51 - Yarge (X)

59 33 2

Senatörler kontrollerini yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştı. Yneron birinin sorusuna cevap veremeden bir diğeri araya girerek söz alıyordu. Kimisi ayağa kalmış yanındakiyle tartışıyor, bazıları kendini kaybederek masaya vuruyor, kimisi de Yneron'a sesini duyurmaya çalışıyordu. Yneron çaresizdi.

"Yeter!" diye bağırdı Zukhaan gür sesiyle. Bütün senatörler Hükümdar'ın sesini duyar duymaz susmak zorunda kaldılar.

"Sizin mecliste alışık olduğunuz gürültü kalabalığını burada tasvip etmiyorum." dedi Zukhaan ve devam etti: "Yarın bu meseleyi Baş Meclis'e taşımanızı istiyorum. Bana ikiden fazla seçenekle gelmeyin. Kurul dağılabilir."

"Emredersiniz Hükümdar'ım." dedi senatörler ve masalarından kalkarak Kâinat Salonu'nu sükûnetle terk ettiler. Geriye sadece Yneron, Mersa, Zukhaan, Lerisse ve Demyr kaldı. Lerisse az önce yaşananlardan dolayı memnuniyetsiz görünüyordu.

"Meclisin çok sesliliği sizin alışık olduğunuz bir durum değil, Zukhaan'ım. Onların hükümdarlık meseleleri üzerinde sesli düşünmelerini olağan karşılamalısınız." dedi Lerisse, yumuşak sesiyle. Toplantının başından beri ilk defa konuştu. Lerisse, senato üyelerinin yüksek sesle tartışmalarına karşı Zukhaan'ın yeterince sabır sergileyememesini çoğu toplantı sonrası eleştirirdi.

Lerisse'nin tatlı ve melodik sesi en kötü insanın bile kalbine derinlemesine işleyecek kadar etkiliydi. Bu etki, Lerisse'nin merhametli ve şefkatli ruhunun sadece bir yansımasıydı. Hükümdar eşi bir Melike'ydi ve Lerisse, Melike ünvanına yakışır zarafete ve güzelliğe sahipti. Uzun, gür ve siyah saçları omuzlarından aşağıya doğru bukle bukle dökülüyor, bel hizasına kadar uzanıyordu. Nazik ve küçük hatlara sahip yüzü daima gülümsüyordu. Üzerinde, değerli ve gösterişli kalın kumaşlarla dikilmiş, altın renkli kıvrak desenlerin siyah üzerinde zarif hareketlerle dans ettiği, boynundan başlayarak ayaklarına kadar uzanan asil görünümlü bir elbise vardı. Birbirine paralel kısa şeritlerin tuttuğu düğmeler, boynunun hemen altından başlıyor ve beline kadar inerek üst vücudunun hatlarını nazikçe ortaya çıkarıyordu. Her ne kadar mütevazı görünmeye çalışsa da Lerisse, göze çarpıcılığını gizlemekte başarısız oluyordu.

"Benim ruh-u özüm, hayat pınarım, Lerisse'm. Senin merhametli kalbin, bu inatçı yaşlıların dilinden anlayamayacağı kadar duru ve masum. Bir Hükümdar'ın karşısında nasıl davranmaları gerektiklerini bilmeleri gerekiyor." dedi Zukhaan. Karısı ile konuşurken az önceki hırçın halinden eser yoktu.

"Benim sevgilim; ruh eşim... Hükümdar'ın nihai sözünden agâh olduklarından hiç şüphem yok. Onlar sadece yapmaları gerekeni icra ediyorlar."

"Kızıl Lirgo'yu ikinci kez muhafaza edemedik, Melike'm. Yneron'un ikinci başarısızlığı, onların münasebetsizliklerine cesaret veriyor." dedi Zukhaan. Bu söz masasında oturmakta olan Yneron'un bir kez daha başını eğmesine neden oldu. Bunun üzerine Yneron'un gururlu ve üzgün halini gören annesi Lerisse, durumu yumuşatmak istercesine:

"Eminim ki Yneron elinden geleni yapmıştır Zukhaan; üstelik Lyihornee'de savaş ve yoğun devlet meseleleri, onun zihnini bir hayli meşgul ediyor." dedi şefkat dolu sesi ile.

Zukhaan elini sakallarına götürüp usulca okşamaya ve bir yandan düşünmeye başladı.

"Torga, Hükümdarlık Akademisi'nden kovulmuş ve eğitimsiz biri. Lirgo Kanara ile bulduğu ilk gezegende kendini tanrı olarak ilan etmesi an meselesi. Biz ise burada oturmuş senatörlerin küstahlıklarına maruz kalıyoruz." dedi Zukhaan. Öfkesi konuştukça artıyordu.

"Zukhaan'ım... Torga, babasının acı ölümden hala biz Hunruh'ları sorumlu tutuyor. Onu güçlü kılan sebep intikam ve korku: Onu yönlendiren ve galibiyete sürükleyen; aynı zamanda damla damla eksilten ve buharlaştıran..."

"Peki, ne öneriyorsun sevgili karıcığım? Zira Kızıl İblis'in buharlaşmasını beklemek yıllarımızı alır."

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!