20 - Yabancı (II)

56 37 2

Uygar, İlayda ve Uras salonun beyaz koltuklara oturdular ve sesi kapalı olan televizyona anlamsızca bakmaya başladılar. Bir süre televizyonu izledikten sonra Uras sessizliği bölerek:

"Eve giren hırsız mıymış?" diye bir soru yöneltti.

"İşte bizi endişelendiren de bu. Hırsız değil." dedi İlayda. Yüzü asık ve korku doluydu.

"Ne demek istiyorsun anne?" diye sordu Uras. İlayda cevap verdi:

"Her yere baktık. Evde çalınan bir şey yok."

Bu cevap İlayda'nın yüzündeki korkuyu ve endişeyi en iyi anlatan cevap olmuştu. Uras durumun ciddiyetini yavaş yavaş kavramaya başladı.

"Peki, ne amaçla girmiş olabilir ki?" dedi Uras.

"Ne amaçla girdiğinden çok nasıl girdiğini merak ediyoruz." dedi Uygar.

"Peki kameralar? Nasıl girdiğini kaydetmiş olmaları gerekmiyor mu?" diye sordu Uras, Uygar'ın sözüne karşılık.

"Bizi korkutan da bu işte... Bütün görüntüleri odamda Emre Bey ile birlikte inceledik. Hiçbir kare de nasıl girdiğine dair bir kanıt yok."

"Ama bu imkânsız... Peki, kör noktaları kullanmış olabilir mi?"

"Kör noktalar yok Uras. Bahçe bile her açıdan takip ediliyor. Ne giren var ne çıkan..."

"Ama anlayamıyorum. Bu nasıl olur?" dedi Uras, Uygar'ın verdiği her cevapta meraklanıyor ve korkusu giderek artıyordu. "Nasıl fark ettiniz?" diye sordu Uras. Olayı en ince ayrıntısına kadar öğrenmek için dikkatle Uygar'ı dinliyordu.

"Ben Maya'nın odasına çıkacağım." diyerek hızla kalktı İlayda. Belli ki aynı şeyleri tekrar dinlemek ona iyi gelmeyecekti. İlayda uzaklaştıktan sonra Uygar Uras'a döndü ve anlatmaya başladı:

"Sana olayı en baştan anlatayım. Ben çalışma odamda günlük işlerimle ilgileniyordum. O sırada İlayda kapı girişindeki saksıları suluyordu. Maya da odasında ödevlerini yapıyordu. Çalışma masamdan İlayda'yı bilgisayar ekranından görebiliyordum. Bir süre sonra bir sinyal sesi geldi. Çünkü yazılıma bağlı kameralarda güncel bir hareket algıladığında bu sesi duymam gerekiyordu. Evdeki bütün kameralar kayıttaydı ve ben hepsini tek bir ekranda görebiliyordum. İlk başta İlayda yer değiştirmiştir ya da Maya odasından çıkmıştır diye düşündüm, fakat sinyal her ikisinden de gelmiyordu.

"Nereden geliyordu peki?"

Uygar derin bir nefes aldı ve:

"Sinyal sesi senin odana bakan kameradan geliyordu Uras." dedi.

Uras duyduklarından sonra zorla olsa da bir kez yutkunmayı başarabildi.

"Benim odama neden girmiş olabilir ki?" diye sordu.

"Bilmiyorum." dedi Uygar.

"Yüzünü görebildin mi?"

"İşte bu da ayrı bir muamma."

"Nasıl yani? Yüzünde maske mi vardı?"

"Hayır."

"Baba, ne olur! Ne gördüğünü tam olarak anlatır mısın?"

Uygar derin bir nefes daha aldı ve anlatmaya devam etti. Uygar'ın bu duraksamaları Uras'ın sinirini bozmaya başlıyordu.

"Odandan gelen sinyali fark eder etmez görüntüyü tam ekran yaptım ve daha dikkatli incelemeye başladım. Odada herhangi bir hareket görünmüyordu. Bunun üzerine canlı kaydı durdurup bir dakika geriye sardım ve tekrar izledim. Çünkü bir şey kameradaki hareket sensörüne takılmıştı ve ben ekrana bakana kadar muhtemelen hareketi kaçırmış olabilirim diye düşündüm. Belki bir kedi ya da ya da bir kuş geçmiş olabilirdi, fakat daha sonra durumun sandığım gibi olmadığının farkına vardım: Odanda biri vardı, Uras. Sadece sol omzunun ve bacağının bir kısmı görünüyordu." dedi Uygar ve sustu. Anlatacaklarını bitirmiş gibi görünüyordu. Uras yüzünde tatmin olmadığını belli eden bir ifade ile:

"Nasıl yani, hepsi bu kadar mı?" diye sordu.

"Kısmen... Odanın içini görmek kameranın görüş açısından mümkün dedildi. Ne yazık ki sadece kapı boşluğunun izin verdiği kadarını görebiliyordum. Her kimse o kişi, bir süre olduğu yerde hareketsizce bekledi ve sonra odanın içine doğru giderek görüntü açısından kayboldu."

"Aman Allah'ım!" dedi Uras. Olanları öğrendiğine neredeyse pişman olacaktı. Gece nasıl uyuyacağına dair hiçbir fikri de yoktu. Uygar anlatmaya devam ettikçe korkusu kat ve kat artıyordu.

"Odadan çıkarken tekrar kameraya takılması gerekmiyor mu?" dedi Uras.

"Evet, fakat çıkmadı. Durumu fark edince bilgisayardan uzaklaşıp kilitli dolabımı açtım. Silahımı alıp belime dikkatlice yerleştirdim. İşimi şansa bırakamazdım. Senin odan ile Maya'nın odası yan yanaydı. Sonra sessizce odana kadar yürüdüm. Odan boştu. Kimse yoktu. Ne bir açık pencere ne de bir ayak izi... Kayıtları defalarca kontrol ettim. Pencereler dışarıdan bir kez bile açılmamış." dedi Uygar.

"Bu çok mantıksız... Anlayamıyorum." dedi Uras parmaklarını saçlarının arasına sokarak. Çaresizce düşünmeye ve evlerine birinin ne amaçla girmiş olduğunu mantığına oturtmaya çalışıyordu. Arkasına yaslandı. Kumandayı eline alarak sinir bozucu televizyonu kapattı.

"Ne yapacağız?" diye sordu Uygar'a.

"Şimdilik beklemekten başka yapacağımız bir şey yok. Emre Bey'e daha önce bahçede gördüğün adamdan bahsettim. Belki aynı kişi olabilir."

"Adam mı yoksa kadın mı onu bile bilmiyorum. Aslında çalıların arasında ne gördüğümü de bilmiyordum." dedi Uras.

Bir süre salonun rahatsız edici ve kasvetli sessizliğinde oturdular. Babasının konu hakkında anlatacağı başka bir şeyin olmadığını anlayan Uras ayağa kalkarak:

"Baba, izninle ben odama çıkıyorum." dedi.

"Tamam." diye cevap verdi Uygar ve hemen ardından devam etti: "Maya'nın bir şeyden haberi yok. En azından birimiz bu gece rahat uyusun." dedi.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!