TELMAF 20

58K 1.8K 357

(Düzenlendi)

 

(RÜZGAR'DAN)

Ezgi aklımdan çıksa her şey daha kolay olacaktı şuan için sadece. Arabada o yaşadıklarımızdan sonra bana gelen, her şeyi alt üst eden, o telefondan sonra yer altında ki yerimize gelmiştim. Ezginin peşine de 10-15 tane adam takmıştım ama o piç eğer birine zarar verecek olsaydı o kadar kişi ona bir şey yapamazdı.

Güvenlik önlemini en çoğuna çıkarmak için ne olur ne olmaz diye bir 20 kişi kadar daha göndermiştim Ezgi'nin peşine.  Olaylar karışıktı benim tarafımda ve düzeltmek de zordu. Bizim tarafımızda olmayanlardan birileri bizim tarafa ateş açmış. Bizimkilerde otomatik karşılık verirken olay büyümüş.

Şimdilik olay sakindi ama eğer diğer tarafın başı duyarsa bu olayı işte o zaman Ezgi'nin amcasının vereceği kararı önemsemeden savaşı başlatacaktı. Başların birinde ben vardım ve kendi çatımın altında bir çok güçlü küçük mafya gruplarını da barındırıyordum. Diğer tarafın başında Ateş Gökdağ vardı. Adamın tek işi pislikti. Uyuşturucu , kaçak silah işleri , sahte ilaç işleri ne bok varsa o adamdaydı.  İşlerini öyle yürütürdü. 

Tehlikeli biriydi haddinden fazla ama etrafında güçlü kimse yoktu. Onun tarafı ve benim tarafım savaşa girdiğinde elbette biz kazanacaktık. Hasarlar olacaktı ama galibiyet bizde olacaktı. Ben yeraltının en güçlüsüydüm. Zaten iki taraf vardı. Ya o piçin tarafı yada benim tarafım.

Tek başımıza olduğumuz zamanlarda bile gücümü gösterdiğim için ve benden daha güçlü olanlara kafa tutan biri olduğum için çoğu kişi benim tarafıma geçmişti. Kafa tuttuklarım bile. Karşılaştırma yaptığımızda onun tarafına geçenlerin sayısı 20 iken benim tarafıma geçenler 15 kişi filandı yaklaşık olarak.  Benim tarafıma geçen mafya sayısı az iken adamlar güçlülerdi. Onun tarafındaki mafyalar ise çok olmasına rağmen adamlar birer çöptü. 

Şimdiyse kendi adamlarımın hepsini toplamıştım. Herkesi , benim tarafımda olan tüm adamları. Tüm mafyaları. Açık ve geniş bir arazide idik şehirden uzakta. Güçlü ve yıkılmaz bir ordu gibi ayakataydı herkes. Eser'in koşarak yanıma geldiğini görünce dikkatle yanıma gelmesini bekledim. Yanıma geldiğinde nefes nefese konuşmaya başladı.

'' Abi...abi Ateş..'' dedi. Nefes nefese olduğu için konuşamıyordu. Sakin kalmaya çalışarak

'' Toparla hemen kendini '' dedim sakin sesimle. Emir verir tondaydı çünkü korkuyordum. Ezgi için korkuyordum. O piç Ezgi'yi biliyordu. En önemlisi de bana karşı koz kullanmak için Ezgiyi kaçırabilirdi veya ona zarar verebilirdi. Ah düşüncemle sinirlenirken Eser kendini toparlamıştı.

'' Abi Ateş'e kadar gitmiş haber. Bize ateş açan piçler söylemiş herkese olayı kendi taraflarına çekerek. Güya biz onlara ateş açınca onlar karşılık vermiş gibisinden '' dediğinde sinirle yumruğumu sıktım. Lanet olsun. Yumruk yaptığım elimi alnıma dayadım. Gözlerimi kısa süre kapattım ve açtım. Karşımda bana emir vermemi bekleyen adamlara baktım. Sinirle bağırdım

'' O piçlerden birini dahi görseniz gözünüzü kırpmadan öldürüyorsunuz. Savaş çıksın veya çıkmasın nerede olursanız olun sıkıyorsunuz kafalarına '' diye. Adamlar hep bir ağızdan onaylar tarzda ses çıkarırken çoğu eline silahını almıştı bile. Eser bana tedirgin bir biçimde bakarken kafamı ne var dercesine salladım.

'' Abi savaş çıkacak! Ateş çoktan adamlarını toplamış geliyorlar....buraya '' dedi. Tam ağzımı açıp ona bir şey söyleyecekken telefonu çalınca vazgeçtim. O telefonunu açıp uzaklaşırken bende adamlara döndüm.

'' Kucağımıza kendileri geliyorlar. Savaş başlar birazdan. Eğer aranızda korkan , ben giremem bu savaşa diyen varsa şimdi siktir olup gitsin '' diye bağırdım. Boğazımda damarlarım belli oluyordu. Bunu fark edebiliyordum. Küçükken de bağırdığımda gözükürdü damarlarım.

İLK AŞK {TELEFON SAPIĞIM} Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin