55 - Bir Gölge Oyunu (III)

53 32 1

"Benim için evet..." dedi Uras ve derin bir nefes aldı. Ardından devam etti: "Ne yazık ki bu sene lise bitiyor ve bu yazın sonunda ailem beni Amerika'ya göndermeyi düşünüyorlar."

"Nasıl yani? Üniversite için mi?"

"Evet. Üniversiteyi yurtdışında okumamı istiyorlar."

"Ama bu en az dört sene orada olacağın anlamına geliyor."

"Kesinlikle. Amaçları beni evden uzaklaştırmak. İlayda, her ne kadar öz annemi babamı çok sevdiğini söylese de beni yine bir yabancı olarak görüyorlar."

Melis birden ne diyeceğini şaşırdı. Yüzünü denizin üzerindeki turuncu bulutlara çevirdi. Bunu duyduğuna her ne kadar üzülmüş olsa da belli etmemeye çalıştı.

"Öyle düşünmemelisin." diye cevap Melis, kendini silkeleyerek. "Bu senin için iyi bir fırsat bence. Düşünsene! Orada kim bilir seni neler bekleyecek?"

"Melis... Beni oraya daha iyi bir eğitim görmem ya da eğlenmem için göndermiyorlar."

"Ama böyle düşünürsen hep mutsuz olursun."

"Oluyorum zaten ve maalesef buna engel olamıyorum."

"Gönderme nedenleri bu olsa bile, Amerika'da okumak birçok kişinin hayalidir."

"Bu kasabadan ayrılmak istemiyorum."

Uras eline tekrar bir çakıl taşı alarak denize fırlattı. Taş suyun üzerinde birkaç defa sekerek dibe battı.

"Neden burada kalmak istiyorsun ki?" diye sordu Melis.

Bu soru karşısında Uras bir an duraksadı. Ne diyeceğini biliyordu ve bunu bilmek onu daha da heyecanlandırıyordu. Söyleyip söylememek arasında tereddüt yaşadı. Melis'e baktı. Önüne düşen siyah saçlarını eli ile kulağının arkasına nasıl aldığına şahit oldu. Parfümünün kokusu ara ara esen meltemle birlikte burnuna geliyordu. Güzel gözleri yıldızlar gibi parlıyor, kelimeleri adeta Uras'ın boğazına tıkıyordu. Melis sorusunun cevabını bekliyordu ve Uras cevap vermekte her saniye gecikiyordu. Daha fazla beklemesi gülünç olacağı için:

"Sensin, Melis." dedi. Uras gemileri yakıvermişti.

Melis doğru duyduğundan emin olmadığını belli edercesine gözlerini kıstı ve:

"Ben neyim?" diye sordu.

"Sen burada kalmak istememin esas sebebisin, Melis."

"..."

Melis'in güler yüzü birden şaşkınlık ifadesine dönüştü. Bir süre çenesini düşürdü ve Uras'a anlamsızca bakakaldı. Başını salladı ve sonra şaşkın yüzünü toparlayarak başka yöne çevirdi. Aniden yüzünde güller açtı. Ne diyeceğini bilemiyordu Melis. Eline aldığı birkaç çakıl taşını avucunun içinde sıkıştırdı. Bir kez yutkundu ve ardından tekrar Uras'la göz göze geldi.

"Uras... Böyle düşünmene sevindim. Yani... Kısa sürede arkadaşlığımızın böyle güçlenmesi ne kadar güzel?"

Uras elini uzatarak Melis'in eline dokundu ve:

"İyi ki varsın." dedi.

Melis, Uras'ın elini hisseder hissetmez tüyleri diken diken oldu. İçi bir garip, bir o kadar da güzel bir duygu ile doldu, taştı. Bu duygunun tam olarak ne olduğunu tarif edemiyordu. İlk kez böyle bir şey hissediyordu. Uras'ın sıcak eli, karnında adeta kelebeklerin uçuşmasına neden olmuştu.

"Teşekkür ederim. Bunu duymak güzeldi." dedi Melis. Biraz kayarak Uras'a yaklaştı ve başını onun omzuna koydu. Uras, Melis'in nefesinin sıcaklığını boynunun hemen altında hissedebiliyordu.

"Başka söylemen gereken sırların var mı?" diye sordu Melis, nükteli bir ses tonu ile.

"Var." dedi Uras "Bazı durumlarda zaman-altına geçebiliyorum. Yani zamanın göreceliliğini durum standartlarına uygun şekilde görecelendirebiliyorum."

Melis kafasını kaldırarak Uras'a baktı. Ardından gülmeye başladı.

"Biliyor musun Uras. Çok ilginçsin." dedi Melis, gülmeye devam ederek. Sonra başını tekrar omzuna koydu.

Güneş, Melis ve Uras'a son bir kez göz kırparak ufukta kayboldu. Yine de ufkun ardından gökyüzünü loş ışığı ile aydınlatmaya devam ediyordu. Dalgaların köpükleri tan vaktinin yaratmış olduğu alacakaranlıkta adeta inci gibi bembeyaz parlıyordu. Uras ve Melis, hiç konuşmadan maviden laciverte dönmekte olan denizi seyrediyorlar, birkaç ay sonra ayrılacaklarının düşüncesi ile için için hüzünleniyorlardı.

***

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!