23 - Uyku Vakti (II)

64 36 1

"Ne olduğunu bulabildin mi Ufuk?" diye sordu.

"Hala uğraşıyorum."

"Bir gelişme var mı peki?"

"Üzerinde çalışıyorum Rana." dedi Ufuk. Gözlüklerini çıkararak masanın üzerine koydu ve yorgun göz kapaklarını ovuşturdu. "Kargo bu sabah geldi. Birkaç sayfa çıktısı ile birlikte... Saatlerdir inceliyorum. Tam emin olamıyorum ama sanırım bir şeye ulaştılar."

"Neye ulaştılar?"

Ufuk çekmecesini açtı ve içinden bir sigara paketi çıkardı. Paketten bir tane sigara çekip yaktı ve bir nefes çekti. İçine çektiği dumanı üfledi ve Rana'ya baktı.

"Ne buldun Ufuk? Söyle, çıldırtma insanı." dedi Rana.

"İlk başlarda sadece bir düzine ışık hüzmesi olduğunu zannediyordum. Meğer ne kadar aptalmışım!

"Başka ne olabilir ki?"

"Bu ışıklar bildiğimiz ışıklardan değil Rana."

"Ne peki?"

"Bu ışıklar... Canlı."

"Ne diyorsun?"

"Yani sıradan renk saçan birkaç ışık değil. Bu ışıklar yaşıyor, hareket ediyor. Tıpkı bakteriler gibi..."

Rana bir an ne diyeceğini şaşırdı. Bakışlarını başka yere çevirerek düşünmeye başladı. Rana'nın gergin halini gören Ufuk açıklamalarına devam etti:

"Amerika'da yakından tanıdığım bir arkadaşım var. Adı Christopher Lambert. Bir iş seyahatim sırasında Michigan Devlet Üniversitesi'nde tanıştık. Kendisi mühendis ve ayrıca profesör. Ona nesnenin bir fotoğrafını gönderdim. O da ilk başlarda bizim gibi bir anlam veremedi. Bana bir parçasını göndermemde sakınca olup olmadığını sordu. Ben de en kısa zamanda göndereceğimi söyledim. İlk önce kendim denemek istedim, ama yüzeyi o kadar sertti ki ondan minik bir parça koparmamın imkanı yoktu. Birçok yere götürdüm. Marangoza, demirciye, fabrikalara... Elmas dişli testereler dahi bir işe yaramadı. Üzerine bir çizik dahi atamadık. Hatta dişleri yamulan birkaç testerenin parasını ödemek zorunda kaldım. Durumu Christopher'a bildirdim. Bu koşulda objeyi kendisine göndermem gerektiğini, ne olduğuna dair bilgi edinebilmesi için yakından incelemek zorunda olduğunu söyledi. Benden istediğini aynen yerine getirdim ve üç ay önce kargo ile Michigan'daki evine gönderdim. Birkaç gün sonra beni aradı. Kendi laboratuvarında basit bir dizi karbon testi yapmış, fakat nesnenin yaşına dair bir bulgu elde edememiş. Daha detaylı bir araştırma yapılabilmesi için Florida, Miami'de Kuzey Amerika Araştırma Merkezi'ne göndermesi gerektiği söyledi. Ben de kabul ettim. Biraz riskliydi ama en azından bunun ne olduğuna dair bir bilgi sahibi olmak için başka seçeneğim yoktu."

"Peki, oradan bir sonuç geldi mi?"

"Bir hafta sonra Christopher beni tekrar aradı." dedi Ufuk ve sigarasından bir fırt almak için konuşmasına ara verdi.

"Ne söyledi sana?" dedi Rana.

"Kargoyu İstanbul'a göndermişti. Notu okuyana kargoyu kadar evime değil de neden şehir merkezine gönderdiğini anlamamıştım." dedi Ufuk ve masanın üzerindeki bir kağıdı eline alarak okudu: "Notta şu yazıyor: Bu şey her neyse sana geri gönderiyorum. Sakın bunu bir daha ne olursa olsun ortaya çıkarma ve sonsuza kadar sakla."

"Neden böyle bir şey yazmış olabilir ki?"

"Rana, bu sıradan bir süs eşyası değil."

Ufuk, masanın üzerinde duran kâğıtları eline alarak Rana'ya gösterdi.

"Bunlar en son yapılan test sonuçları." diyerek notları incelemesi için Rana'ya verdi. Rana kâğıtları eline alarak her birine teker teker baktı.

"Bir şey anlayamıyorum. Bunlar bana yabancı şeyler. Bir sürü rakam var." dedi.

"O zaman anlatayım. Rana, sahip olduğumuz bu şey sandığımız şey değil."

"Başka ne olabilir Ufuk? Korkutma beni ne olursun."

"Sana şunu kesinlikle söyleyebilirim. O şey Dünyalı değil."

"Nasıl yani? Meteorit gibi mi?"

"Hayır. Meteoritlerin içinde demir olduğu için basit bir mıknatıs ile manyetik alan oluşturur. Bunun ise böyle bir özelliği yok. Üzerinde su veya organik bir madde de bulunamamış. Christopher, yapılan bir sürü teste rağmen neden meydana geldiğini bulamadıklarını söyledi."

"Ama böyle bir cisim var olduğuna göre bilinmesi gerekmiyor mu?"

"Bugünün teknolojisi ile bunu öğrenmek olanaksız."

"Peki, ne yapacağız?"

"Bilmiyorum. Christopher, sonuçları almasının hemen ardından cismi gönderdiği araştırma merkezini telefonla aramış ve cismin ona tekrar geri gönderilmesini istemiş. Araştırmayı yapanlar cismin bir süre daha kendilerinde kalması konusunda ısrarcı olmuşlar. Daha detaylı incelemeler yapıp üzerinde bilimsel çalışmalar sürdürmek istiyorlarmış. Telefonda onları ikna edemeyeceğini anladığında Lambert, bizzat Miami'ye gitmek zorunda kalmış. Böyle olunca birinci elden vermek zorunda kalmışlar. İlk uçakla evine geri dönmüş ve bana aynı gün Michigan'dan kargo ile geri göndermiş."

"Durum bu kadar ciddi mi?"

"Evet, Rana cismi sır gibi saklamamız lazım."

"Ama... Bu artık sır olmaktan uzak gibi görünüyor."

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!