11.Bölüm.

2.7K 204 9

Mrb! İste yb! Umarim hosunuza gider. Lütfen oylayın ve yorum bırakın. Hepinizi seviyorum. Keyifli okumlar:)

Hayal kırıklığı bir üzüntüye sonrada öfkeye dönüştü içimde. Beni öpmesini öyle çok isterdim ki. Ve bu öyle saçma ve yanlıştı ki...

Nefesimi öfkeyle gerisin geri verdim ve üzerimde ki Carter'ı ittirdim.

"Kalk üstümden."

Carter sırıtıp mükemmel ve güçlü tek bir hamlede üzerimden kalktı.

Ben de ayağa kalktığımda bütün herkesin gözü üzerimizdeydi.

Bazı safkanlar Carter'ı alkışlıyor veya tezahurad yapıyorlardı.

Hışımla Bay Ruler'a döndüm.

"Hey, o hile yaptı. İlk ben onu yere yıkmıştım."

Safkanlar gülmeye başladı. Melezlerse yere bakıyor  ve tek bir çıt bile çıkarmıyorlardı.

Bay Ruler'da bir safkandı ancak o kuralların yeni halini kabul eden ve onaylayan bir safkandı. Ve burada ki tüm diğer safkanların alay konusuydu. Bazıları onun türüne ihanet ettiğini savunuyorlardı.

Hızla Bay Ruler'a döndüm.

"Bay Ruler lütfen benim kazandığımı söyleyin."

Bay Ruler gözlerini benden kaçırdı.

"Üzgünüm, Mia kaybettin ama iyiydin."

"Ne?! Bu doğru değil. Ben kaybetmem!"

Bay Ruler kafasını hayır anlamında salladı.

Şu anda içim kıpırkıpırdı ve kanım kaynıyordu. Öfke beni tamamen pençesine geçirmeye çalışıyordu. Öfke bedenimde kol geziyor ve Akaşa damarlarıma hücum ediyordu. Akaşa kanımda şimşek gibi vızıldadı.

Kendimi durdurmalıydım. Hemen durmalıydım. Apollyon işareti parlıyor ve ateş gibi yanarak derimin üzerini dağlıyordu.

Gözlerimi sımsıkı yumdum ve başka birşey düşünmeye çalıştım.

Olmuyordu! Burada Akaşayı serbest bırakırsam herşey biterdi.

Gözlerimi hızla geri açtığımda bir süre Carter'la göz göze geldim.
Yüzünde bana yardım etmek isteyen bir arzu vardı ama terreddütlüydü.

Tereddüt etmekte de haklıydı. Ben tehlikeliydim.

Daha fazla dayanamıyordum. Nefes alış verişlerim iyice düzensizleşmişti ve boncuk boncuk terlemiştim.

Bir anda yerimden fırlayıp hiç bir şey demeden salondan hızla koşarak çıktım. Arkamdaki şaşkın bakışları  takmadım.

Kampüsü hızla geçtim ve batı salonuna kendimi zorlukla kapattım.

Aceleyle salonun kapısını kilitledim. Bu salon Marcus'un bana öfke kontrol antrenmanları yaptırdığı salondu.

Arkama döndüğümde cansız bir çalışma mankeni tam karşımda duruyordu.

Ancak artık Akaşa' yı daha fazla içimin derinliklerinde tutamayacak noktadaydım.

Tanrılar aşkına! Nefes bile alamıyordum. İçimde bastırmaya çalıştığım güç dalgası resmen ciğerlerimi sarıyor ve beni soluksuz bırakıyordu.

Daha fazla dayanamadım ve Akaşa'yı bir haykırışla ve hızla serbest bıraktım.

Parmaklarımdan fışkıran mavi kıvılcımlar hızla büyüyerek ışık saçan mavi bir aleve dönüştü ve göz açıp kapama hızında, gürültüyle cansız mankeni kızarttı.

Melezin GölgesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!