•Anlaşma•

3.3K 361 416

 •••Alıntıdır.   

"Zaten çoktan ölmüş birini, ölümle korkutamazsınız.."
•••  

Karanlık.. İçimdeki boşluğun yansımasıydı baktığım gökyüzünün karanlığı. Beni içine çeken, yakalarıma yapışan karanlığın elleri. Hissettiğim soyutlukta nasıl bu kadar somut bir acıya ev sahipliği yapabiliyordu bu güçsüz bedenim? Çözebilmiş değildim.

Usulca trabzanlara yasladım avuçlarımı, demirin soğukluğunun vücuduma ilettiği ürperme tanıdıkdı. Düz siyah saçlarım rüzgarın etkisiyle yüzümü dövmeye devam ediyordu.. Yanaklarımdan ince ince damlalar boyun girintime uzanıyordu. Ama bu kez yabancı olan burada olma amacımdı..

"Hazel?" Yabancı bir sesten adımı duyduğumda başımı omzumun üzerinden geriye çevirdim.

Siyah takım elbiseli genç bir adam ağır adımlarla bana doğru yaklaşıyordu. Beklediğim kişi kesinlikle bu şahış değildi ve adımı nereden bildiğini sorgulama ihtiyacı hissettim.

"Siz?" Dedim tek kaşımı kaldırarak. Bedenimi yabancı adama çevirirken o hala bana doğru yaklaşmaktaydı. Uzun boylu, iri yapılı beyaz teninin aksine gür siyah saçları ve kemikli yüze sahip olan adam aramızda iki adımlık bir mesefe kalınca durdu. Elindeki varlığını yeni fark ettiğim telefonu bana doğru uzattığında kaşlarım hafifçe çatıldı. Gene neler oluyordu? Uzanıp telefonu aldım ve kulağıma götürdüm. Yabancı adam benden uzaklaşırken sesimi bulup dudaklarımı araladım.

"Efendim?"

"Merhaba.. Nasılsın?" Telefonun ucundaki sesi tanımamla boştaki elimi saçlarıma daldırdım.

"Telefonda konuşmak isteseydim çağırmaz arardım." Dedim keskin bir sesle. Memnuniyetli, samimiyetten uzak ufak bir kahkaha işittiğimde yüzümü buruşturdum.

"Gerçekten ayağına geleceğimimi sandın? Gönderdiğim arabaya bin." Dedi emredici bir sesle. Bu adamı boğmak istiyordum. Derin bir nefes alıp sakinleşmek için kendime süre verdim.

"Acele et.. Sendeki bu cesaretin sebebini çok merak ediyorum güzel kız.." Dedi iğrenç bir hevesle. Bu adamdan tiksindiğimi fark ettim. Nefes alması bile soluduğu havaya haksızlık ettiğini düşündürtüyordu bana.

"Pekala." Dedim ve telefonu kapattım. Bir kaç metre uzağımdaki arabaya doğru ilerlerken ayaklarım geri dönüp kaçmam için yalvarıyordu. Nasıl bir şeye bulaşmıştım bilmiyordum. Ama eğer bir şeyleri kazanmak istiyorsam en azından çabalamalıydım. Bunu neden yapmam gerektiğini biliyordum. Çünkü Ares haklıydı.. Ben sadece kendime acıyordum.

Siyah lüks arabanın önüne geldiğimde açık kapıdan geçip arka koltuğa bindim. Telefonu şoför koltuğunda oturan adama uzattım. Adam telefonu alıp motoru çalıştırdı ve gaza bastı.

"Nereye gideceğiz?" Diye sordum soğuk bir sesle. Adam dikiz aynasından bana kısa bir bakış attıktan sonra bakışlarını yola geri çevirdi.

"Bana hiç bir şey sorma." Dedi soğuk bir sesle. Cidden bukadar soğuk olan insanlar neyle besleniyordu? Hayat enerjileri emilmiş geriye sadece buzdan bir et yığını kalmış gibiydi.

Çevremde bana soğuk diyen insanların karşısına çıkartmak isterdim bu adamları. Önce Pars'ı sonrada bu adamı gösterip 'Cidden mi?' Derdim onlara. 'Siz soğuk insan görmemişşiniz, birde bunlarla tanışın.' Derdim.

Yarım saatlik sessiz bir yolculuk sonunda araba durduğunda şoför koltuğundaki adam bana doğru döndü "Geldik, in."

"Kes şunu." Diye tersledim. Bana kızgın bakışlar attığında "Emir vermeyi." Diye ekledim. Sabır dilercesine kahverengi gözlerini devirdiğinde "İn." Diye tekrarladı. İçimden bir kaç küfür savurup daha fazla uzatmaya gerek duymadan arabadan indim.

DAĞILMIŞ (Tamamlandı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!