TELMAF 19

37K 1.9K 274


(Düzenlendi)

İkinci öpücüğümü de aynı kişiye vermiş bulunmaktaydım. Şuan sinirliyim fakat içimde anlam veremediğim bir duygu da vardı. İç sesim ise şuan hayranlıktan çatlıyordu. Nedenini ise bilmiyorum.

Rüzgar ben teşekkür etmem deyip beni öpmüştü ve teşekkür etmişti üstüne birde değil mi? Peki benim buna tepkim ne olacak orası meçhul. Hazır hatırlamışken bu yaptığımdan sonra 'ne yapsan haklısın' gibi bir şey de söylemişti değil mi? İç sesim hemen atlayıp evet derken sırıttım.

Gerçekten şuan gülüyordum. Sinirden ama. Karşımda ki Rüzgar benim verdiğim tepkiye şaşırırken onun isteyeceği bir tepki vermeye karar verdim. Yüzüm de ki gülümseme solarken kafamı sağa çevirdim ve dudağımı dişledim. Bizim bu halimizi gören Eser korku dolu gözlerle Rüzgar'a bakıyordu. Sağ elimi yumruk yaparken Eser bunu fark etmişti ama Rüzgar fark edemedi.

Eser tam Rüzgar'a bir şey diyecekken bakışlarımı Eser'den çektim ve hedefime yani Rüzgar'a yönelttim. Yumruk yaptığım elimi sinirle daha da sıkıp hızla Rüzgar'a geçirirken Eser'den bir

'' Oooo'' sesi duyulmuştu. Gözlerimi sinirle açıp kaparken Rüzgar bir iki adım gerilemişti. Kaşlarımı yukarı kaldırıp gözlerimi büyüttüm ve kafamı sağa sola salladım. Serserilerin yaptığı harekete benzemişti bir bakıma. Derin bir nefes alıp verirken Rüzgar

'' En azından tokat atsaydın '' dedi eliyle gözünü tutarken. Aslında ben gözüne vurmak istememiştim ama olsun. Sıkıntı yok çünkü amaç vurmaktı. Rüzgar eli gözündeyken Eser'in gülme sesleri gelince ikimizde kafamızı Eser'e çevirdik.

'' Gülme lan '' diyen Rüzgar'ın emir veren sesine karşın gülmemeyi başaramayan Eser bana baktığında ona öyle bir bakış attımki bu benden çıkan en sert bakış olmalıydı. Eser bir an suspus olurken Rüzgar şaşkınca bana baktı. Sonra Eser'e baktı. Elini gözünden çekerken kızarmış olduğunu fark ettim.

Daha da burada beklemenin anlamı var mıydı? Yoktu. O zaman doğru eve. Hem hazırlanmam lazım benim. Hiç biri umurumda değildi ve ben oldukça sakin kalıyordum şuan.

Arabanın kapısını açıp bindim. Kapıları hızla kilitledim. Rüzgar kapıyı açma çalıştığında arabayı çalıştırdım. Hızla arabayı yola döndürdüm ve gaza abandım. Sinirliydim evet ama sakindim bir o kadar. Tek bir yumruk atarak sakinleşmezdim ben. Tek bir kelime etmememe bile anlam veremiyordum. Ah kafam karışırken odaklanmak için yola dikkat kesildim.

Hızlı gidiyordum hemde aşırı hızlı. En ufak bir direksiyon hakimiyetini kaybetmede kaza kaçınılmazdı ama ben şuan hızımı bile düşünemeyecek biçimdeydim.

Neden onun öpüşü bana hem rahatlık ve huzur verirken bir o kadar da sinirlendirmişti! Sinirim ağır basıyordu tüm hissettiğim duygularıma karşın.

Derin derin nefes alıp vermeye başladım. Ormandan çıkmıştım ama daha orman yolundaydım, taşlı yolda. Bugün bazı şeyleri itiraf etmiştim. Bugünü itiraf günü olarak kabul etmek istiyorum. Hazır başlamışken sonu da gelmeliydi o zaman.

Arabanın hızını umursamadan ani bir şekilde fren yaptım yine. Araba biraz kaydıktan sonra ve tekerlerden çıkan acı bir sesten sonra dururken arkama yaslandım. Peşimden geliyorlardı bunu biliyordum. Rüzgar'la konuşmak zorundaydım.

Ne hissettiğimi bilmek istiyordum artık. Neyin duygu karmaşasını yaşıyorum bilmek istiyordum ve bunların cevabı Rüzgar'da. Aslında Rüzgar ve bende. İkimiz bir araya geldiğimizde çıkacak neyin ne olduğu. Ve o zaman belki de bu düşünceler aleminden kurtulacağım.

Şuan benim annemi düşünüp ağlamam veya onun yanına bir an önce gitmek için bir şeyler yapmam gerekiyordu ama aklımda ki bu karmaşadan kurtulamadığım sürece annemi bile düşünemeyecektim. Sorunların veya duyguların hepsini sırayla yenmek zorundaydım.

İLK AŞK {TELEFON SAPIĞIM} Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin