|| 15. Bölüm ||

1.9K 237 181

İyi okumalar!

~•~

Onun dediği şeyin tam olarak nasıl bir anlama geldiğini bilmesem de, ne olursa olsun onun kalbini koruyacağıma söz vermiştim. Aramızda ne gibi bir ilişki vardı, birbirimize nasıl bakıyorduk bunu da bilmiyordum; bana karşı hissettiği tek şey koruma içgüdüsü olmalıydı.

Orada yaklaşık iki saat civarı durmuştuk ve iki saate sığması neredeyse imkansız olan duygular paylaşmış, kelimeler dökmüştük. Ardından bana bir şeyler yedirmişti, uzun süredir boğazımdan tek bir lokma geçmediğini de düşünürsek cidden vahşi bir hayvan gibi yemeklere saldırmıştım.

Yemek yedikten sonra ona sofrayı toplamasında yardım etmek istemiştim ama beni mutfaktan kovup, salona yollamıştı. Hiçbir şekilde yorulmama veya bir iş yapmama izin vermiyordu. Mikasa birkaç işi halletmek ve birisiyle buluşmak için evden çıktıktan sonra, sadece ikimiz kalmıştık evde.

Hiç olmadığım kadar huzurluydum ve hiç olmadığım kadar güven içerisinde hissediyordum.

Boynumdaki tasmanın zincirini çözmeyi başarmıştı fakat bir türlü çıkaramamıştı, morarmış olan yerlere krem sürdükten sonra onu çıkarmanın bir yolunu bulacağını söylemişti. Hareketlerinden ve tavrından anladığım kadarıyla, bu tasmadan beni kurtarmaya çok önem veriyordu. Boynumdan o çıktığında, özgürlüğüme kavuşacakmışım gibi.

Salondaki büyük siyah koltukta, yumuşacık krem rengi yastığa başımı dayamış uykuyla uyanıklık arasında gidip geliyordum. Levi evde bir aşağı bir yukarı yürüyor, arada bir yanıma gelip nasıl olduğumu soruyor ve saçlarımı okşayıp geri gidiyordu. Üzerime yumuşacık bir battaniye getirmişti ve duvardaki televizyonun altında bulunan şömineyi yakmış, etrafın iyice ısınmasını sağlamıştı.

Evi, bir dağ evi gibiydi. Çevresi benim yaşadığım yere göre daha gürültülüydü fakat bu gürültü rahatsız etmenin aksine, insanı rahatlatıyordu. Dışarıdaki arabaların ve insanların sesini duydukça, insan kendini daha güvende hissediyordu.

Biz insanlar, sosyal varlıklardık sonuçta. Düşünce yapımız, ruhumuzun duyduğu istek ve çoğu eğilimimiz sosyal yöndeydi. İnsan, kendini bir gruba ait hissettiğinde yaşadığının farkına varırdı. Levi her daim yalnızlığı savunan biri olmuştu fakat ben aksini düşünüyordum.

Levi'a göre, insan yalnız olduğunda iç huzurunu bulur ve insanlar arası gereksiz sorunlardan uzaklaşabilirdi. Toplumdaki sorunlar, insan yaşamını etkileyen en gereksiz şeydi ona göre. Çünkü insanlar ufacık şeyleri bile dert edinir, çözüm üretmek yerine kavga çıkarmayı tercih ederlerdi. Bahsetmeye değmeyecek bir konu üzerine dünyayı yakıp yıkarlardı. Bu tarz şeylerden insan uzak kaldığında ise yaşamın asıl amacını ve en değerli duyguları keşfedebilirdi.

Bana göre böyle değildi. Biz sosyal canlılardık ve yalnızlık bir noktadan sonra, insanı karadelik gibi içine çeker ve umutsuzluğa atardı. Yalnız bir insan, ne kadar zevk alabilirdi ki hayattan? Mutluluk, üzüntü, umut, heyecan, sevgi... Hepsi paylaşıldıkça tadına varılan ve artan duygulardı. İnsan tek başına ne kadar duyguyu hayata geçirebilirdi? Geçiremezdi.

Zıt görüşlerimize rağmen saatlerce sohbet etmeye ve düşüncelerimizi paylaşmaya doyamayışımız, birbirimize olan uyumumuz en sevdiğim şeylerden biriydi. Asla kırıcı konuşmaz, düşüncelerimizi her yönüyle söyler ve birbirimizi anlamaya çalışırdık. Saygı duyardık kişisel görüşlere.

Şöminenin çatırtısı, beni bulunduğum mayışmış halden çekip alırken yastığın altına soktuğum ellerimi çıkarıp biraz esnedim ve tekrardan gözlerimi kapadım. Dışarıda havanın soğumaya başladığı camda oluşan buğudan belliydi. Yastığı çevirerek soğuk olan kısma kafamı yasladım ve titrek bir nefes bıraktım.

Dear Diary || RirenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin