11 - Rüzgâr (II)

74 37 3

İlayda, bu konunun üzerinde daha fazla durmadı. Onun yerine havadan sudan konuşmaya devam ettiler. Limonatalar bitti.

"Bahçeyi gezmek ister misin?" dedi Uras, Melis'e dönerek.

"Harika olur!" dedi Melis, sevinçle.

"Hadi o zaman." dedi Uras, yolu göstererek.

Uras ve Melis, İlayda'dan müsaade isteyip kalktılar ve çardaktan ayrılarak bahçe yoluna girdiler. Maya ise salıncakta sallandığı yerden ikisinin ayrılışına bakıyor ve için için üzülüyordu.

Uras ve Melis, yaprakları özenle kesilmiş ve şekil verilmiş bahçe yolunu takip ederek, yan yana sıralanmış yemyeşil leylandiler eşliğinde, evin arka tarafına doğru yürüdüler.

"Ne kadar güzel bir bahçeniz var. Bunu sürekli söyleyip duruyorum ama... Bıkmıyorsun, değil mi?" dedi Melis. Diğer yandan hayranlıkla çevresini izliyordu. Bahçenin düzeni ve titizlikle şekillendirilmiş olması gözünden kaçmadı. İri sarı papatyalara, rengârenk güllere ve göz alıcı açık pembe begonyalara bakarken adeta kendinden geçiyordu.

"Bir başka bahar var burada sanki." dedi Melis.

"Beni takip et. Bu taraftan gidiyoruz." dedi Uras. Önünde iki yol ayrımı vardı. Uras, Melis'e sol tarafı gösteriyordu. Yol, kenarları sarı çiçekleri açmış defne yaprakları ile dekore edilmişti ve ileriye doğru daralıyordu. Yolun sonunda onları eski görünümlü, ferforje, demir bir bahçe kapısı bekliyordu. Kapıyı geçtiler ve çam ağaçları ile çevrili, zemini genellikle toprak olan genişçe bir alana girdiler. Orada, Melis'in dikkatini çeken ilk şey at ahırı oldu.

"Aaa! Atın mı var?" diye sordu Melis heyecanla.

"Evet. Görmek ister misin?"

"Kesinlikle!"

Ahırın yanında geldiler. Biri siyah, biri gri renkte olmak üzere iki at gören Melis bir hayli heyecanlandı.

"Ne kadar asiller! Hangisi senin?" diye sordu Melis merakla.

"İkisi de benim. Babamdan bana kaldılar. Kasabanın dışında bir çiftliğimiz vardı ben çocukken. Yangından sonra onlara bakacak kimse kalmadığı için bu ikisi dışında bütün hayvanlar satıldı. Çocukluğum bunlarla geçti benim. O zamanlar sadece yavruydular. İnsan zamanın bu kadar hızlı geçtiğine inanamıyor.

"Kaç atınız vardı?"

"Sayısını tam hatırlamıyorum ama bir düzineden fazlaydılar. Babamla hafta sonları atlara bakım yapardık. Daha sonra binerek dağa yoluna çıkar, zirvede piknik yapardık. Güzel günlerdi."

"İkisi de birbirinden farklı görünüyor."

"Siyah olanın cinsi Frisan, gri olan ise Aztek."

"At cinslerinden pek anlamam, ama asil ve gösterişli olmalarına bayılıyorum. Baksana, yeleleri ne kadar parlak?"

"Bekçimiz Kemal Amca onlarla iyi ilgileniyor."

"İsimleri var mı?"

"Bunun adı Rüzgâr." dedi Uras siyah atı göstererek. "Bunun adı da "Fırtına".

"Ne kadar güzeller!"

"Ata binmeyi biliyor musun Melis?"

"Birkaç defa bindim. İdare ederim, anlayacağın."

Bir süre atları izleyip, onlar hakkında sohbet ettikten sonra Uras, Melis'i ahırın karşı tarafında yer alan atış poligonuna götürdü. Yaklaşık yüz metrelik mesafede çeşitli hedefler vardı. Çalı kullanılarak insana benzetilmiş korkuluklar, ortası sarı renkte olan minderler ve çeşitli plastik meyveler yan yana dizilmişti. Hedeflerin arkasındaki tahta duvarın üzerinde sayısız delikler vardı.

"Burada epey zaman harcamışa benziyorsun." dedi Melis.

"Evet. Fırsat buldukça buraya gelirim. Bazen günde binden fazla atış yaptığımı söyleyebilirim."

"Uras sen ne kadar gizemlisin?"

"Gizemli miyim?"

"Yani okuldaki Uras'ın birden böyle birine dönüşeceğini hiç ummazdım. Atların var. Şimdi de ok attığını söylüyorsun."

"Güldürme beni." dedi Uras, gözlerini kaçırarak.

"Ciddiyim. Okuldakiler seni bu özelliklerinle tanısalar, inan sana hayran kalırlardı."

"Ben... Bu gibi şeyleri pek konuşmayı sevmem."

"Yine de daha farklı olabilirdi."

"Ben biraz içine kapanık birisiyim sanırım. Bundan kurtulamıyorum."

"Belki zamanla değişir." dedi Melis, omuzlarını silkerek.

"Peki, bir gösteriye hazır mısın?" dedi Uras, konuyu değiştirerek.

"Evet!" dedi Melis. Ellerini heyecanla birbirine vurdu.

"Sen şuradaki banka otur ve keyfini çıkar." dedi Uras, yakındaki sedir ağacı gölgesinde duran ahşap bankı eliyle göstererek.

"Peki." dedi Melis ve uzaklaşarak banka oturdu, zarifçe bacak bacak üstüne attı ve Uras'ın neler yapacağını merakla beklemeye başladı.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!