39 - Şampiyon (II)

55 35 1

Sınıftan çıkarak okul koridorunu yürümeye koyuldular. Koridordaki öğrenciler Uras'a ve Melis'e bakıyor ve kendi aralarında fısıldaşıyorlardı. Kimisi elindeki cep telefonu yanındakine gösteriyor, kimisi hayret ederek ağzını kapıyor, kimisi de yüksek sesle gülüyordu.

"Herkes sana mı bakıyor yoksa bana mı öyle geliyor?" dedi Melis.

"Bilmiyorum." diye cevap verdi Uras, dudağını bükerek.

Zemin kata indiler, sonra bahçeye çıktılar ve kantine doğru yöneldiler. Kantine vardıklarında, çevredeki bakışların onları hala kovaladıklarından haberdarlardı.

"Kahveleri ben alayım." dedi Melis.

"Peki." diye cevap verdi Uras ve boş bir masaya oturdu. Birkaç dakika geçmeden Melis karton bardakların içinde dumanı tüten iki kahve getirdi ve masaya koydu.

"İnsanlara neler oluyor? Sürekli bize bakıp duruyorlar. Sabah böyle değildi. Çok merak ettim." dedi Melis ve kendine bir sandalye çekti.

"Soralım mı birine?" dedi Uras, fakat buna fırsat kalmadan meraklarını giderecekleri kişiler masalarının yanında belirdiler.

"Vay şampiyon!" dedi Kenan, o tok ve alaycı sesiyle. Kenan her zamanki gibi yanında çanta gibi taşıdığı arkadaşlarıyla birlikteydi. Güneş gözlüğü ve tüm yapaylığı ile beyaz dişlerini göstererek sırıtıyordu.

"Şampiyon derken?" dedi Uras. Kenan'ın yersiz keyfine bir anlam veremiyordu. Kenan iki elini birbirine kavuşturarak Uras'a:

"Nasıl yani şimdi... Senin haberin yok mu?" diye sordu.

"Neden haberim yok? Mu(!)"

Uras'ın bu sorusuna karşılık, Kenan güçlü bir kahkaha patlattı. Bunun üzerine Uras:

"Biliyor musun Kenan? Eğlencene katılmak istiyorum, ama bugün havamda değilim. Hadi bizi rahat bırak. Ayrıca dişlerin gözlerimi kamaştırıyor." dedi. Kenan, Uras'ın rahatsızlığından etkilenmiş gibi görünmüyordu.

"Bir gün onun başına bir şey geleceğini biliyordum, ama buna senin neden olacağın hiç aklıma gelmezdi." dedi Kenan, gülerek.

"O derken, kimden bahsediyorsun? Açık konuş." dedi Uras. Kenan'ın laubaliliğinden rahatsız olmaya başlamıştı.

"Anlaşılan yarınki parti muhteşem olacak." dedi Kenan, dudağının kenarıyla gülerek.

"Arkadaşlar izin verirseniz Melis'le kahvemizi içmek istiyoruz." dedi Uras ve önüne döndü. Melis'le göz göze geldi. Melis gözlerini yukarı kaldırarak bıkkınlık belirtmek istercesine başını salladı. Neyse ki Kenan konuyu daha fazla uzatma niyetinde değildi.

"Partide görüşürüz." diyerek yanındaki arkadaşları ile ayrıldı. Grubu en arkadan takip eden Selin ise, Uras'ın yanından geçerken siyah renkli farla çevrili gözleriyle Uras'a meşum ve şeytani bir bakış attı. Bunun üzerine Uras Melis'e döndü ve:

"Sanırım Selin beni az önce lanetledi(!)." dedi. Bunun üzerine karşılıklı gülüştüler.

"Öf... Ne olduğunu söylemeden gitti. Sinir oldum şimdi." dedi Melis dudağını bükerek.

"Merak etme. Kokusu birazdan çıkar."

"Uras, nasıl bu kadar ketum kalabiliyorsun?"

"Az çok ne olduğunu tahmin ediyorum da ondan. Sadece bu kadar erken duyulacağını düşünmemiştim."

"Benim düşündüğümü mü düşünüyorsun yoksa?"

"Kim bilir?"

"Bu okul her gün biraz daha ilginçleşmeye başladı. Farkında mısın?"

"Haklısın. Sanırım hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."

"Eskisi daha mı güzeldi?"

"Tabi ki hayır. Şimdi daha güzel."

"Bir nedeni var mı peki?" diye sordu Melis. Uras'ın gözlerinin içine hisli bir şekilde bakıyordu.

"Aslında var Melis." dedi Uras.

"Ne peki? Hemen söyle. Çabuk! Çabuk!"

"Çünkü..."

Derken Melis'in kız arkadaşlarından ikisi, ellerinde cep telefonu ile Melis'in yanına oturdular. Kızlar, Uras'ı heyecan dolu bakışlarla süzüyorlardı. Bu Melis'in gözünden kaçmadı.

"Merhaba Ceyda ve merhaba Nisa(!). Şimdi arkadaşıma neden dik dik baktığınızı öğrenebilir miyim?"

Ceyda hiçbir şey söylemeden elindeki cep telefonunu Melis'e gösterdi. Telefondan bir takım sesler geliyordu. Melis bir süre telefona baktı ve çok geçmeden ağzını kocaman açarak iki eliyle kapadı.

"Uras bu sensin!" dedi Melis heyecanla. Uras, masanın karşısına uzanarak telefonu Ceyda'nın elinden aldı ve kendi izlemeye başladı. Telefonda bir video oynamaktaydı. Uras videoyu sonuna kadar mimik yapmadan sakince izledi. Ardından Melis ve arkadaşlarına dönerek:

"Kendimi başka açıdan izleyince..." dedi ve sustu. Melis, Ceyda ve Nisa dikkatle Uras'ı dinliyor ve ne diyeceğini merak ediyorlardı. Uras devam etti:

"...Kısa saç bana daha mı çok yakışırdı acaba?"

O gün bütün okul, Uras'ın Burak'ı nasıl perişan ettiğini sadece bir video kaydından izledi.

***

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!