52 - Yarge (XI)

51 33 1

"Onunla bizzat konuşmak için Celce'yi göndermelisin."

"Bir şey mi ima etmek istiyorsun?"

"Aşkın aşamayacağı engel yoktur, Zukhaan. Celce ailemize yakın biri. Torga'yı geri dönmeye ikna edecektir."

"Benim iyi yüreklim... Farz edelim Torga, Berkinand Ailesi'nden Celce'nin ikna kabiliyeti sayesinde geri döndü ve Lirgo'yu bize teslim etti. Peki sonra? Onu Celce ile yapacağı bir düğün ile ödüllendireceğimizi mi düşünüyorsun? Torga cezalandırılmak zorunda; yoksa senatodaki ihtiyarların dilinden kurtulamam. Arkamdan neler konuşmaya başladıkları tahmin edebiliyorum. Torga, Kara Kale'ye gitmeli ve ben başka çıkar yol göremiyorum."

"Bana bir şans daha verin baba!" dedi Yneron, hırsla ayağa kalkarak. "Yaşadığım hezimetten sonra, intikam alma şansını bana çok görmeyin, baba."

"İntikam, oğlum, Fredgir'in gazabı kadar acıdır."

"Sana yalvarıyorum baba. İçimde alevlenen öfke bitmeden beni bir kez daha gönderin. Gönderin ki bu sefer Torga'yı sizin önünüzde diz çöktüreyim."

Zukhaan düşünüyor ama cevap vermiyordu. Cevapsız kaldığı zamanlarda görev daima Demyr'e düşüyordu. Zukhaan'ın suskunluğu bir bakıma Yüce Ak Öğretici Demyr'in konuşması gerektiği anlamına geliyordu.

Demyr'in hükümdarlık bilgeliği, kimsenin ulaşamayacağı yerlere, sınırların da ötesine uzanıyordu. Eğitim için yaptığı tüm çalışmalar ve fedakârlıklar adeta o beyaz, gür ve uzun saçlarına nüksetmişti. Başının her iki tarafından bir kısmını ördüğü saçları kulaklarının arkasından çenesinin altına kadar uzanıyordu. Saçlarının geri kalanı ise salıktı. Beyaz gür bıyıklarının altında saklanan dudakları görünmüyor, bıyıklarına karışan beyaz sakalları göbeğine kadar uzanıyordu. Demyr, üzerine siyahtan başka bir renk giymediğinden dolayı onu herkes çok uzaktan bile görse tanıyabilirdi. Sonuçta sarayda uzun boylu ve siyah giyinip elinde asa taşıyan başka kimse yoktu. Üzerine giydiği tek parçalı cüppe, boynundan ayaklarına kadar altın düğmeler ile özenle iliklenmiş bir tür akademik kıyafetti.

Demyr'in sol omzunun hemen altında daima takılı olan el büyüklüğünde altın rozeti ise hemen göze çarpıyordu. Bu rozetleri tüm akademi üyeleri takıyordu. Üzerinde onu takan akademisyenin bilgileri ve görevleri yazıyordu. Akademi, saraya yarı bağımlı bir kurumdu; yani saraya hizmet etse de bağımsız bir yönetime sahipti. Bilimin en büyük güç kaynağı olduğunu herkes biliyordu ve önüne ket vurulmasını ne hükümdar ne de Baş Meclis arzu ederdi. Kimlik bilgileri, saraydakiler gibi boyunlarında kolye olarak taşımıyor olmaları bu yüzdendi.

Demyr, kalın ve güven veren sesi ile Zukhaan'ın kulağına doğru uzandı ve:

"Hükümdar'ım... Lirgo Kanara etkili bir zırhtır. Torga'nın kendi rızası olmadan, Yneron'un ya da bir başkasının, onu üzerinden çıkarabilmesini beklemek hayal kurmaktan başka bir şey değil. Torga, saraya başkaldıracak kadar aptal olsa da, Kanara'yı üzerinden çıkarmayacak kadar da akıllı olduğunu düşünüyorum." dedi.

"Eğer Kanara'yı geri almakla hayal kuruyor isek, Demyr, ne yapmamızı öneriyorsun?"

"Torga Gerçeklik'in ötesinde seyrediyor. Orada ne yaparsa yapsın o bir yaprağı havalandıran meltem dahi değil, Hükümdar'ım."

"Fakat olacaktır Demyr, bunu biliyorsun."

Demyr elindeki asayı yerinden hafifçe oynattı ve kaşlarını kaldırarak bir şey ima etmek istercesine:

"Evet, Hükümdar'ım bundan eminim. Bu ise bizim plan yapmamız için güzel bir fırsat haline geliyor. Belki Melike'm doğru söylüyor olabilir: Yneron'un öfkesi Torga'yı devirmeye yetmediğini açıkça görüyoruz, lakin sevginin önünde hangimiz durabiliriz? Hangimiz tesirli bir aşkın karşısında uzun süre giyinik kalabiliriz?" dedi.

Zukhaan, bu sözün ardından kafasını onaylarcasına salladı ve eşi Lerisse ile göz göze geldi. Ardından yüzünü Yarge'ye çevirdi. Bir yandan düşünüyor, diğer yandan masanın üzerinde kızgın alevleriyle onu seyreden her gözü kamçılayan genç yıldız Yarge'yi izliyordu.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!