For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

45 - Yarge (IV)

63 33 4

Hükümdar Tahtı, giriş kapısına en uzak yerde, salonun diğer ucunda yer alıyordu. Bu yüzden Yneron, babası Zukhaan'a ulaşmak için ortalama üç yüz adım yürümesi gerekiyordu.

Salonun birçok yerinde aile sancaklarını görmek mümkündü. Her ailenin kendine özgü bir sancağı vardı ve yönettikleri uygarlıkların başşehirlerinde bulunan taht salonlarını bu sancaklar ile donatırlardı. Doğal olarak Annadolle Hükümdarlığı Tahtına Zukhaan oturduğundan dolayı, salon Hunruh ailesinin sancakları ile doluydu. Zukhaan'ın rahmetli babası Korkehan'ın, kahramanca savaşarak Kozmar Dağı zirvesinde tek başına öldürdüğü Ejderha Knejdora figürü, Hunruh ailesinin kızıl renkli sancaklarının üzerini beyazla renklendiriyordu. Her ailenin figürü farklıydı ve her biri kendi gezegenlerinde atalarını temsil eden figürlerle dolu sancaklarını gururla taşıyorlardı.

Taht Salonu'nun içinde az sayıda kalabalık hâkimdi. Etrafa gruplar halinde dağılmış senatörler, meclis üyeleri, din adamları ve üst nitelikte saray görevlileri bulunuyordu. Kendi aralarında konuşuyorlar, Yneron yanlarından geçerken konuşmalarını durduruyorlar ve başlarını öne eğip ona selam veriyorlardı.

Senato üyeleri azdı; bu yüzden kızıl renkli giysileriyle hemen göze çarpıyorlardı. Bunlar, Annadolle'nin en üst düzey, bilgili, tanınır ve saygın kişilerin oluşturduğu üst meclis üyeleriydi. Bayrak ile aynı renkte kızıl renkli giysileri, gündelik kıyafetlerini kapatacak şekilde üzerine giydikleri; kalın, bol, dalgalı ve tek parça kumaştan yapılmış bir tür keten tuniklerdi. Boyunlarının etrafını saran iri halkalı zincire tutturulmuş altın plaka, göğüslerinin hizasında hemen görünüyordu. Bu plaka, üzerinde senatör olduklarına dair bilgi veren bir çeşit kimlik görevini üstleniyordu. Plakaları sadece senato üyeleri değil, tüm saray görevlileri taşımak zorundaydı. Meclis üyeleri ise aynı kumaşın yeşil renkli olanlarını giyiyorlardı. Bu kişiler, senatörlerin aksine halk tarafından seçilen ve kendi gezegenlerini temsil eden vekillerdi. Din adamlarının giysileri ise mor renkteydi. Tuniklerinin paçaları uzun bir etek gibi yere değiyordu ve başlarının üzerinde Dolle'nin gözünü temsil eden figür işlemeli, ince ve uzun başlıklar vardı. Geriye kalan diğer tüm resmi saray görevlileri beyaz renkli giysiler giyiyorlardı. Görevleri ve rütbeleri boyunlarında taşıdıkları plakaların üzerinde yazıyordu ve uzaktan bakıldığında bulundukları makam seviyesini anlamak yabancı bir için imkânsızdı.

Yneron, uzun salonu boydan boya yürüyüp geçtikten sonra Zukhaan'ın huzuruna nihayet ulaştı. Zukhaan, yerden iki adam yükseklikteki tahtına yerleşmiş, tüm ciddiyeti ile Yneron'a bakıyordu. Tahtın görünümü, salonun geri kalanı gibi gayet sadeydi; fakat büyüklüğü ve kapladığı alan olarak çok da mütevazı denemezdi. İkiz güneşlerin büyüğü Mirra'ya en yakın ve sistemin en küçük gezegeni olan Ronoria'nın yüzeyindeki inanılmaz ısıya rağmen, katı halde bulunan ve galaksinin en değerli ve en sağlam metali olarak bilinen Korfren, yirmi nesil öncesi ataları tarafından Annadolle'ye bizzat getirilmişti ve taht, Annadolle Hükümdarlığı'nın kuruluşunu sağlayan Kırk Soy Savaşı'ndan hemen sonra Üstat Nreyna'nın kendi elleriyle inşa edilmişti. Koyu gümüş renkli ve olağanüstü derecede dayanaklı bir metaldi. Yaklaşık on adam genişliğinde ve dört adam uzunluğunda bir alanı kaplıyordu. Hükümdarın sırtını yasladığı yer tahtın en büyük kısmını oluşturuyordu. Tahtın sırtından yukarı doğru incelerek yükselen ve ucunda en sivri halini alan onlarca dikey çıkıntı, bir hayli tehditkâr bir izlenim yaratıyordu. Taht sanılanın aksine konforlu değildi. En saf hali ile Zukhaan'ın tahtıydı ve üzerinde oturmayı kolaylaştıracak herhangi bir ek dekorasyon bulunmuyordu.

Yneron, tahta doğru yükselen ilk basamağın üzerine çıkarak sol dizinin üzerine çöktü ve başını öne eğdi.

"Dolle'nin huzurunda sizi selamlıyorum Yüce Hükümdar'ım!" diyerek gür sesle bağırdı. Buna karşılık Zukhaan, iri kırmızı taşlı bir yüzüğün takılı olduğu sağ elini havaya kaldırarak:

"Selamını kabul ediyorum, oğlum Yneron." diye cevap verdi. Bunun üzerine Yneron, başı öne eğik vaziyette basamakları teker teker tırmanarak Zukhaan'a yaklaştı ve uzattığı sağ elini bir kez öptü. Ardından basamakları tekrar inerek ikinci basamağın üzerinde durdu ve tekrar yere diz çöktü. Bu basamakta artık babasının yüzüne bakarak konuşabilirdi; başını öne eğmesine gerek yoktu. Ayrıca, Zukhaan'ın 'oğlum' diye seslenmesinin ardından Yneron ona 'baba' diyerek hitap edebilirdi.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!