60 - Bir Gölge Oyunu (VIII)

71 33 0

Melis oturduğu yerden doğrularak ayağa kalktı ve Uras'ın yanına geldi.

"Ne olur gidelim buradan? Hadi ne olur! Çok korkuyorum. Allah'ım ne olur bize yardım et. Hayalet miydi o? Bir şey söyle Uras? Niye susuyorsun?" Melis bir yandan konuşuyor bir yandan Uras'ı kolundan tutarak onu odadan dışarı çıkarmaya çalışıyordu.

"Hişt!" dedi Uras, işaret parmağını dudağına götürerek. "Dinle!"

Uğultu hala duyuluyordu. Ses bu sefer uzaktan geliyordu. Uras pencereye yöneldi ve dışarı baktı. Gölge adamı bahçe kapısının önünde ayakta beklerken gördü. Sadağını sırtına geçirdi ve elindeki yayla birlikte Melis'in yanından geçerek odadan dışarı çıktı.

"Bir... Bir dakika! Nereye gidiyorsun?" diye sordu Melis panikle, koridorda Uras'a yetişerek.

Uras arkasına döndü ve Melis'le göz göze geldi.

"Beni çağırıyor. Sen odaya dön." dedi ve yürümeye devam etti.

Melis şu vakitten sonra odada tek başına duramazdı; Uras'ın arkasından takip etmeye koyuldu. Uras, Maya'nın odasının yanından hızla geçti, koridorun en sonundaki yangın merdivene bağlanan kapıyı açtı ve metal merdivenlerden seri adımlarla bahçeye indi. Melis de arkasından geliyordu. Uras bahçeye iner inmez evin dış kapısına yöneldi ve dolapta duran ayakkabılarından bir çiftini eline alarak ayağına geçirdi, sonra bahçe kapısına doğru hızla koştu. Gölge adam hala oradaydı. Uras, kendisini takip eden Melis'i görünce durdu ve ona doğru yaklaştı.

"Ne olur gitme Uras. Başına bir iş gelecek." dedi Melis, soluk soluğa. Uras, Melis'in yüzüne düşen saçlarına nazikçe dokunarak kulağının arkasına aldı ve yanağını, elinin tersi ile okşadı.

"Endişelenme Melis." dedi sakince. "Şimdi indiğin merdivenlerden tekrar çıkarak odama git ve benim dönmemi bekle."

"Ya sana bir şey yaparsa?"

"İsteseydi çoktan yapardı. Neler olduğunu öğrenene kadar devam edeceğim. Eğer geç kalacak olursam, durumu bizimkilere sakın belli etme. Nerede olduğumu sorarlarsa, Uras odasında çalışmaya devam ediyor dersin. Benimkiler odama girmezler zaten." dedi ve Melis'in yanından ayrıldı. Melis'in ise onun arkasından çaresizce bakmaktan başka yapabileceği hiçbir şey yoktu. Uras'ı engelleyemeyeceğini bilecek kadar tanımıştı.

Uras bahçe kapısına yöneldi, fakat gölge adama yetişemedi; gölge bir anda kaybolmuştu. Bahçeden dışarı çıktı ve çevresini incelemeye başladı. Zaten her yer karanlıktı ve bu karanlıkta bir gölgeyi nasıl takip edeceğini bilmiyordu. Dolunay oldukça loş bir aydınlık sağlasa da uzağı görmek hala imkânsızdı. Buna rağmen gecenin karanlığı, kulağına gelen o tanıdık uğultuyu duymasını engellemiyordu.

Sese doğru koştu Uras. Yaklaşınca uğultunun, yakınlarda ana cadde ve kır yolunun kesiştiği noktadan geldiğini anladı. Gölge onu bekliyordu. Gölge tekrar gözden kayboldu. Uras buna şaşırmadı, çünkü ne yapması gerektiğini biliyordu. Kulağını sese doğru kabarttı; ses ona orman yoluna girmesi gerektiğini söylüyordu. Uras, gereğini yapmaya koyuldu ve koşmaya başladı. Gölge adamı yol kenarında görüyor, ona yaklaşınca kayboluyor ve sonra gölge yolun devamında tekrar beliriyordu. Yol boyunca bu hep böyle devam etti. Uras, bu tuhaf gölgenin istediği oyununu oynamaya kararlıydı.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!