30 - Çaylak (VII)

58 37 0

Torga'nın ilk görevi zırhı ile iletişime geçmek oldu. Bunun tek yolu ise dikkatini toplayarak yapmak istediği şeyi açık şekilde düşünmekti. Ne kadar temiz düşünürse, sonucu o kadar hatasız olurdu. Yüzünü yere çevirdi. Yer çekimini ayaklarına, sonra tüm vücuduna doğru yönlendirdi. Zırhı, Torga'nın düşüncelerini anlıyor ve harfiyen yerine getiriyordu. Alçalarak yere bir örs gibi çarptı Torga. Çarpmasıyla birlikte kürenin altındaki tüm toprağı havaya kaldırdı. Ortamdaki yer çekimini zırhına yükledi. Havaya kalkan bütün toprak Torga'nın zırhına mermi gibi çarparak yapıştı. Torga, sadece kürenin içindeki toprağı değil, çevresindeki her şeyi üzerine çekiyordu. Buna Aeron da dâhildi. Çekim o kadar kuvvetliydi ki Aeron, havaya yükselerek çukurun kenarına yapıştı, ıslak toprağın içine gömüldü.

Çevrede bulunan her şey küreye çarpıyor, küreyi kabuk gibi kaplıyordu. Yneron, Torga'nın çekim gücü oluşturarak ne amaçladığını anlamak üzereydi, fakat gücü azalan kürenin içinden bir anda kaybolan Torga, an bile denilmeyecek kadar kısa bir sürede, Yneron'un tam arkasında belirdi, sırtına geçirdiği yumruğu, kızıl bir parlama yaratarak Yneron'u yüz üstü toprağın içine gömdü ve metrelerce sürükledi. Yneron'un kendine gelmesi uzun sürmedi. İnsan gözünün takip edemeyeceği bir sürat ile ayağa kalktı ve mavi renkte bir parlama oluşturan yıkıcı yumruğunu Torga'nın göğsüyle buluşturdu. Böylece çamura gömülme sırası Torga'ya geçmiş oldu. Hızla ayağa kalkan Torga, Yneron'un yanında belirerek saldırıya devam etti.

Çukurun içinden kavgayı izleyen Aeron'ın görebildiği tek şey Torga'nın fener gibi parlayan gözleri ve havada yumruklarının oluşturduğu ışık çizgileriydi. Torga'nın yumrukları kızıl renkte parlamalar oluştururken, Yneron'a ait olanlar maviydi.

"Baba, oğul, kutsal ruh adına! Sanki tanrılar kavga ediyor." dedi Aeron sessizce.

Kavgaları, Aeron'ın gözüyle takip edemeyeceği kadar hızlıydı. Eğer zamanı yavaşlatabilseydi; Torga'nın anlık yer değiştirmelerini, havaya sürterek alev çıkaran yumruklarını ve Yneron'un bir saniyenin içine sığdırdığı onlarca kıvrak ve ölümcül darbelerini görebilirdi. Darbelerin şiddeti ne kadar fazlaysa, etrafa saçtıkları parlamalar da o denli güçlü oluyordu.

Yağmur tüm şiddetiyle devam ediyordu. Parramatta kıyıları, Torga'nın ve Yneron'un çarpışması ile anlık aydınlanmalara sahne oluyordu. Kavganın bir yerinde, Torga'nın havayı yırtarak arkasında bir boşluk oluşturduğu sağ yumruğu dev bir kızıl parlama yaratarak, Yneron'u Aeron'ın yanına kadar taklalar atıp sürüklemesine neden oldu. Ne kadar savrulursa savrulsun, Yneron'un sürüklenişi ayaklarının üzerinde bitecekti.

Çukurun içine gizlenen Aeron, Yneron'u yakından görme fırsatı elde etmiş oldu.

"Yüce İsa!" dedi Aeron hayranlıkla. Koyu mavi zırhının yakından daha da karmaşık detaylara sahip olduğuna tanık oldu. Bir yılan derisini andırıyordu ve her pul farklı bir maviye sahipti. Tonlar, pullar üzerinde sürekli yer değiştiriyorlar ve uzaktan bakıldığında denizin üzerinde oluşan bir dalganın hareketini andırıyorlardı. Zırhı sıradan bir metal olamayacak kadar olağanüstü görünüyordu. Sanki zırhı nefes alan bir canlıydı. Tıpkı Torga'nın zırhı gibi vücudunun doğal şekline göre yerleştirilmiş birçok plaka ve parçalardan oluşuyordu. Yediği onca darbeye rağmen üzerinde bir çizik dahi yoktu. Torga'nın aksine Yneron'da lav gibi akan damarlar bulunmuyordu. Plakalar arasındaki boşluklar neon mavisi renginde parlıyordu. Detayların bir araya gelmesiyle müthiş bir görünüme bürünmüştü Yneron. Kusursuz güzelliği ve düzgünlüğü karşısında Aeron hayranlık içerisinde bakakaldı.

Yneron bir ses duyduğunu fark etti ve arkasına döndü. Yneron'un beyaz gözleri ile karşı karşıya gelen Aeron korkuyla geri çekildi, sırtını çukurun diğer tarafına yaslayarak beton gibi donakaldı.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!