57 - Bir Gölge Oyunu (V)

65 32 0


Eşyayı olduğu yerde bırakarak yatağının üzerine oturdu. Bu akşam Melis gelecekti. Belki eşyayı ona göstererek fikrini alabilirdi. Bu yüzden o gelmeden ortalığı toplasa fena olmazdı. Zira çekiç sesi yüzünden Uygar veya İlayda her an odaya damlayabilirdi ve yerdeki göçüğü görürlerse bu Uras için ciddi bir problem olurdu. Bu yüzden yerinden doğruldu ve odasını hazırlamaya koyuldu.

Aradan geçen yarım saatlik bir zamanın ardından kapı çalındı. O sırada İlayda, Uygar, Uras ve Maya salonda televizyon izliyorlardı. İlayda kapıda kimin olduğunu biliyordu. Melis'in geleceğinden haberdardı. Koltuğundan kalktı ve kapıyı açtı. Kapıyı açar açmaz birden şaşkınlığa uğradı; çünkü karşısında sadece Melis yoktu. Babası da onunla birlikte gelmişti.

"Aaa! Hoş geldiniz." dedi İlayda, içtenlikle gülümseyerek.

"Hoş bulduk!" diye cevap verdi Melis ve babası.

"Siz Melis'in.."

"Evet! Babasıyım. Biraz sürpriz oldu ama..."

"Hayır. İyi ki geldiniz. Buyurun geçin lütfen." dedi İlayda.

Kapının ardındaki dolaptan iki çift misafir terliği çıkarak giymeleri için yere koydu. Sonra hep birlikte salona geçtiler ve koltuklara oturdular. Eve gelmiş olan yeni bir yüzün neden olduğu geçici bir sessizliğin ardından Melis'in babası:

"Bugüne kadar tanışmak hiç nasip olmadı. Kusura bakmayın. Melis aracılığı ile davet de göndermiştiniz. İşlerin yoğunluğu yüzünden gelmeye bir türlü vakit bulamadım. Kabalığımı bağışlayın lütfen." dedi Melis'in babası. Beyefendi bir görünüşe sahipti ve görünüşü kadar kibar ve naif bir insana benziyordu.

"Ne demek canım, lafı mı olur? Bugüne kısmetmiş." diye cevap verdi Uygar.

"Böyle beklenmedik bir şekilde geldim. Umarım rahatsız etmemişimdir sizi. Melis'le biraz ani karar verdik."

"Tabi ki rahatsız etmediniz. Aksine çok memnun olduk. Biz de sizinle ne zamandır tanışmak istiyorduk." dedi İlayda.

"İzin verirseniz kendimi tanıtayım, efendim. Adım Rıdvan ZOR. İlçede ziraat mühendisiyim. Kasabaya yaklaşık altı ay önce geldik... Anlayacağınız henüz yeniyiz. Rahmetli annemin burada boş bir evi vardı. Melis'i de yanıma alarak buraya taşınma kararı aldım. Şehrin gürültüsünden uzakta yeni bir başlangıç yapmak istedik."

"Eşiniz..." dedi İlayda kısa bir süre duraksayarak.

"Eski eşim..." dedi Rıdvan, İlayda'nın cümlesini bitirmesini beklemeden.

"Özür dilerim. Uras bize bundan bahsetmemişti."

"Rica ederim, lütfen kendinizi bu konuda rahatsız hissetmeyin. Neyse ki bu talihsiz olayı ben de Melis de atlattık."

"Tarım Müdürlüğü buradan çok uzak olmasa gerek. Her gün gidip geliyorsunuz sanırım." diye araya girdi Uygar, konuyu değiştirerek.

"Evet, sorun olmuyor. Arabayla yarım saat sürüyor."

"O zaman çevre yolunu kullanmıyorsunuz..."

Uras konuşulanları dinlemiyordu. Melis'in güzelliği dikkatini sürekli dağıtmaktaydı. Gözlerini ondan bir türlü alamıyordu. Babasının fark etmemesi için bakışlarını ara ara başka yöne çevirse de gözleri dönüp dolaşıp Melis'le tekrar buluşuyordu.

"Müsaadenizle ben kahvelerimizi koyayım. Kahvenizi nasıl alırdınız Rıdvan Bey?" dedi İlayda, yerinden kalkarak.

"Zahmet etmeseydiniz."

"Zahmet mi olur canım? Hep beraber içeriz."

"Madem öyle, benimki sade olsun, lütfen" dedi Rıdvan, nezaketle gülümseyerek.

"Baba biz de derse başlasak iyi olur." diye araya girdi Melis.

"Peki, kızım biz aşağıdayız. Bitince gelirsiniz, sonra kalkarız." diye cevap verdi Rıdvan, sonra Uras'a döndü: "Melis senden çok söz etti Uras. Vallahi anlata anlata bitiremiyor seni doğrusu. Bayağı meziyetlerin varmış duyduğuma göre." dedi gülümseyerek.

"Baba(!)" dedi Melis.

"Ne oldu kızım(!)"

"Biz çıkıyoruz, müsaadenle(!)" dedi Melis, dişlerini manalı bir şekilde sıkarak.

"Tanıştığımıza memnun oldum." dedi, Uras elini Melis'in babasına uzatarak.

"Ben de memnun oldum." diye cevap verdi Rıdvan, güler yüzle, Uras'ın uzattığı elini tutarak.

"Görüşmek üzere efendim." dedi Uras. Ardından Melis'le birlikte merdivenlerden yukarı çıktı.

O sırada babasının yanında oturmakta olan Maya, kıskançlık dolu bakışlarla onları arkalarından süzüyordu. Melis ortaya çıktığından beri aynı evde yaşamasına rağmen Uras'ı eskisi kadar göremiyordu ve bu durum onun canını sıkıyordu. 

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!