Bölüm 1

15.9K 1K 412

Bölüm 1

Telaşla gözlerimi açtım. Karanlığa alışan gözlerim aydınlıkla karşılaşınca afallamıştı.

Birkaç kez kırpıştırdıktan sonra bir evde olduğumu anlamam zor olmadı.

Ayağa kalkmaya çalıştım ama bacağımın ağrısıyla yüzüm buruştu.

Derin bir nefes aldıktan sonra yerimde doğrulmaya çalıştım.
Zihnim çok bulanıktı.

Neler olduğunu hatırlayamıyordum.

En son iş görüşmesine gittiğimi hatırlıyordum.

4 aydır işsizdim.

Dil öğrenme hevesiyle Londra'ya geldiğimde her şeyin daha farklı olacağını düşünmüştüm.

Ailemin yardımıyla kendime tek odalı bir daire tuttuğumda en kısa zamanda iş bulup hayallerimdeki hayatı yaşayacağımdan emindim.

Babam, 23 yıldır yeterince derdimi çekmemiş gibi bir de Londra'daki yaşamıma ayak uydurmam için bana destek olmaya çalışsa da onun da işleri yolunda değildi.

Bu yüzden paramı idareli kullanmaya çalışmıştım ve bir süredir de ondan para istemiyordum.

İstanbul'da mütevazi bir semtte oturan babamın küçük bir bakkal dükkanı vardı.
Artık çoğu insan bakkaldan alışveriş yapmıyordu ve bu durum babamı doğrudan etkiliyordu.

Bacağımı zorlamak pahasına ayağa kalktım.

Gözüme ilk çarpan vazo oldu.

Altın sarısı düz bir vazoydu aslında.

Ama eski bir havası vardı.

İncitmekten korkarcasına vazoya hafifçe dokundum. Sanki benim dokunuşumla bir düğmeye basılmıştı.

Duyduğum sesle irkildim.

"Afife Düzgün."

İsmim salonda çınladı. Etrafıma baktım.

Görünürde kimse yoktu.

Kısık bir sesle sordum.

İsmim İngiliz aksanıyla söylenmişti.

Ben de İngilizce seslendim.

"Kim var orada?"

Ses düz bir şekilde cevap verdi.

"Afife Düzgün. Şu andan itibaren yaşamınız başlamıştır."

"Yaşam mı? Neyden bahsediyorsunuz siz?"

Kadının cevap vermesini bekledim ama duyduğum tek şey sessizlikti.

"Size diyorum!"

Faydası yoktu. Evde yapayalnızdım.

Burası oldukça büyük bir salondu. Az önce gördüğüm vazo her şey neredeyse her şey simsiyahtı.

Eşyaların gotik bir tarzı olduğunu söyleyebilirdim.

Aslında ev ilgimi çekmişti ama burada daha fazla kalamazdım.

Kim bilir kimin eviydi.

Hızlı adımlarla kapıya yöneldim. Ağır kapı tokmağını zorlukla çektim.

Soğuk hava yüzüme çarpınca irkildim. Temmuz ayındaydık.

Bu kadar soğuk garip değil miydi?

Bir adım atıp kapının dışına çıkınca dehşete düştüm. Daha önce hiç bu denli yağmur yağdığını görmemiştim. Londra'da bile.

Hava ne ara kararmıştı?

Gerçek OyuncuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin