yaşadığı gezegenler."

"O insanlar sizin gibi mi görünüyor? Yani iki ayağı ve kolu olan..."

"Dolle insanı kendinden yarattı, Aeron. Eğer şuan başka bir gezegende olsan bir hayvan ile insan arasındaki farkı kolaylıkla ayır edebilirsin. Benim bu konuda ilgimi çeken nokta ne biliyor musun Aeron?"

"Nedir efendim?"

"İnsanların buna hemen alışması... Evrende yalnız olmadığını öğrenen toplumlar sanıldığı gibi bir kaosa ve savaşa sürüklenmekten ziyade, çoğu öğrenme arzusu ile işbirliği içine girerler. Tıpkı senin şuan yaptığın gibi."

Aeron, içinde hala bir pişmanlık yaşıyor olsa da merakı daha ağır basıyor ve duygularını bastırıyordu. Daha fazlasını öğrenmek istiyordu. Karşısındaki cani bir katil bile olsa buna ihtiyacı vardı. Torga konuştukça Aeron'ın ilgisi her an artmaktaydı. Aeron karşısında bir uzaylı ile konuşmaktan son derece haz duyduğunu fark etti. Torga haklı olabilirdi. Onu öldürmemiş olmasının nedeni belki merak idi.

"Bahsettiğiniz o dünyaların hayal bile edemeyeceğim kadar uzakta olduklarını söylediğinizi hatırlıyorum Bay Torga." dedi Aeron.

"Evet, Aeron, hayal bile edemeyeceğin kadar uzaklarda."

"Peki, o kadar uzak bir yerden siz nasıl gelebildiniz?"

"Kapı'lar sayesinde Aeron."

"Kapı'lar mı dediniz?"

"Evet, Aeron, doğru duydun. Sadece onlar senin bildiğin kapılardan değil. Eğer bir Kapı'dan doğru zamanda ve doğru şekilde geçersen mesafelerin hiçbir anlamı kalmıyor. O hayal edemediğin uzaklıklar, sadece kulpu çevirmenle gerçeğe dönüşüyor."

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!